Hasta mısın kurban mı

Hatice Kösecik 05 Eylül 2019 Perşembe, 07:30

"Hakkını helal et" dedi ölüm döşeğindeki eski dostu. Yıllar var ki görüşmemişler, ta üniversite yurt sıralarında kalmıştı dostlukları. On sekiz ile yirmi iki yaşlarının sorunsuz görünen deli çağlarıydı onlarınki. Okumuşlar doktor olmuşlardı. Hem de en iyisinden. Hem de tam hekim olanından. Yeminleri vardı onların, her ihtiyaç duyulduğunda hazır ve nazır görevde olacaklardı. Öyle de olmuştu, fakat o hiç bitmez dedikleri dostlukları sözde mi kalmıştı? Meçhuldü bu hal ve kimse de bilmezdi. İkisi arasındaydı. Öyle de kalacaktı muhtemelen. İşte son anlarıydı arkadaşının, mesaj atmış, "Gel lütfen, son bir kere."demişti. Söz dinlemişti, her zaman ki gibi. Gelmiş ve görmüştü yatakta yatan, bir deri  bir kemik kalmış, tıbbın çaresizine yakalanmış olanı... Eski dostunu...

Yıllar geçti gözünün önünden, saniyeler içinde ama sanki hiç yaşanmamış gibi. Anladı o anda ki neden yıllardır gitmedi telefona eli. Dank etmişti, yutkundu yıllardır kendine bile itiraf edemediği gerçeği. O hep kurban olarak görmüştü kendini ve sonuçta yardım ettiği hastalarından daha da hastaydı.    

Kurban rolündeki halini, onu oynarken ki doktoru sevmişti zira. Kimse olmadığı zaman yanında yöresinde, oynadığı bu rolde mutluydu çünkü... 

Aslında ciddi anlamda kendini kurban olarak gören hastalarına söylerdi hep. "Hayat bir öğrenme ve deneyimleme yeridir. Hepimiz zaman zaman yanlış tercihlerde bulunuruz, sonradan yanlış olduğunu anladığımız insanları hayatımıza sokmuş olabiliriz. Ama bunların bizim için hata olduğunu yaşadıktan sonra anlayabiliyoruz. Olabilir. İnsan olan her yerde her şey mümkündür. Oysa bizi gerçekten hataya düşüren şey, yanlış seçimler yapmaktan çok kurban rolü oynamaktır... Hak ettiğimiz ya da hak etmediğimiz için yaşamıyoruz birçok şeyi. Her insan belki de seçimlerinin belki de o anda yaşaması ve ders alması gereken olayların sonucunu deneyimler.  Kendi oyununu oynar ama tek perdelik ama tüm oyuncularıyla. Yaşar, deneyimler, huzuru da bulur hüsranı da. Ne zamana dek. Perde örtülüp ekranda 'game over' yazana dek. Kişi her ne yaşarsa yaşasın eğer 'kurban' olma rolünü benimserse hasta da olmaya aday olur. Zira bu bakış açısı, kişiyi düşük hem de çok düşük bir frekansa çeker ve bu hal devam etikçe de iyice batırır dibe. Bir süre sonra "Neden ben?" diyeceğimiz daha fazla olumsuz insanı ve olayı hayatımızda buluruz. Ve sanki bir girdapta döner dururuz. Ne ilerler ne de düzeliriz. Büründüğümüz ve belki de benimsediğimiz kurban durumunda, kendine acıyıp acıyıp hayata devam eder, olayların içinden çıkamaz,  mutsuz kederli bir iç haliyle bize verilmiş her şeyiyle muhteşem olan hayatımızı zehir diye içeriz."

Öyle bir çıkmazdır ki, sürekli yakınır şikayet eder ve sürekli olarak da kurbanı oynar insan. Hiçbir eylemde bulunmadan sadece yakınmak, kurban rolünün en tipik örneğidir.

Aklından geçenler, hasta yatağındaki arkadaşının; "Beni affedebildin mi? Sana hayatının en büyük kötülüğünü yaptım ve hep bu vicdan azabıyla da yaşadım."diyen sözlerini duymasına engel olmuştu. "olsun" dedi kendi kendine ve de ona dönerek, "affettim ben seni, ne büyük acılar çeksem de bitti." diyebildi zoraki bir gülümsemeyle.

Oysa bitmediğini şu halini görünce anlamıştı, sadece içine gömmüş, yaşamla bir olmaya çalışmış, kabullenmeye çaba göstermişti. Bağışlayıcı olmayı seçmişti, bağışladığını da sanıyordu. Bir sürü hastasının hayatına dokunmuş onların affedici olmalarına yardımcı olmuş, tedavi süreçlerinde yanlarında bulunmuştu. Ama anlamıştı ki şimdi, hiçbir duygu, düşünce, travma kurban kimliğinden tamamıyla sıyrılmadan bitemiyordu.

Son bir gayret elini tuttu arkadaşının, "yolun açık olsun, rahat ol" dedi. Ağladığını görmesin diye hafif yan döndü, içine akıttığı gözyaşları durmuyordu artık. "Bir gemi daha" dedi, "demir aldı limandan. Sessizce, ağır ağır..."

Hastane kapısından çıktığında aklında olan ise, hayatının yargıcı olmak yerine hayata dair yargısız bir gözlemci olacağıydı.

Hayat bize hiç geçemediğimiz dersleri bir şeklide tekrar tekrar önümüze getirir ve ondan iyi dereceyle geçmemize vesile olurdu.

Rahat uyu dostum, ruhun şad olsun...