Bir çay koy da geleyim

Hatice Kösecik 18 Nisan 2019 Perşembe, 07:30

Ne güzel demiş şair; "Geleydin bir çay içimi, sen  çay dökerdin,  ben de içimi."

Nemli iklimlerde yetişir çay, o güzel yürekli, kendine has şiveli, tez canlı bacılarımız toplar çayı Karadeniz'den. Heybetli dağların, engebeli, oldukça eğimli çay bahçelerinden bir sevdayla toplanır yeşil yapraklar. İncelik ister, özen ister, sevgi ister, elbette emek ister çay...

Nemli ortamı sever belli ki canım çay, belki de bu yüzdendir yüreği nemli insanların çayı benimsemesi, severek içmesi. İçerken de iyileşmesi.

***

Çay koy da geleyim, nasılsın diyecek, gerçekten hatırını soracak ve gerçekten sen arayamasan da arayıp soracak güzel yürekli dostlara ihtiyacımız var. Okyanus yürekli dostlara. Onlar bilir kendilerini, bilir ve de hiç gücenmez, aranmıyorum ben de aramayayım demez. Bilir ki, belki arayamamıştır dostu, zamanında bir demlik çayı oturup beraber içtiği yareni. Takılmaz bu tür detaylara, arar da söyler, "Özledim sesini, özledim sohbetini, bir çay koy da geleyim."  Ne mutlu öyle dostu olana... Derler ya 'bir kahvenin kırk yıl hatırı var' diye, doğrusu, dost meclisinde sevdiklerinle yudumladığın o bir bardak çayında hakkını unutmamak gerekir.

***

Türk Milletinin çayı özeldir, belki de içimi en güzel olan da bizim çayımızdır. En güzel sohbetler yapılır o demliğin başında, en derin konular konuşulur semaver halkasında. Büyükler sohbet ederken tatlı tatlı, uykusu gelen çocuklar kıvrılıverir bir kenara, hem hülyalara dalar, hem de yarım kulak dinler çay sohbetini. Ne denli lezzetlidir ki o anlar, bu ortamda büyüyen çocuklar zamanı gelince mis gibi tazecik bir çay kokusuyla mazinin ayak izlerini sürecektir... Hep çay denince gelir aklıma Ahmet Yesevi Hazretleri. Onun çay için ettiği anlamlı duası. "Bu çok şifalı bir içecektir, içiniz ve hastalarınıza da içiriniz. Kıyamete kadar ona zeval gelmesin."

Onun, çayı  içen ilk Türk olduğunu yazar tarih kitapları. On ikinci yüzyılda, Ahmet Yesevi hazretleri, bir gün bir Türkmen evine misafir olur. Yorulmuş ve terlemiştir.  Doğum yapacak bir Türkmen kadını için dua etmesi istenir, hazret dua eder doğumun kolay olması için. Bebek doğar, çok memnun olan taze baba çay demler getirir. Çayı içer hazret, rahatlar, dinlenir, severek içer bu sıcacık şifayı. İşte burada dua ettiğine, çayın da şifalı olduğuna inanılır.

Elbette biz torunları da, Gazi dervişleriyle Anadolu'yu gezen hocamızın sözünü tutarız. Severek yudumlarız şifayı.

Araştırmalar, taze demlenmiş çayın faydasını saymakla bitiremez. Fakat; özellikle mide bağırsak sistemi kanserlerini önleyici maddeler içeren taze demlenmiş çay, ilk yarım saati geçerse, bu sefer de toksik maddeler salgılamaya başlar. Faydalıyken tehlikeli bir içecek olur. Bayat çayın acı olduğunu biliriz, içimi de hiç hoş değildir. Ağızda buruk bir tat bırakır. Çünkü içindeki şifalı maddeler artık şekil değiştirmiştir. Hatta araştırmalar en ideal çay içimi için demlendikten sonraki ilk yarım saatlik süre olduğunu söylüyor.

Az demler, bitince yine demleriz, çayımızdan vazgeçmeyiz, çayımıza laf söyletmeyiz dediğinizi duyar gibiyim...

***

Bilin ki çay içiyorsanız bitmemiş şeyler var demektir. Bizler çayın yalnızlığa iyi gelen tarafını severiz. Hemen her dem bir çay koyar, yorgunluğumuzu o muhteşem renkli çayı, ince belli bardaklarda içerken gideririz. Bazen öyle gelir ki, soğuyan bir bardak çaydır bizim ömrümüz. Hani yeni bebekleri olan anneler hiç sıcak çay içemezler ya, yine de içecekmiş gibi koyarlar çaylarını. Olsun, soğuyan çay olsun yürekler değil deriz. Ötelerden gelen eş, dünya dolusu gürültüyü sıkıştırır da beynine; hadi canım bir çay koy da içelim der. Oğlan gelir üniversiteden, "anne"der, "çay demledim içelim mi? "Çayın etrafında toplanır ev halkı, mutlu mesut. Öyle ya şu dünyada huzursuz olmaya değer mi? Sinirli bir bey söylenir içinden, çayın cinsiyeti olaydı kesin bayan olurdu, ilgilenmeyince hemen soğuyor diye...

-Ateşler içinde yandığına göre, unutulduğunda soğuduğuna göre, besbelli ki var çayın bir derdi- der, ince belli cam bardak da ötelerden.

Öğrettin bize bir gerçeği daha çay, canım çay. Bekleyen her şey soğur, acır ve bayatlar...

Gönül de der ki;

Demli çayımıza çaydaş, muhabbetimize gönüldaş olacak dostlara acilen ihtiyacımız var.

" Konuşmadan anlayacak dostlara, sorgusuz sevecek yare, talepsiz çay getirene çok ihtiyaç var..."

Özetle,

Çay diye bir şey var, her mevsime, her güne, günün de her saatine...

Hadi bir çay koyun da içelim şifa niyetine...