Bayram geldi

Hatice Kösecik 20 Ağustos 2018 Pazartesi, 07:14

"Bir kimse bugünlerde bir yoksula sadaka verirse Allah'ın Peygamberlerine iyilikte bulunmuş olur."

Severek okuduğum Gunyetüt Talib'in de geçiyor bu söz. Bayramımız bayram olsun, arefe günümüz de mübarek olsun diye niyetlendik yazımıza.

Nafi, İbn-i Ömer'in şöyle dediğini rivayet etmiştir;

" Ben Resulullah'ın şöyle buyurduğunu işittim:" Allah( cc), Arefe günü kullarına bakar. Kalbinde zerre miktarı iman bulunanı bile bırakmadan bağışlar."

Ben, İbn-i Ömer'e şöyle sordum:" bütün insanlara mı yoksa Arafat'ta bulunanlara mı? "

O da şöyle cevap verdi: " Bütün insanlara."

Ne mutlu bize ki,  'bütün insanlara' müjdesine mazhar olmuşuz. Kâbe'ye, o kutsal beldeye gidip gitmediğimize bakmadan, bir bütünün içine alınmışız. Muhteşem değil mi?

Yüce Rabbimiz bizi seviyor, bizi görüyor ve de bize bakıyor. Sevgiyle, muhabbetle bakmasını ümit ediyoruz elbette ki.

Beşeriz şaşabilir, yanlış da yapabiliriz ama öylesine merhametli bir yaratıcımız var ki ve de öylesine" Ümmetim ümmetim" diyen bir peygamberimiz. Tabi ki bir de müjdemiz. Cennetin kapıları sonuna kadar açık ve bekler inananları. Ayrım yapmadan ' bütün insanları'.

Bu kutlu günlere, bu anlamlı zaman dilimine sağ salim varabilenlere selam olsun. Geçtiğimiz yıl, bayramda aramızda bulunup da bu sene ebedi yurduna dönenlere de ayrıca selam olsun efendim...

Sevdiklerimizle geçen her gün bir bayramdır aslında, idrak edebilsek...

Soğuk kış günlerinde bacası tutan evlerde bulunmak da bayramdır,

Kapının ziline dokunduğunda bir açanımızın olması da ayrı bir bayramdır anlayabilsek.

Aklını kaybetmemek, bedenine söz geçirebilmek de bayramdır,

Elden ayaktan düşmemek de...

Duymak, yürümek, görmek nasıl bir mutluluksa,

Bir soğanı kırıp da yemek,

Alın teriyle kazanmak,

Kimseye muhtaç olmadan, ele güne düşmeden yaşayabilmek de bayramdır anlayana.

Anlayana bayramdır savaş olmadan cennet yurdunda ömür sürebilmek,

Sevda çekmek,

Alnı açık yaşlanabilmek...

İncindiğinde anneye sarılabilmek,

Mis gibi taze ekmek kokusuyla uyanmak,

Sabah olduğunda çay kaşıklarının sesinin birbirine karışan ahengini duyabilmek de,

Yeni demlenmiş taptaze tomurcuklu çayın rayihasını duyumsamak da ayrı bir sevdadır.

Bayramımızdır aslında, elbette ki bilene.

Kaybedince anlaşılmakta bazı güzellikler,

'Nerede o eski bayramlar' diyen bizler,

Neyimizi kaybettik acaba?

İnsan aynı insan değil mi?

Kadın aynı erkek aynı, çocuklar desen onlar da aynı. Nedir eksiğimiz, nedir bulamadığımız, nedir bu hüzün?

En mutlu olması gerekenler neden hep mutsuz?

Kim mi en mutlu olması gerekenler? Elbette ki sağlığı sıhhati yerinde olup da, kimseye muhtaç olmadan, Rabbinin verdiğine' Eyvallah' diyebilenler.

Elimizde olanın kıymetini bilemeden,

Her günün bayram tadında olması gerekirken nefsi kavgalarımızın yorduğu gönüller...

Seven ellerin birbirine sımsıkı kenetlenmesi beklenirken, sırtını dönüp gidiveren bedenler...

Zamanın birinde sevdiği için nasıl da mücadele ettiğini unutuveren sevdalı kalpler.

Öyle bir bayram istiyorum ki, huzur sağnak sağnak yağsın ülkem insanlarının üzerine. Ağlamasın analar, bacılar, eşler, evlatlar. Sevgimiz daim olsun, incinmeyen gönül olabilelim ki incitmeden de bihaber.

Arefe günü hürmetine, 'bütün insanların' içine alındığı bu özel saatler hürmetine,

Kalbi dualarınızın kabul olması dileğiyle...

Günümüz bereketli, vaktimiz hayr olsun efendim.