Bazen akışına bırakmak gerekir

Hatice Kösecik 10 Ocak 2019 Perşembe, 07:30

Beni kurtarın ne olur doktor hanım, yardım edin bana. Kayınvalidem her fırsatta dövüyor beni, sesini çıkarır da birine söylersen, kırarım bacaklarını diyor. Kaçtım geldim, o evde bir tek nine beni seviyor, gelmeme göz yumdu.

Burası, Batı Karadeniz'de bir ilçe, sağlık ocağındayız. Öyle çok büyük kavgaların olduğu bir yer değil bu ilçe.  Herkes kendi işinde gücünde. Çalıştığım sağlık ocağına gelen genç kadın telaşla anlatırken bir yandan da etrafı kolaçan ediyordu. Korktuğu her halinden belli olan, adının Nilüfer olduğunu söyleyen genç kadın belli ki ağlamıştı.

İnsanın yüzüne onu dinlediğini anlatır tarzda bakman yeterlidir bazı zamanlarda. Belki bir dokunur bin ahhh işitirsin ama sonuç değer buna. İçini döken muhatabın yüreği ferahlamış olarak ayrılır yanından. Dinlenilmek ister insan, anlaşılmak, duyulmak. Öyle çok bağırmaya da gerek yoktur duyulmak için, bazen içinden bile geçirsen anlayışı yüksek olan arkadaşın hal dilinden anlayıverir, yükün bir kısmını alıverir o anda.

"Neyin var, nedir sorun?"  dedim sessizce odaya çekerek Nilüfer'i.

- Önce sakinleş, sonra tek tek anlat, nedir seni buraya getiren sebep?

Büyük bir nefes aldı Nilüfer, sonra da bıraktı gürültüyle, yığıldı sandalyeye. "Beni geçen yıl istediler, kayınvalidem olacak o ikiyüzlü kadın görüp beğenmiş çarşıda. Ne annem var ne babam, amcamın evinde bir sığıntı gibi büyüdüm ben. Ne yengem ne de kuzenlerim istemedi beni. Ama gidecek kapım da yoktu, kaldım. Şimdi ise "onlar istedi ben de kaçar gibi kabul ettim. Doğru düzgün görmeden evlendim ben kocamla. Tek kelime konuşmadık, meğer sakatmış, ne işitir ne de konuşurmuş. Sadece tuhaf tuhaf bakıyor ve gülüyor. Bir de hemen hamile kaldım, üç aylık bir kızım var şimdi. Kayınvalide dersen bütün işleri bana yaptırıyor akşama kadar, oğlu yatar da yatar bütün gün, akşam zaten ayrı bir hava çalar. Yemeği beğenmez vurur, çamaşır ister vurur, ne dediğini anlayamam vurur. Çocuk ağlar vurur, uyumaz vurur. Annesi işaret eder benim saf koca döver, bir de eli ağır ki doktor hanım, anlatamam sana. Amcamın evinde yengem burnumdan getiriyordu ama orası cennet kalır bu evin yanında. Kurtar beni, polise vermeme yardım et ne olur...

Sustu, ağladı, içini çekti, gözyaşları aktı durmadan. Onu dinleyecek, yargılamayacak, neden demeyecek, sadece dinleyecek bir insana ihtiyacı vardı ve beni çıkarmıştı yazgısı yoluna. Kaderini kabul etmişti oysa o, biliyordu ki bebeğini bırakamayacaktı. Kayınvalidesi sadece sakat çocuğuna bir eğlence olarak aldığını çirkin bir dille ifade etmişti zaten. Ve anlaşılan o ki her fırsatta da konuşamayan oğluna dövdürürken bu garibanı, oğlunun yetersizliğini örtüyordu bir nevi. Anne güdümündeki oğlan da acımadan el kaldırıyordu karısına. Ve görünen oydu ki devam da edecekti eziyetine. Ya Nilüfer? Ne mi yaptı, sakinleşti, duruldu. Kafasını kaldırdı, baktı baktı uzunca bir süre. Kabullenmişliğin sessizliği vardı bu gözlerde, yaşayan bilir ifadesi de elbette.  "Ninem bekler beni. İdare edemez küçük yavrumu, gideyim ben doktor hanım."dedi, kalktı oturduğu yerden. Bu cesur kadın savaşçıydı, kabul edendi, sabırlıydı, yavrusunu vermemek adına çilesini sarandı. Anneydi o, cesur bir anne. Soran gözlerle baktı," ne yapayım dercesine" içimi ezerek giderken. Arkasından hüzün çiçekleri saçıldı odaya, her seferinde kokladığım.

Ahh Nilüfer, kendin sordun kendin cevapladın, gidemem, yavrumu bırakamam dedin. Düzelir mi bir gün sorusu umut oldu senin yaşamına. Ve olacakta, cesur insan...

Gönlü güzel insanlar her yeri kendi gibi güzelleştirir. Ve insan yaşadığı yere göre değil, taşıdığı yüreğe göre yaşarmış. Biliyorum ki sen yaşadın, duydum ki nine vefat etmiş, ama sen güçlü kaldın, dik durdun.

İşte bazen dedin, akışına bırakmak gerekir; yaprakları, suyu, mevsimleri, olayları, insanları...

Ve bekleyip de görmek gerekir sonuçları...

Uzaklardan bir Aborjin sözü fısıldar kulağımıza;

Hepimiz bu zamanda ve mekânda ziyaretçiyiz. Yalnızca geçip gitmekteyiz. Buradaki amacımız gözlemek, öğrenmek, gelişmek ve sevmektir. Sonra yuvaya döneceğiz...

Bekle ve gör...