Kafamda kedi varmış!

Hatice Kösecik 29 Kasım 2018 Perşembe, 08:10

Nilgüüünnn! Kızım kendini  korumaya aldın mı? Koçun dediğini yaptın mı?

Yapmadım anne henüz, düşünüyorum. Aşağıdan yukarı fermuar çeker gibi hareket yaparak kötü enerjilere karşı kendimizi koruyacakmışız. İnandın mı anne sen şimdi buna? Hadi ben şu aralar Tevrat okuyan, anne babasının şart koştuğu dini kabullenmeden önce araştırıp öyle inanmak isteyen, 21 yaşını yeni deviren, aklı belki de on karış yukarılarda gezen üniversite öğrencisiyim...

Ya sen anne, ya sen! Hadi, beni sayma, doğduğum yılı ve ardından gelen üç yılı hatırlamıyorum diyeyim, geri kalan on yedi yıl boyunca her nereye götürdüysen giden, senin sadece bir uzantın olarak yaşamını sürdüren bir kızken, ya sen anne? Hem inancın gereği olduğunu söylediğin namazını kılarken, hem de kapı kapı dolaşan sen? Kapıları zorlayan sen, girdiğin kapının ne olduğuna bakmadan giden sen... Doğru mu yaptığını sanıyorsun? Bugün son dedin, bana eşlik et lütfen dedin, geldim ben de son diye. Evet, itiraf etmeliyim ki şimdiye dek gittiğimiz yerlerin en profesyoneli, en temizi, en soğuğuydu. İçim ürperdi anne, içim dışıma çıktı, bir ara kusmamak için zor tuttum kendimi, bilirsin rezil olmaktan çok korkarım. Bu adamlar işi biliyor dedim, artık iyice inandım. Çevreme baktım, morlarla bezenmiş odaya, duvarlarında bilinçaltına giden yolların gösterildiği şematik resimlere. Ve tabi ki de sıra bekleyen, inleyen, çırpınan, dilleri lal olmuş insanlara, denize düşen yılana sarılır benzetmesine layık olmuş insanlara...

Baktım, şaşırdım, hayrete düçar oldum anne... Neresi burası diye soracak oldum sana, bir çimdikle cevap verdin, susturdun kuklanı. Beni yani, tek kızını. Elinle sus işareti yaptın ki anladım o vakit. Babama söylememem gerektiğini. Zaten ne zaman böyle yerlere gitsek, yalan söyledin babama. Onun kızdığını biliyordum ben de ama ona da içerliyordum hep. Neden seni yalnız bıraktı da böyle yollara başvurdun diye? Kendi annesinin tuhaf otlarla, dualarla üçgen tarzda sözüm ona dua dediği ama senin çok korktuğun,  şekilli üzeri muşamba kaplı küçük nesneleri yaptırıp da bir yerlere koymasından rahatsızlık duyduğunu anlayamamış mıydı?

Sen anne, tam tamına evlendiğiniz bir günden itibaren aşındırdığın kapıları, döktüğün paraları hesapladın mı hiç? Çocukluğumu düşünüyorum da kocaman bir yalan içinde avucumun içinden kayıp geçmiş. Amansız tartışmaları saymıyorum bile, onlar benim ruh dünyamda nasıl gedikler açtı söylemiyorum bile, nasıl baş edebilirim bilmiyorum. Tek bildiğim bunun için psikoloji okumaya karar verdiğimdir. Tüm bu kavgaların, sürtüşmelerin, gelme gitmelerin, 'kitap açtırmaların' hediyesi bana okulum. Tek dileğim bitirip sana ve senin gibilere, saplanıp kalmışlara yardım edebilmek, elinden tutabilmek anne...

Ne dedi oradaki adam duydun mu? Nasıl da hipnotize olmuş bakıyordun o kişiye, sanki ağzından bal damlıyordu sana göre. Oysa bana göre, tam bir deli saçmasıydı. Eee ben senin yarı yaşındaymışım da anlamazmışım. Benim kafamdaki ağrıların sebebi, beynimin kıvrımları arasında dolaşan bir kediymiş!!! Sen inandın, ben donup kaldım anne, adam garip el hareketleri ve yumulu gözleriyle beynimden kediyi çıkarırken!!! Benim içimden kedi değil de insana olan inancımdı çekip çıkarılan anne...

Evet sertifikalı bir adam, yaptığı işi bırakıp kitap yazıyor, bilinçaltının diline vakıf oldum diyor ve senin gibiler yüzünden de onore ediliyor. Girişte seans için alınan yaklaşık bin Türk lirası, ya da eğitim için verilen beş bin lira, ülkemde bu kadar ihtiyaç sahibi çocuk varken, karnındaki köpeği, gözündeki kediyi çıkarmaya uğraşan akıl fakiri insanlar...

Üzgünüm anne, hem de, çoook...

Evet ben şu anda bir boşluğu doldurmaya çalışıyorum, Tevrat, İncil ne bulursam okuyorum da bugün senden sonra okula gidince Burcu'nun bana gösterdiği kitabı nasıl da fark edemedim ona yanıyorum.

Şöyle diyordu sevgili annem; "Kör ile gören bir olmaz, iman edip salih ameller işleyen kimseler ile kötülük yapan da bir değildir. Ne kadar da az düşünüyorsunuz." Mümin suresinde böyle yazıyor. Ve bir sürü yerde de 'akıl etmezler mi' diye insanlara soruyor. Ben ne kör ne de sağır olmak istiyorum, kalbi mühürlenenlerden de olmak istemiyorum. İlk işim okumak olacak, insan kullanım kılavuzunu, bilesin annem... Hayatın anlamı nedir diye soruyorum, bakıyorum öylece maziye.

Huzuru içimde hissetmek, sükuneti yakalamak istiyorum.

Kocaman açtığım kollarımla sarıyorum kendimi, yaralarımın sarılma vaktidir diye...