Alışkanlıklar

Hatice Kösecik 27 Haziran 2019 Perşembe, 07:00

"Bütün hayatımız bir yığın alışkanlıktan başka bir şey değildir" der William James.

Alışkanlık tıpkı bir suyun akarak kendi yatağınıyapması gibi zaman içinde tekrarlanarak beynimizde kendi yollarını oluşturan bir davranış örüntüsüdür. Günde üç öğün yemek yeme, yemek sonrası dişleri fırçalama, bisiklete binme gibi. Beynimiz enerji tasarrufu yapmak için türlü yollar arar. Kendi haline bırakıldığında ise rutin öğrendiğini alışkanlığa dönüştürür, böyle daha az çaba harcar çünkü.

Alışkanlık çoğu zaman bilinçdışı davranışlardır. Düşünmeden yapılır. Her tekrarla hücreler arası bağlantı kuvvetlenir çünkü. Öğrenir beyin, çalışkan bir öğrenci gibi. İyi bir alışkanlık oluşturmak için onu daha görünür kılmalı, daha çekici ve kolay hale getirmelidir.

Kötü alışkanlık ise;  kendini besler ve yer. Yok, etmek istediği duyguları besler, nasıl mı? Çöp gıda yersin,  kötü hisseder,  yine yer ve kötü hissedersin. Sigara içimi misali. Bir bağımlıya kokaini gösterdiğinde otuz üçüncü milisaniye de beyinde ödül devreleri harekete geçer ve arzu kamçılanır. Bu durum beynin bilinçli bir şekilde kaydedemeyeceği kadar hızlı bir süreçtir. Belki bir alışkanlık kırılabilir ama onu tamamen unutamazsınız. Beyin içine oyulmuş olan alışkanlık kolay kolay silinmez. Telefona bakmadan duramıyorum dersen onu yan odada bırakmayı denemelisin.  Çok oyun oynuyorsan da fişi çekip, iyileşmek adına harekete geçmelisin. Yani, işaretleri, uyarıcıları görünmez yapmalısın.

Beynine ve kendine itiraf etmelisin. Sigaranın ödülünü hemen şimdi alırsın, oysa cezası yıllar sonra ortaya çıkar, akciğer kanseri olarak... Demelisin, gerçekle yüzleşmelisin...

Yeni davranışın  alışkanlık haline gelmesi için iki aydan fazla zaman gereklidir. Tıpkı, kırışıp katlanmış bir kağıt parçasının sonradan aynı yerden katlanmaya eğilimli olması gibi. Yani insan neye alıştırıldıysa ona geri döner. Kişi yedisinde ne ise yetmişinde de odur diye boşuna söylenmemiştir. Alıştığını yapmak kolaydır insana. Hele de yer ettiyse beyinde onu tamamen temizlemek yürek ister, büyük çaba ister.

&&&

Öğretim görevlisi yeni mezun olan gençlere anlatmaktadır;

-Çevremize ve kendimize yönelik genel algımız, her birimizin içinde yaşadığı dünyaları oluşturur.

Bir akvaryum düşünün, iki genç balık yüzüyor yan yana. Uzaktan yaşlıca bir balık geliyor yanlarına, geçerken selamlar başıyla onları ve der ki;" Günaydın çocuklar, su nasıl bugün" İki taze balıkçık bir müddet daha yüzer ve sonunda biri başını çevirip sorar, " suda neymiş yahu?"

Su alışkanlıktır, düşünmeden yapılan davranışlardır ve her gün etrafımızı kuşatan görünmez kararlardır. Çok da düşünmeden otomatik olarak yaptıklarımızdır. Dahi psikolog William James, su için demişti ki; kendine gittikçe genişleyip derinleşen bir kanal açar ve akmayı kesip sonra yine akmaya başladığı zaman, önceden izlemiş olduğu yoldan gitmeye devam  eder.

Her birimiz alışkanlıklarımızın ırmağında akarız. İşte o ırmağın kaynağından ayrılmaya cesaret ettiğimiz gün, kendi hikayemizi bambaşka bir biçimde kurmaya başlarız. Değişim başlar o vakit, dönüşüm başlar, belki sigarayı bırakır, kısa sürede tertemiz bir akciğere kavuşur. Sanal aleme, internete,  telefona ayırdığı vakti azaltırken kendine ve sevdiklerine ayıracağı vakti arttırır. İletişime geçer, gerçek dünyanın sanal alemdekinden farklı olduğunu, sevdiklerinin yüreğini ne denli kırmış olduğunu idrak eder. Sever, ifade eder, yüz yüze bakarak konuşurken, gülen gözlerinden okunur huzuru. Eşinin dırdırı, çocuğunun mızmızlığı bitmiştir adeta, annesi çocuğunu, karısı kocasını, oğul babasını yanında hisseder, aynı ortamda bulunup da yalnız hissettiren davranışlar kırılmaya başlamıştır zira. Zor olan başarılmış, su kendine yeni yollar çizmek zorunda kalmıştır. Sevgi kazanmış, gönüller mutmain olmuş, beraber adımlar atılmıştır.

Gönlün istediğini kalem yazdı, suyolunu yeniden özenle çizdi, insanı incitmeden hem de...

Kalpten gelenleri duyabilmek dileğiyle...