'Annemden giderek soğuyorum'

Hatice Kösecik 01 Ekim 2018 Pazartesi, 07:10

Koltuğunda oturmuş, elindeki çayı isteksizce karıştırıyor, sanki küçücük dünyasını regüle ediyor. Belli ki çay kaşığı dönerken çıkan o ahenkli ses iyi geliyor ruhuna...  "Annemden nefret ediyorum. Sanki benim annem değil o doktor abla." Bu sene sınava girecekmiş, sanki ömrünün en önemlisi, sanki başka bir konu yok hayatında. Öylesine programlı öylesine takıntılı... Sınav, hayatının dönüm noktası ona göre, aileden kaçış fırsatı. Sınavı kazanıp, hapis hayatından kurtulma fikri. Buna tutunup yol alıyor hızla.

Tekrarlıyor hastam şikayetini,

  •  Annemden nefret ediyorum.

Yaşı on yedi, ömrünün en deli dönemlerinden birinde, ilk baharı, sancılı, takıntılı, bazen alabildiğine uçarı, bazen de çok sessiz...

Oysa en narin dönemi belki de, aklı selim olarak davranmayı öğrenebilmesi adına...

Ezgi konuşurken, aklımdan geçiyor bir yazarın dediği. Tekrarlıyorum gayri ihtiyari.

"Bir anne kadar etkileyebilen başka hiçbir şey yoktur."

Kendi başımıza hayatı anlamlandıramayacak kadar küçükken, annemiz deneyimlerimizi alıp özümseyebileceğimiz dozlarda yansıtır bize.  Böylece biz de ideal bir dünyada her ifademizi yansıtan kanala sahip oluruz. Annemiz bizimle aynı doğrultuda olduğunda dokunuşu,  yumuşaklığı, teninin sıcaklığı, sürekli olarak ilgisinin üzerimizde olması ve gülüşü, bize güven, değerlilik ve ait olma hissi aktarır. Güzel şeyler ile dolan bizler, bunun karşılığında içimizde 'iyi duygular' biriktiririz.

Peki, ne olur da, anneden nefret eder duruma geliverir çocuk? Büyü ne zaman bozulur, ne zaman yolundan çıkar işler? Ne zaman düşman oluverir sevgili olan?

Çocuğa bir şeyleri dayattığında olabilir mi? Neyi yapması ya da yapmaması gerektiğini söylediği zamana mı denk gelir bu kopmalar? Ya da daha erken mi başlamıştır?

Kim olduğumuz ve hayatımızın nasıl gelişeceğine dair en erken görüntüler daha anne karnındayken, en güvenli alandayken oluşmaya başlar. Öyle ki, hamilelik sırasında annemizin duyguları bizim dünyamıza işler, temel doğamızın sakin veya sıkıntılı, algısal veya küstah, dirençli veya inatçı olmamıza kadar etkiler. Thomas Verny " Bir çocuğun, aklının temelde sert, köşeli ve tehlikeli ya da yumuşak, akıcı ve açık olarak evrilmesi büyük ölçüde (annenin) düşüncelerinin ve duygularının olumlu ve güçlendirici ya da olumsuz ve çelişkilere saplanmış olmasına bağlıdır."der. Tabi ki buradaki ara sıra oluşan şüphe ve belirsizliklerin çocuğa zarar vereceği anlamına gelmemelidir, dediğimiz durum sürekli bir davranış dizisidir.

 Gelelim Ahmet'e. Annesinden giderek uzaklaşmasına sebep olarak, ders çalışması için sürekli bir baskı görmesi ilk sırayı almıştı. Sonra da sıralamıştı;

- Annem sürekli olarak beni izler ve ders çalışmayıp boş boş masada oturuyorsun Ahmet der.

 -Kardeşim bir davranışta bulunsa ve annemin hoşuna gitmezse eğer, abin gibi davranma, ona benzeme, der. Bu da beni çok sinirlendiriyor. İntikamımı alacağım büyüyünce.

-  Sen yapamazsın boşuna çalışma, bak arkadaşımın çocuğu tıbbı kazandı, bakalım sen ne yapacaksın?

***

İstediğin kadar uzatabilirsin bu konuşmaları, istekleri, yaptırımları...

Ne heveslerle eline aldığın sevgili yavrun gün gelir büyür de karşı çıkar bu tip söylenmelere. Nefrete varır tarzda uzaklaşır anneden, belki içine kapatır kendini, belki de dışarı atar. Elini uzatıp da yakalayamazsın böyle devam edersen, söylenirsen sürekli. Diline sahip olmayı öğrenebilmelisin sevgili anne. Sen her şeyin en iyisine layıksın ama çocuğun da büyüyor artık. Ağzımızdan çıkan her kelime öyle zaman gelir ki, belki bir bıçak misali yaralar yavrumuzu, belki de sıcacık sarıp sarmalar dört bir yanından. Sevda olur içine işler, sana öylece döner gelir. Belki de çocuğun, şimdiye kadar en bilgili, en tecrübeli en güçlü zannettiği anne- babasının da sıradan insanlar olduğunu keşfetmiştir. Sanki bu aldanmanın acısını çıkarmak istercesine insafsızca tenkit eder sizi... Genci fırtınalardan koruyacak, ruh dünyasının yıkılmasına engel olacak tek kuvvet; doğru bir eğitim, doğru bir din bilgisi ve baskıya dayanmayan iyi bir ahlak eğitimidir...

Sözden ziyade  davranışlara dikkat eden çocuklar, bunların etkisinde kalırlar.

Öyle ise onlara karşı daima dürüst olmalı, net olmalıyız, sözlerimiz davranışlarımızı yalanlamamalıdır.

Unutma;

Doğa gibidir kelimeler,

İçindeki ruhu biraz ortaya çıkarır, biraz gizler...