Hayat en güzel hediyedir bilene!

Hatice Kösecik 12 Temmuz 2018 Perşembe, 07:10

Bir sevdadır hayatı özenle yaşayabilmek. Hem fiziksel hem de ruhsal olarak sağlıklı kalabilmek.

Sessiz bir tınıdır hayata dokunabilmek.

İnsan yaşarken görür ki kolay da değildir; sağlıklı ve de huzurlu devam edebilmek. Hem de tam bu zamanlarda, "dünyanın çivisi çıkmış" dediğimiz, ülkece zorlu sınavlardan geçtiğimiz dönemde.

Umuttur insanı hayatta tutan, ümidi olmayan insan zorlanır yaşam denilen oyununu sergilerken sahnede.

Vakit gelip ekranda "game over" yazdığı zaman, içi sızlar insanın. "Henüz vaktim dolmadı, azıcık daha mühlet ver Allah'ım"der sessizce, naçar..

İşte o vakit sorguya çekileceğimiz mesellerden biri de sağlığımızdır. Hor mu kullandık, önemsemedik mi?

Her bir organımızın davacı olacağını bilmek korkutmaz mı bizi?

Olumlu olmalı, ümitle bakmalı yarınlara. Neyi dilersek, farkında olmadan dile dökersek, içimizden sık sık geçirirsek döner geliverir başımıza. Konuştuğumuz her kelime, dua niyetine geçebilir. Hani; 'gözüm görmesin seni' der annesi bir öfke anında yavrusuna, bir kuyuda bulunur iki gün sonra

Canı ciğeri... Ağzımızdan çıkana da gönülden geçene de dikkat etmeli vesselam...

Dedim ya, bir sevdadır yaşamak diye.

Hekimlik hayatımda ibretle izliyorum ki; olumlu kişiler daha çabuk iyileşme sürecini giriyorlar. Kişi iyileşeceğine ne denli inanırsa o kadar süratli tedavi oluyor. Tedavinin bir parçası belki de en önemli parçası moraldir çoğu zaman. Endişeli, kaygılı, her an kötü bir şey olacakmış hissi ile yaşayanlar, davet ediyor huzursuzluğu aslında. Belki farkında belki de değil.

Akupunktur tedavisi ile özellikle ağrıları olan hastalarımı tedavi ederken onlara sorarım;

"Hayatınız boyunca affedemediğiniz, sinir sisteminizde takılı kalan, içinizde bir yerlerde saklanmış olan, sizi üzen bir kişi, olay ya da davranış var mıdır?"diye.  Çoğu zaman, yanıt olumludur.

Genelde kafasının  içinde, saklı bir kuytu köşede durur içinin yarası. Rahatsız eder onu,  fırsat kollar ki bağışıklık sistemini çökertip hasta ediversin muhatabını.Kabuğu kalkar yaranın kanar da kanar...

Onlara şu bilgiyi veririm... Eğer çözemediğiniz sorunlar, ağrılarınız varsa, affedemediğiniz kişiler de vardır. Yıllarca aldığı ağrı kesiciler, anti depresanlar netice vermemiştir. Çünkü kafa rahat değildir, unutamamış, kilerine atmıştır kişi. Kiler dediğimiz yer; sorunlarımızı çözemeyince sonra açığa çıkarmak üzere atarız bir depoya. İşte orası, hayatımızın çöp tenekesidir. Fakat potansiyel olarak hasta edicidir. Mikrop yuvasıdır bir nevi.

Zaman zaman çıkar o depodan bilgiler, bir fırtına eser, geçer gider. Rahat bırakmaz ki huzur bulsun bedeni, ağrıları arkadaş olmuştur derdine. Belki de ağrılı olmak da işine geliyordur, ilgi çekebilmek adına... Kim bilir? Ağrısı olunca onunla ilgilenen çoğalıyorsa eğer, buna sarılır, iyileşmek istemeyebilir.

Bu da apayrı bir konudur.

Oldukça uzun ve detaylı bir konuya giriş yaparak "merhaba" dedim sizlere.

İyileşmeyi ümit eden, olumlu düşünüp yol alan, bu dünyadaki rolünün, bir ağacın gölgesinde geçirilecek bir ikindi vakti kadar olduğunu bilen huzuru yakalamak yolunda ilerler adım adım.

Bilir ki imtihandadır, hem de en çetininden...

"Rabbim; razı olacağın yaşantıyı ömrümüze amel eyle" diye niyazdadır en samimisinden...

İçinden bir ses yankılanır...

Unutma;

Hayat en güzel hediyedir bilene...