Gecede saklıdır hayatın mahremi, yalnızlığı, karanlığı, ahları...

Hatice Kösecik 22 Kasım 2018 Perşembe, 07:30

Saat gecenin ikisi, neden uyku girmiyor ki gözüme?

" Doktor hanım, başım boynum belim ağrıyor, onlarla idare ediyordum ama ya yeni öğrendiğim şeyle nasıl yaşarım bilemedim."diyerek gelen, "şifacı mısın?" diye soran hastama mı takıldım?

Yoksa  "Eşim iyi biridir ama her sabah işe gitmeden önce geleceği söyleyen kadına gider." diyene mi?

Yoksa yoksa, bizi bir yerlerden bulup da arayarak "Benim de sizin gibi gizli güçlerim var, tanışalım mı?" diyen, koçluk yaptığını sanan -önce kendine yapmalı koçluğunu ki çıktığı raydan içeri girsin- ayak üstü kapıda bana içimi dışımı okuyup, üzerimdeki negatif güçleri çözebileceğini ima ederken, üzerimde baskı uyandıracağını zanneden, insan tedavi etmeye soyunmuş, tedaviden bihaber vatandaşa mı?""

Öyle çok ki, o kadar artmışlar ki sayamıyorum bile. Tıpta 'önce zarar verme' ilkesi vardır, insan kıymetlidir, incitilmemelidir... Öyleyse bu vatandaşlar ne yapmaya  çalışır, hangi akla hizmet eder de insanı kandırır?

Haydi yaptın diyelim bir şekilde hacamat, ki tekrar söylüyorum, hacamat öyle iki ayda öğrenilecek bir olay değildir. Ve hekimden başkası yapmamalıdır, yasaktır, kim dinler? Elbet öğrenecek halkımız, elbet bilecek aynı odanın içinde sürü psikolojisi mantığıyla hacamat olunamayacağını...

Haydi yaptın, kimseye yakalanmadın, insan anatomisine de  vakıfsın!!! Peki be kardeşim, neden fazla kesik çizik atarsın, illa da çok kanatmaya çalışırsın da, hastanın tansiyonu düşüp kalkarken başı döndüğünde, "Çarpılmışsın, ne gördün, neler görüyorsun?" deyip zihnini bulandırıyorsun? Bu vebali kaldırabilecek gücün var demekki. Neden dinimizi yaptığın işe alet ediyorsun?.. Neden? Neden hacamat üzerindeki büyüyü çözer diyorsun? Hakkın var mı buna, yoksa aklını kapı ardında mı bırakıyorsun bunları söylerken?

Gönlüm ' durun' demek ister, zarar verme, bulandırma, acıtma, incitme, kulağına  kar suyu kaçırma...

Önce masum gibi başladı bu enerji işleri, giderek sarpa sarıyor efendim. Lütfen dikkatli olalım, akli selim davranalım. Çok okuyalım, ama doğru kaynaklardan... Demişlerden, etmişlerden değil. Gözümüzle göreceğiz diye bilmediğimiz mekanlara, gizli güçleri olduğunu söyleyenlere pabuç bırakmayalım. İnsanların elinde olduğunu söylediği belgelere hemen kanmayalım. İnsan psikolojisi apayrı bir ilim dalıdır ki her babayiğidin harcı değildir. Sözler keskin kılıç gibidir, iyi de edebilir zarar da verebilir.  Ama inanın en çok da zarar veriyor insana. Doğru, düzgün, iyi olan değil de nerede bir muamma varsa takılır insan beyni ona. Öğrenmek, bilmek ister... Yasağa rağbet olduğu üzere, bilirsiniz.

Oysa insan beynine ne verirse onu alır aynen geriye... İyi, olumlu düşünceleri verirse o çıkar önüne. Lakin, "Kocan seni aldatıyor" diyen bir şahsiyete de inanıverir, bulanır midesi. İşinden geç gelen kocanın, haberi yoktur ki karısının onun başka yerlerde, mekanlarda olduğunu düşündüğünden.

Masal gibi geliyor değil mi, oysa günümüzün görünmez sıkıntısı maalesef. Sanki bir çığ misali, büyüyor, eğer önü de alınmazsa, daha çok kandırılacak insanımız sırada bekler. Sebep? İnsan dinlenilmek ister, doktora gider, fakat fiziksel rahatsızlıklarının yanında ruhsal olanları gözden kaçabilir. Kapıda bir sürü kişi varken şikayetini dillendiremediği, doktorunun da ona belli süreden fazla vakit ayıramadığı bilinen bir gerçektir. İşte o zaman, kendilerini dinleyecek olanları aramaya başlar insan. İşte o vakit, eğer doğru, merhametli ellere düşmezse beynini kemiren düşüncelere dalıverir... Sürüklenir durur, hep başka bir yerlere doğru. Farklı bakış açıları yakalamış olan ve bu işten kazanç sağlayan ama sadece kazanç sağlayanların ağına doğru ilerler hızla.

Akıl edebilmeyi başarmalıdır, kendisine şöyle bir durup bakabilmelidir ... Hayatı en güzel hediyedir öyle ya, inanmamalıdır her söze. Alemlerin Rabbi olan Allah dilemedikçe bir yaprak bile dalından düşemezken, bir başkası, bir fani, hayatına yön veremez, geleceği asla bilemez...

Öyle tuhaf el, kaş, göz hareketleriyle görmeyen gözü gördüremez, ameliyat edilecek bir damarı, üç ayda bitkilerle "Ben tedavi ederim" diyerek kandıramaz insanı. Tabi sihir yapmıyorsa, göz boyamıyorsa, işin reklamlar kısmını iyi oynamıyorsa...

Vesselam,

Gerçek her zaman görünen değildir. Şu gözler neyi ararsa görür onu, kişi neyi sürekli anarsa gün gelir çıkar önüne...

Yaşamın olduğu heryerde umut da vardır,

Umudu yitirmemek dileğiyle...