Leyle-i Kadir hürmetine

Hatice Kösecik 30 Mayıs 2019 Perşembe, 07:30

Bir büyükten nakille anlatılır ki;  Henüz nur yaratılmadan önce bu alem güneş maddesinde karanlıkta idi. Melekler ise bu alem için bir yer bir gök yapıyorlar ve onlarda mağaralar, vadiler, dağlar oluşturuyorlardı. Cenab-ı Hak güneşteki ışık ve enerjiyi yaratmayı diledi. Alemi o ışıkla aydınlattı. Bunun üzerine yerdeki ve gökteki melekler korktular, varlık ilminin yıkılmasından ötürü. Dalgalandılar, seslerini yükselttiler. Büyük bir olayın meydana geleceğini zannettiler. Bu yüzden gökteki melekler yere inip hep beraber bu ışıktan kaçtılar gölgeye. Yani gündüz bölümünden gece bölümüne geçtiler.

    Zira ışığı henüz bilmiyordu onlar, gölgeyi ise tanıyordu. Hepsi de korkuyor, ürperiyor, toplanıyorlar Allah'a yöneliyorlardı. O'nun rızasını, hoşnutluğunu diliyorlardı. Ondan yine O'na sığınıyorlardı. Ta ki gadap etmesin kendilerine. Çünkü onların zanlarına göre, Allah bu alemi dürüp eski haline çevirmeyi murat etmiştir. İşte bu sebeple korkuya kapılmış, O'na yönelip dualarda bulunmuşlardı ki bekledikleri gelmesindi.

   Çok geçmedi, güneş onların bulunduğu yeri de aydınlattı. Bu kez de gölgeye doğru kaçtılar yine. Böylece güneşten gölgeye, yani gündüzden geceye, geceden gündüze yer değiştire değiştire kaça kaça yeryüzünde dolaşmadık yer bırakmadılar. Ve gördüler ki, ilk bulundukları yere gelip durdular. Sandıkları gibi bir olayın meydana gelmediğini görünce de kendilerini güven içinde hissettiler, yeryüzü ve semalardaki merkezlerine geri döndüler. Sonra yılda bir kez, yılda bir gece, bir araya gelmeye, toplanmaya başladılar. İşte Kadir Gecesi'nin sebebi olarak anlatılır bu olay.

     Ne mutludur ki bu geceye ait sevap ve mükafatlar, hadisi şeriflerden öğrendiğimize göre Muhammed ümmetine hastır. Yine Efendimizin sözlerinden anlıyoruz ki, bu gecenin faziletine inanarak ve alacağı sevabı Allah'dan ümit ederek, ibadet ve taatle geçirirse geçmiş günahları bağışlanır. İslam dini, şekilci, kalıplaşmış, dış görünüşten ibaret bir din değildir. Bu sırra binaendir ki Sevgili Peygamberimiz(sav), bu geceyi ihya etmenin şartı olarak, inanmayı ve ihlası ileri sürmüştür.

     Ümidini yitirmek doğru değildir, insanın kendine yapacağı en büyük kötülüklerdendir. İnsan kullanım kılavuzumuz olan  'Kur'an-ı Kerim"de,  yüce kitabımızda hiçbir şey eksik bırakılmamıştır. Yeter ki görebilelim, anlamaya çalışalım, Yaratıcımızın bize ne dediğini kalben duyalım. Hem öyle biliyoruz ki bu ay bin aydan hayırlıdır ve  yüce kitabımız yine bu ayda indirildi. Kadir Gecesi, şeref ve azamet gecesi anlamına gelir. İnsanız, dünyalık işlerimize dalıp bu dünyada sadece misafir olduğumuzu unutabiliyoruz. Bu gecede kadri büyük bir kitabın, kadri büyük bir meleğin diliyle,  ve kadri büyük bir Peygambere ve biz ümmetine verilmiş olduğunu öğrenince, bir de bu bilgiye Mevlamızın, Kadr kelimesini bu surede  üç kere zikretmesini ekleyince,  sırra vakıf olmayı diliyoruz.

    İnsanız efendim, beşeriz, şaşabilir, yolumuzu da kaybedebiliriz. Ama öğrenmeye açız, aşığız, Peygamberini seven, yüce kitabını baş üstü tutan bir milletiz. Bu kutlu günlere erebilmenin sevincini henüz çok kısa süre önce yaşadık, şimdi ise bir hüzün kapladı içimizi. Misafirine layığıyla ikram edememenin kaygısını duyar olduk belki de. Belki de kıymet bilemedik, koşturmaca içindeyken dalıverdik dünyanın hengamesine. Son demlerine girdik on bir ayın sultanının. Bildik ki Kadir Gecesi gizlidir ama büyük bir çoğunluk 27. geceyi Kadir Gecesi kabul etmiştir. Ona göre umut eder ve bilinen ibadetlere ilaveten iki rekat namaz kılar ve istiğfar ederse Allah'ın rahmet deryasına dalar müjdesine inanınırız. Kulları bir adım gitse Rabbine, O on adım gelir kuluna. Ne büyük bir mutluluktur ki Allah'ım, kuluna kafi olduğunu her fırsatta söylersin. Bin aydan daha hayırlı olduğunu söylediğin bu gecede, Rablerinin izniyle her iş için iner Meleklerin. Ve yine müjde edersin kuluna, "O tan yeri ağarıncaya kadar bir selamettir, esenliktir" dersin ayetlerinde...

    Nasıl ki hastalıkların tedavisinde olumlu düşünce ve dua önemlidir, tedavi edicidir. Aynı derecede ümidini yitirmemek de terapidir insana. Rabbim sever kulunu, üzülmesin ister, fırsat verir, kollar, korur onu. Bize de verilmiş fırsatları, müjdeleri alıp kabul etmek düşer. Kalbi duygularımla misafirini layığıyla ağırlayanlardan olmayı dilerim. Günleriniz bereketli, geceleriniz hayırlara vesile olsun.