Bir özel tedavi akupunktur

Hatice Kösecik 02 Mayıs 2019 Perşembe, 07:00

Merhabalar

18 yıl önce akupunkturun o çok özel dünyasıyla yolum kesişti. Kendimi bu konuda oldukça şanslı hissediyorum. Birçok doktor arkadaşımın;" Hatice'ye yazık oldu, evli ve üç çocuklu. Kariyerini yapamadı." Söylemlerinin aksine, yolumun akupunkturla kesişmesinin hikmetini zamanla gördüm. Ve bu benim hayatımın bir parçası oldu. Şu an kendime bakınca, çocuklarımı bizzat kendim büyütmüş olmaktan ve mesleğimi zevkle yapmaktan mutlu olan bir insan görüyorum...

Nedir akupunktur derseniz? Küçük iğnelerle yapılan çok özel bir tedavi şeklidir derim. Vücut yüzeyinde fizyolojik olarak tanımlanan noktaların iğnelenmesi esasına dayanır ve tedavi edici bir yöntemdir. Tedavi edici özelliği dikkate alınması gereken bir tarafıdır. Yani sadece ve sadece semptom giderici değildir ki bizim için önemli olan da budur.

Vücudumuzda belli sayıda meridyenler vardır ve o meridyenler üzerinde de mevcut akupunktur noktaları bulunur. Belki bir 5000 yıllık da tarihi vardır ve de akupunktur mevcut tıbbın rakibi değil ancak onun destekçisi olabilir. Hekime hastayı bütün olarak ele almak gerektiğini, bedenin sadece mide, kalp, böbrek, akciğerden oluşmadığını söyler. İnsan ruhu ve bedeni bir bütündür ve ona göre hareket etmelidir. İşte akupunktur yapanların, bu işe gönül verenlerin iğnelerle ahengi tutturması gerekir ki hastasının ruhuna da hitap edebilsin. Bu özel tedaviyi kesinlikle tıp doktoru olanlar yapmalıdır unutulmasın.

Bir Türk hekimi olan, batılıların "Avicenna"adını verdikleri İbn-i Sina da 1100 yıllarında nabız muayenesi ile hastalıkların teşhis edilmesini anlatırken, enerji kanalları ve meridyenlerden bahsetmiştir. Bu da akupunkturdaki meridyen ve noktaların ta kendisidir.

Çağlar ötesinden gelen şifadır akupunktur.

Kişi bilmediğinin düşmanı oluyor maalesef, ama biraz zaman ayırıp da araştıran görecektir ki;  akupunktur çok eski bir tedavi şeklidir ve de etkisi defalarca, kanıtlanmıştır, makaleler yazılmıştır.

Bizler biliriz ki iğneyi batırınca vücut o küçücük iğne hasarı sonucu alarma geçer ve orayı tamir etmek için vücudun belli sitemlerini, kendi hormonlarını harekete geçirir. Ağrı kesici etkisi, sakinleştirici etkisi, immüniteyi artırıcı etkisi, psikolojik etkisi, motor iyileştirici etkisi ve daha birçok etkisi devreye girer. Sonuç gözle görülür tarzda olumludur. Tedavi sırasında, akupunktur yapan hekim, nitelikli iletişimi tercih edip hastasını da dinlerse eğer gülen yüzler çoğalacaktır.

Son zamanlarda akupunktur tedavisi bir nevi antidepresanaların yerini almaya başladı. Gereksiz yere kullanılan bu ilaçlar beyni yormadan donuklaştırdığı için olumsuz etkileri iyice açığa çıkmıştır. Bir de baktık ki toplumumuzda evinde antidepresanı olmayanı anormal sınıfına sokmuşuz usulca.  Öyle ya bu koşturmacalı dünyada, bu kadar hızlı yaşarken insan, çağa  ayak uyduramadığı zaman,  geride kalıp ip atlamaya başladığını düşünürse ve rekabet haline de girip rakibine ayak uyduramazsa kafada bir yerlerde sinyaller doğru iletilemez. Oysa ne yazık,  farkına bir varsak,  durup derinden bir nefes alıp baksak kendimize, kendi elimizle ruhumuza yaptığımıza baksak, düşünmeye vakit ayırsak,  iyileşme sürecine de adım atarız. En azından farkındalığımız olur, "azıcık yavaşla"  deriz kendimize...

İşte tam da bu sırada ihtiyaç duyulan tedavilerden birisi de akupunktur... Kendinize bir saat kadar vakit ayırıp, sadece kendiniz için bir deneyin. Hasta olmasanız da bağışıklık sistemini toparlamak, vücudun dengesini ayarlamasına destek olmak için. Haftada bir kere önceleri düzenli olarak, en az altı hafta gittiğinizde kendinize yaptığınız iyiliği fark edeceksiniz. Bir sabah kalktığınızda daha dinç, daha istekli, daha olumlu, daha sakin bir bedenle hayata devam edeceksiniz. Tabi ki vücut akupunkturu ile beraber bir de sizi dinleyen, terapi yapan bir hekimle karşılaştıysanız, bu özel tedavinin üzerinizdeki etkisine bayılacaksınız.

Gülen sağlıklı gözlerle hayata dokunabilmeniz dileğiyle...