Kime göre doğru?

Hatice Kösecik 27 Ağustos 2018 Pazartesi, 07:09

Çok kullanılan bir söz vardır, bilirsiniz.

"İnsan ne yerse odur."

Çok şey hatırlatır bilene bu söz, dikkat edilesi bir sürü noktanın olduğunu, ağzımızdan giren her lokmaya azami dikkat etmemiz gerektiğini, insanın yedikleri sonucunda hem ruhen hem de bedenen etkilendiği gibi.

Bu konuda hem fikir olduğumuzu düşünüyorum da, diğer konuyu sizlerin görüşünüze sunmaktan da kendimi alamıyorum.

Hani şu çok konuşulan detoks olayı var ya, zaman zaman gündeme gelen, zihinlerde yer edinip geri çekilen. Hani bazı bitkileri, yeşil yapraklıları robottan geçirip de belli süre tüketmek gibi. Hani uzun süreli açlık gibi.

Asıl konuşmak istediğim, detoks adı altında, bazı doktor ve de şifacıların, uzun süreli açlıklar yaptırması. Bu uzun süreli açlıkların içinde susuzluk da var elbette ki.

Ofisime gelen hastalarımdan, çevremdeki bu uygulamayı yapan kişilerden duyuyorum, dinliyorum. Bana sorduklarında da, öneremediğimi belirtiyorum. Aklım, tıbbi bilgilerim, dini bilgilerim de doğru olmadığını düşündürtüyor da ondan.

Tabi ki yediklerimize içtiklerimize dikkat edeceğiz, bu bizim sağlığımıza verdiğimiz önemi de gösterir haliyle. Doğru gıdaları, doğal olanları, işlenmemiş olmalarını tercih etmeliyiz. Tercih etmediğimiz, onaylamakta zorlandığımız ise, açlık oruçları. Hem de uzun süreli, hem de peş peşe, hem de önceleri sadece bir bardak su ile.

Üç gün ile başlanıp, akşam olunca sadece bir bardak su içip açlığa devam etmek. Amaç, detoks, amaç, daha sağlıklı olabilmek. Devam eden günlerde de bazı basamakları sırayla uygulamak. Öyle ki on günlük, yirmi günlük uygulamalar da var, yapabilene aşk olsun.

Aç kalınca iyi mikropların kötüleri yediği düşüncesine dayanan bir tarafı da var uygulamanın. Sonuç alan var mıdır derseniz işte işin bu tarafı göreceli.

Bu işi yapanların bazılarının da doktor olması tabi ki çare arayanların daha çok güvenlerini kazanmış.

Hatırlatmak isterim ki, bu uygulamalar arasında, ara ara yapılan hacamat tedavisi de unutulmamalı.

Daha önce de söylemiştik, hacamata karşı değiliz ehil olanların yapmasını ve de gerçekten ihtiyaç duyuluyorsa yapılmasını tercih ediyoruz, tabi ki de yapan kişinin hekim olmasını...

Detoks adı altında yapılanların, uzun süreli açlıkların her vücuda uygun olup olmadığını bilebilir mi acaba bu işi yapanlar?

Başvuran kişilerin çok iyi hikâyesini alıp da ona göre mi aç ve de susuz bırakırlar dersiniz?

Kalp hastalığı olan bir kişi ki bilmiyorsa da bu durumunu, uzun süreli aç kalsa ne olur dersiniz?

Acaba kalp kası zafiyetinden hayatını kaybedenleri göz ardı edebilir miyiz dersiniz?

Kaldı ki akşamları magnezyum sülfat içip lavman yapmak da iyi gelir mi, doğal yol mudur acaba ilaçlı bağırsak boşaltımı detoks yaparken, ne dersiniz?

Hele ki bu uygulama uzun da sürerse altı yedi ay gibi, uygulayan kişi önceleri kendini çok zinde sonrasında yorgun hisseder mi acaba?

Bir de bu arada, demir düşer, hemoglobin düşer, B 12 eksilirse eğer, ilaçları kullanmaya da müsaade etmezse bu uygulamayı yapan, (ilaçların içinde alkol var, caiz değil diye), ya buna ne dersiniz?

Hele bir de yaşlıca bir teyzeme, şeker, kan ve diğer ilaçlarını bıraktırıp da, detoks yaparken, zafiyet, düşkünlük oluşan bu teyzecik sessizce demir alırsa limandan, "vücudunda haram olmadan vefat etti çok şükür." denilirse ne tepki verirsiniz?

Sevgili okuyucular, konu derin konu uzun, zaman zaman değinmek, bu olayları hatırlatmak görevimiz biz hekimlerin diye bir kapı aralamaktı niyetim, sizleri düşünmeye davet etmekti.

Amacımız kimseyi karalamak değil, sadece yapılanların gözden geçirilmesini istirham ediyorum, elbette ki titizlikle...

"Önce zarar verme" ilkesini öğrettiler bize tıp fakültesinde, yolumuz dosdoğru olmalı ki hasta hekim ilişkisi zarar görmesin.

Yapılan tedavilerin dine dayandırılırken, elimiz vicdanımızdan hiç kalkmasın...

Ve tedavi için gidenler, lütfen aklına yatmayan bir olayı titizlikle gözden geçirip, istişare etsin.

Haydi,

Tefekkür vaktidir, KİME GÖRE DOĞRU?

Gözlerimizin, gönüllerimizin doğru olanı bulabilmesi dileğiyle...

Esen kalın...