Helikopter anne baba

Hatice Kösecik 25 Nisan 2019 Perşembe, 07:30

-Şikayetin nedir? Anlat bakalım neyin var?

-Karnı ağrıyor doktor hanım, bu yüzden okuldan hep geri kalıyor.

- Tam olarak neresi gösterir misin?

-işte şurası, göbek deliğinin altı ve üstü.

-  Ne zamandır ağrıyor karnın, yemeklerle ilgisi var mı, yani hemen yemek sonrası da ağrıyor mu?

-Genelde yemek sonrası ağrısı oluyor ama ben yemeklerden olduğunu düşünmüyorum. Çünkü onu hep organik gıdalarla besliyorum. Hiç abur cubur yemesine izin vermiyorum. Hem annesi oğlunun neyi çok sevdiğini gayet iyi biliyor. Değil mi tatlışım?

Ya sabır çeken doktor hanım, biraz da sinirlice bir ses tonuyla; "Hanımefendi bırakın da sorularımı oğlunuz cevaplasın, ağzı ve dili var  çok şükür."der.

-Gerek yok ki, onun için en iyi olanı ben biliyorum zaten...

-???

-Neyse Çağrı, sana ilaç yazıyorum, kullan, bir hafta sonra yine gel olur mu?

-Tamam ben veririm doktor hanım, hem zaten biz de sizin gibi doktor olmak istiyoruz...

Çocuğunun yerine konuşmalar, bizli ifadeler, onun yerine ağrıyan yerini göstermeler, leb demeden leblebiyi anlamalar, arkadaşını onun yerine seçmeler, arkadaşıyla sorun olursa hemen müdahale etmeler...

Tanıdık geliyor değil mi. Aileler arası yarışmalar, etiketlenen çocuklar, kıyaslanan küçükler. Yazılı notu karşılaştırmaları, övünmek için hiç boş vakit bırakmadan aldırılan dersler. İster güzel sanat olsun ister spor için olsun. Övünmek için malzeme çıksın da ne olursa olsun.

Bir yere gidilir misafirliğe, çocuğa da sorulur çay içer misin diye? Soran bin pişman, cevaplayan pek hevesli, sorunun muhatabı ise suskundur.

"Ay içmez o teyzesi, ben ona çay vermiyorum zaten, kanı çok düşük, tehlikeli olur sonra maazallah.

Belki de içesi var çocuğunun, ama annenin sözü üzerine söz olmaz ya, yutkunur çocuk her zaman yaptığı gibi. Yutamadığı, boğazında düğümlenen, bastırılmış duygularına ekleniverir yenileri. Annesi cevap vermiştir onun yerine, ne içip ne yiyeceğine, ne zaman çay içeceğine. Oysa nasıl da canı çay çekivermişti, -ah be annem, azıcık da ben konuşsam da istediğimi söyleyebilsem.-

Düşünelim mi;

Duyguları şimdi annesi tarafından bastırıldı, okulda muhtemelen arkadaşları ile iyi değil arası, ileride de hayat arkadaşı seçebilirse kendine, bir de o yönden bastırılabilmeye aday. Ama tersi de olabilir, sinir sistemi 'dur' der artık ve kendini koruyabilmek adına çok da farklı davranabilir. Telafisi olmayan bir duruma da düşebilir. Sebep, zamanında bastırdığı duygularına artık gem vuramamasıdır. Artık nabza göre şerbet veremiyordur, artık geç de olsa kişiliğini bulma arayışına girmiştir. Sonucu yaşar ve görür...

Tanıdık geldi  mi size de bu diyolog? Yoksa siz de mi onlardansınız?  Kim ki onlar derseniz, 'helikopter anne baba' derim. Hani şu Çocuğunun tepesinde hazır ve nazır dönüp duran, bir parmak şıklatmasıyla harekete geçen, mükemmeli arayan ebeveynlerden bahsediyorum. Onun yerine konuşan, onun yerine canı yanan, onun yerine arkadaş seçen, giyeceği kıyafeti söyleyen, ağzına yemek tıkıştıranlardan mısınız sizde yoksa? Ya da yaptığının farkına varanlardan mı?

Kritik edelim, her daim helikopter tarzı çocuğunun üstünde dönen duran ebeveyn sorunludur, baskıya maruz kalan, boğazında düğümleneni yutkunamayan çocuğu da. Öyle an olur ki çocuk her şeyi bırakmıştır anne babaya.  Yer içer,  yatar kalkar. Mini robot çevrimiçidir, memnun eder kendinden gayri diğerlerini.

Eğer çocuğunuzun her şeyine yetişmeye çalışan, yaptıkları her şeyden sorumluluk hisseden, çocuğun hayatına, kişiliğine, geleceğine müdahale eden, mükemmeliyetçilik duygusu fazla gelişmiş anne babalar dansanız şapkanızı çıkarın koyun önünüze. Düşünün ne yaptığınızı, neden, niçin yaptığınızı. Ve görün ki, çocuklar bu şekilde, suskun ama memnun görünüyor. Zira hayat onlara böyle daha kolay. Çocuk  yaşta, hem sekreterleri hem şoförleri hem de hizmetçileri var çünkü. Parmaklarını şaklattıklarında her istedikleri yapılıyor.

Çocuklarınıza iyilik yaptığınızı düşünürken, onların hayatta kalabilmek için gerekli olan becerilerini geliştirmesine engel oluyorsunuz. Aksi takdirde, siz yokken karşısına çıkacak ilk virajda ayakta zor duracak. Hayat her daim tozpembe değil, hatta çoğu zaman renksiz de olabiliyor.

Hayat boyu çocuğun eli ayağı,  beyni,  koruyucu zırhı olamayacağınızı bilerek, hayatı deneyimlemelerine müsaade edin, yol gösterin, ama yolunu direk siz çizmeden. Ve dinleyin onu sadece dinleyin, yorum yapmadan önce dinlemeyi öğrenin...