Fark edebilmek

Hatice Kösecik 31 Ocak 2019 Perşembe, 07:12

Fabrika sahibi fabrikada çok değerli saatini kaybeder. Ve bulana ödüller vadeder. Ertesi gün fabrikaya küçük bir çocuk gelir, haberi duymuştur. "Saatinizi bulabilirim." der. Patron, "Oğlum bu kadar işin arasında bir de seni görmek istemiyorum, üretime mani olursun. Birkaç gün sonra herkes gittiğinde fabrikaya gel." Gider çocuk, birkaç gün sonra gelmek üzere. Ve gelir de vakti gelince. Fabrika sessiz, herkes gitmiş, çıt yok. Çocuk patronun saatini kaybettiği katta biraz dolaşır ve on dakika sonra elinde saatle geri döner. Patron şaşkın, nasıl bulduğunu sorar. Herkesin kaç gündür bu saati hem de ödül alma hevesiyle aradığını fakat bulamadığını ifade eder. "Sen nasıl bu kadar çabucak buldun?" der. Cevap verir çocuk." Sadece saatin tik taklarını dinledim!"

Evet, saatinin tik taklarını duyamayanlara gelsin bu yazım. Günlük hayatın gürültüsüyle o kadar meşgulüz ki etrafımızda olanların tik taklarını duyamayız bile. Tıpkı kendi öz değerlerimizin tınısını duyamadığımız gibi. Emek ister farkındalık, dikkat ister, istek ve zaman alır. Zaman ayırmak gerekir. Dinlemek gerekir,  fabrikanın gürültüsünden saatin tik takını duymazsan saatine kavuşamazsın der.

'Farkındalık kendimizi düzeltip ustalaştırmamızı sağlayan bir mucizedir. Dağılmış zihnimizi ani bir aydınlanmayla geri çağırarak hayatın her anını yaşamamız için onu yeniden bütünlüğe kavuşturan bir mucizedir. Ne kadar meşgul olursanız olun, mutlaka kendinize farkındalıkla dolu bir gün ayırın.' Derken bir düşünür, kendimize değer vermemiz gerektiğinden de dem vurur. Çevrenizdekiler ellerinden gelenin en iyisini sonuna kadar yapmıyorlarsa telaş etmeyiniz. Sadece kendinizi nasıl faydalı hale getireceğinizi düşünerek telaş ediniz. Zira sizin kendi elinizden gelenin en iyisini yapmanız, çevredeki, ailedeki herkesi, düşünebilen, yorumlayan, anı fark eden her bireyi ellerinden gelenin en iyisini yapmaları için uyarmanın en etkili yoludur. Öyle ki, bir aileden tek kişi bile farkındalık içinde yaşarsa bütün aile bundan etkilenecektir. Zaman ve de sabır gereklidir bazen sadece.

Farkındalığın zirvesi, geç kaldığının ve ertelediğinin farkına varıp, kendine gelerek derhal harekete geçmektir, adım atmaktır.

"Eşimi çocuklarımı yıllar yıllar sonra ihmal ettiğimi anladım, ama bu arada çoook para kazandım, mevki sahibi oldum, seviye atladım, atım yatım katım oldu. Tam tamına 23 yıllık eşim terk edip gidince, büyüyen çocuklarım yalnız bırakınca, o kocaman evde in cin top oynar olunca anladım ki, hep ben demiş, hep işim demişim. Zira onlar bize de vakit ayırır mısın, beraber bir yerlere gidelim mi? Dediklerinde kızardım onlara, nasıl geçinmeyi düşündüklerini sorardım. Oysa şimdi, her şeyim  var,  tuttuğum altın oluyor belki ama yanımda sevdiklerim yok. Hayatı ıskalamış, çocukların büyürken ki o en masum hallerini bile fark edememişim. Üzgünüm, pişmanım, mutsuzum." Diyerek anlatan iş adamı en azından 23 yıl sonra aydınlanmış. Geç mi kalmış, yaşayıp denemesi gerek.

Her gün geçtiği yolun, sonundaki yeşil boyalı evin yanında boy veren selvi ağacının en tepesinde yuva kurmuş öten neşeli kuşun yavrularını beslerken söylediği neşeli şarkıları duyup da 25 yıllık hayat arkadaşı olan eşine, 'Seni sevdiğimi biliyor musun, sana değer veriyorum.' demediğinin farkında olamamak... Sekiz yıldır yabancı ülkelere iş için seyahat edip de köyünde yatalak olan 80 yaşındaki annesi ve de ona bakan 85 yaşındaki babasını ziyaret edemediğinin farkında olamamak...

Uzatabiliriz örnekleri, bakmak, fark etmek, uygulamak gerek elbette. Ne diyor şair;

Ben bir ceviz ağacıyım Gülhane Park'ında;

Ne sen bunun farkındasın ne de polis farkında...

Farkındaysan yaşıyorsun, farkında değilsen sadece nefes alıp veriyorsun demektir. Kendimize soracağımız soru; Ne kadar farkındayız acaba?

Bakmak başkadır, görmek başkadır. Farkında olmak için görmek gerekir.

Bazen de farkındalık susmayı bilmektir, haykırmak istediğin halde.

Sevebilmektir, nefret ettiğin halde,

Gülebilmektir, için kan ağladığı halde.

Hayatına güzel gözlerle bakabilenlere selam olsun,

Selam olsun seven, sevilen, fark edenlere...