Eleştiriye dair

Hatice Kösecik 18 Ekim 2018 Perşembe, 06:22

Eleştirirken rahatlıyorsan hınç alıyorsun demektir; bekle biraz, çok kısa sürede sıra sana da gelecektir.

Bir bakmışsın ki acımasızca eleştiriler sana yol alıyordur artık... Dikkat!.. Bu vakit biraz durup sükut vakti, kendimize çeki düzen verme vakti...

Vakti şerifler hayrolsun. Yeni güne hazırlanıyorsunuz, belki biraz acele, işe, okula, eve yetişememe telaşı sarmış ruhunuzu. Bir şeklide güne başladınız diyelim, evde, okulda, iş yerinde, sokakta yapmayı planlandığınız bir sürü iş var. Dikkat, dur, düşün, bekle. Çünkü tam da bu sırada en yakınından ya da uzaktakinden geliverir eleştiri...

Ne olduğunu anlayamazsın önce,  belki de, kendini eleştirilmiş, düzeltilmiş, başarısız ve hatta hatta suçlanmış hissedersin. Aslına bakarsan bu konu sizce ya da bizce küçücük bir hata yahut önemsenmeyecek konu da olabilir. Ama fark etmez eleştiren için, kıracaktır o kişi, eleştirirken rahatlayacak hırsını alacaktır şu koca dünyadan, ona verilmeyenden, belki de verildiği halde kıyasıya eleştirme hastalığına yakalandığı için burnunun ucunu göremediğinden... Kendine "Sen de kimsin, neyin çabasındasın" diyemediğinden.

Eleştireni bırakıp da eleştirilene göz atalım isterim, tam da güne başlamışken bir umut, kafasına atılan taşların haklı ya da haksız, yerli ya da yerinde olduğunu anlayamadan, belki de günlerce bunun üzerine düşünmeye sevk edilene bakalım. Nasıl olsa da eleştirene karşı hele de bunu alışkanlık edene karşı kendini korumaya alsın? Hali hazırda yeterince dolu olan sinir sistemine bu yükü de yüklemesin.

Zaten her insanın kendine özel yaşam tarzı, koşuşturması varken, zaten de bu dünyanın bir düzeni mevcutken, arada mola verip kendine bakabilmeli insan. Kendi olabilmeli, içindeki dünyayı görebilmeli. Üzülmemeli, " arsız güçlü olunca haklıyı suçlu çıkarır." Unutmamalı.

Acımasızca eleştiriliyorsan, muhatabın bu özellikleriyle geliyorsa sana, tepki vermeden dinlemeye, karşı tarafın bakış açısını anlamaya çalış önce. Biliyorum zor ama etkili bir yöntem. Karşıdaki üslup hatası yapıyorken, bak bakalım, yeni bakış açısı kazanabilir misin ve kendini geliştirme fırsatı yakalamış olabilir misin acaba? Anında sert tepki yerine, bunu biraz ertelemeye çalış ki yatışsın zıplayan sinirlerin. Hemen derin bir nefes al, şöyle bütün vücudun taze havayla dolsun. O ortamdan mümkünse ayrıl, kısacık bir mola ver ki beynin toparlasın kendini. Öyle ki eleştiriye daha sağlıklı cevap verebil... Hemen savunmaya geçme sakın. Önce muhatabın size yardım etmek için mi konuştuğunu anlamaya çalış, zor olsa da. Belki de hemen onu reddetmek yerine, söylediği şeyi değiştirmek veya küçük bir sorumluluk almak sizi bir adım daha ileriye götürecektir unutma. Ortada bir hatadan dolayı eleştiri varsa eğer, bu hatayı kabul ettiğinde ne olacağını düşün. Reddetmek kısa süreli rahatlama sağlarken ve tabi ki sonrasında sıkıntı yaşamanızı kolaylaştırır. Kabul etmek ise hatayı gidermeye odaklanmanızı, eleştiriyi bir takdire dönüştürmenizi sağlayabilir. Zaman zaman yapılan hatalar, öğrenme sürecinin en önemli parçasıdır. Bundan ders çıkarmak büyük olgunluktur...

Genç kadın ayakkabı almak için mağazaya girer. Tezgâhtar pek çok ayakkabı çıkarır fakat uyan bir ayakkabı bulamaz. Canı sıkılır tezgâhtarın, bunalır ve sinirlenir. Sonunda kadına "Ben ne yapayım hanımefendi! Sizin ayağınız diğerinden büyük, kusurlu ayağınız!" der. Kadın kızarak fırlar dışarı, başka bir dükkâna dalar. Aynı problem orada da baş gösterince, bırakıp gitmeye davranır. Ama tezgahtar, akıllıdır, gün görmüştür. Üslup bilir. "Telaş etmeyiniz hanımefendi. Ne yapalım bir ayağınız diğerinden birazcık daha küçük. Sabırlı olmak lütfunda bulunursanız eğer, size layık incelikte ayakkabılar bulacağım!" der bir dolu umutla... Az sonra müşteri elinde 2 çift ayakkabı paketi taşırken çıkar dükkandan... Düşündürücü...

Hadi kolay gelsin hepimize, gardımızı alarak bakalım olaylara. Daha zinde bir kafayla, daha özel bir gözle. Görünenin ardına bakabilme yetisiyle. Ve unutmayalım olur mu?

Bir insan neyi ne şeklide eleştirir, kınarsa, çevresindeki kişilerin ayıbını ortaya çıkarmak için uğraşırsa eğer, vakti saati gelince, o da aynı harekete maruz kalacaktır. Neyi kınarsa kişi yaşar o kınadığını, hem de en alasından, en layığında... Başına gelecektir bir şekilde kınadığı. Çünkü sahipsiz değildir yaratılan,

Unutma ki "Bu kabağın da bir sahibi vardır."