Kötü programlanma

Hatice Kösecik 04 Nisan 2019 Perşembe, 07:30

"Senden bir şey olmaz", "Hiçbir işe yaramazsın", " Ne biçim bir çocuksun sen, o meslek sana uygun değil", "O arkadaşını hiç gözüm tutmadı."

Düşünebiliyor musunuz, bir çocuk masum fakat düşüncesizce söylenmiş bu tür sözleri günde kaç kez işiterek büyür. Cevabı duyabiliyorum sanki.

 İnsan beyni kişisel bilgisayara çok benzer bir şekilde çalışır. Diyebiliriz ki en gelişmiş bilgisayardan bile birçok açıdan ve birçok kez daha gelişmiştir. Hal böylesi olunca beynimizde deneyimlediğimiz her şey bilinçaltımıza kaydedilir, programlanır. Ve öyle ki insan kendi kişisel zihin bilgisayarına ne verirse bu KALICI OLARAK programlanmıştır. Dikkat!

Hayal edelim, beynin denetim merkezine bir göz atalım. Bir duvar düşünün, bütün emirlerin alındığı ve yönergelerin dağıtıldığı kısım olsun burası. Tıpkı evlerimizdeki gibi ışık anahtarlarıyla tamamen kaplanmış bir duvarın önünde durun, bakın, duyun. Sesleri işitin, küçük çocuğu anlamaya çalışın. Okulda, öğretmeninin sorduğu soruyu cevaplayamadığı için "senden hiçbir şey olmaz, söyle ailene boş yere uğraşmasınlar" diye azar işiten çocuğun mahcubiyetine tanık olun. Duvarın önündeki panoda, hayallerini, ruh halini, duygularını kontrol eden ışıklar alarma geçecek ve negatif yönde programlanacaktır. O çocuk inanacaktır, neye? Bir adam olamayacağına. Kendisinden ne köy ne de kasaba olacağına...

Çünkü beyin bizim ne söylediğimize, kendimize ne dediğimize bakar. Ve inanır, aynen o çocuğun öğretmeninin onun adam olamayacağını küçük kafasına empoze etmesi gibi...

Bize bakmak beynimizin sorumluluğudur. İhtiyaçlarımızı sürekli gözetler, sistemimizin çeşitli kısımlarına gerekli eylemleri yapmaları için yönlendirir. Beyin bizim elektriksel, kimyasal, zihinsel ve fiziksel bilinçsiz emirlerimizin her birine yanıt verir. Bunlar bizi hayatta tutmakla ilgili olan emirlerdir. Bunun yanında beyin, başka bir tür emre de, anahtarları açıp kapayan, benzersiz şekilde karşı konulamaz bir elektriksel dürtüye de cevap verir. Bu özel zihinsel emirlere -düşünce- denir.

İşte düşündüğümüz her şeyi,  bilinçli bilinçsiz kendimize söylediğimiz her düşünceyi alır beyin. İnanılmaz gibi ama beyin sorgulamaz, ona ne verirsen alır onu kabul eder. Doğru da olsa yalan da olda kabul eder...

Bu demek oluyor ki; hangi  "düşünceleri" kendinize programladıysanız ya da başkasının size programlamasına izin verdiyseniz sizinle ilgili her şeyi etkilemesine izin verdiniz demektir. Doğduğumuz günden bu yana, belki de ana karnındayken bile sersemletecek miktarda yüklendik. Olumlu ya da olumsuz.  Bazıları halen açık olan programlamaların çoğunu kabul ettiğimizin farkında bile değiliz.

Açık programları doğrudan bize yöneltilen açıklamalar, yorumlar, sorular diye değerlendirebiliriz. Ne yapacağımız, nasıl davranacağımız, ne kadar yiyeceğimiz, ne olacağımız, nerede konuşup nerede susacağımız gibi...

Başkalarına tamamıyla bağımlı çocuklar olarak yola çıktığımızda hayatta kalmamız için onları dinlememiz ve inanmamız önemlidir. Bize bu öğretilir. Başkalarının bize anlattıklarını kabul etmeyi ve buna inanmayı öğreniriz.

Her gün hepimiz diğer insanlardan sonsuz emirler, teşvikler, tahrikler seline maruz kalırız. Çevre bizi iteler, talep eder, ikna eder. Biz sözüm ona yetişkin olanlar bile,  sayısız kaptanı olan gemilere benzeriz bu halimizle. Ya çocuklar?

Akran zorbalığı, arkadaş kötülemesi, anne babanın istemeden söyledikleri, hayal dünyasının önündeki setler. Duvarın kıpkırmızı olduğunu hayal edin, öyle çok etkilenmişler ki, karışmış sinyaller. İyi olayım, susayım, nabza göre şerbet vereyim diye uslu çocuk olmalar, tamam demeler, susmalar... Patlamalar...

 Pek çok terapistin hastanın çocukluğuna inmesine sebep de bu gereksiz, fazladan, başkalarının bize yüklediği programlamadır. Neden? Çünkü o zaman, tam da inançların başladığı zamandır. Korkunun, travmanın ya da kendi kimliğinizin şekillendiği zamandır. Burada duralım biraz ve düşünelim, kendimize, çevremize, çocuklarımıza nasıl etki ediyoruz diye...

Hayattan haz almak, güzel yaşamak, hedeflere varmak isteriz, fakat yapabileceğimizi zannetmeyiz. Neden? Kötü programlama yüzünden.

Yeniden programlama yapabilir miyiz? Hayatımızın herhangi bir döneminde kabul ettiğimiz her türlü şartlanmayı geçersiz kılabilir miyiz?

Sorunun cevabı, evet...

Bütün marifet kendimizle nasıl konuşacağımızı öğrenebilmekte...

Çünkü yeterince sık ve kuvvetle söylerseniz, insan beyni, ona yapmasını söylediğiniz mümkün olan her şeyi yapacaktır.

Bir düşünceye ne kadar inanırsanız o kadar gerçektir.

Esen kalın...