Geçiş dönemleri zor olur

Hasan Karabulut 27 Mart 2020 Cuma, 06:00

İlim öğrenmek dirsek çürütmek gibi.

Aynı dünyalık edinmek gibi.

Emanet teslim almak gibi.

Zor yolda yürümek, medeniyet kurmak gibi.

En zor olanı ise belirsizlik.

Devlet yetkililerimiz mevcut şartlar doğrultusunda sürekli tetikteler.

Saat saat ilerlemeleri takip ediyor, bizlerin yani medyanın vasıtasıyla halkımızı bilgilendiriyorlar.

Siyasiler ve toplumun dinamikleri gönüllü kuruluşlar hükümetin açıklamaları ve tavsiyeleri doğrultusunda hareket ediyorlar.

Sosyal yapı böyle oluşur.

Bursa'daki bir çok insan sektör ayrımı yapmadan gidişata göre devlet yetkililerinin yönlendirme ve tavsiyelerine riayet ediyor. Kısıtlama gelmemiş bazı sektörler ise içişlerinin tavsiyesine uyup kendi OHAL'ini kendisi belirlemiş durumda.

Bursa medyası #evdekal çağrısına ses verdi ve çalışmalarını evden yürütüyor.

Basın mensubu olarak bize düşen ise uçan-kaçan, mış-mişlerle uğraşmamak.

Yine bir çok dernek herhangi bir kısıtlama olmamasına rağmen içe yönelik toplantılarını sesli görüntülü konferans sistemleri ile uzaktan devam ettiriyor.

Medyada her sektörden yetkililerin açıklamalarına paralel reklamlar yayınlıyor.

Bursa Büyükşehir Belediyemiz BUSKİ aracılığıyla su kesintilerini durdurduğunu, elektrik ve doğalgaz da ödemelerin gecikmesi halinde herhangi bir kesinti uygulamayacaklarını devlet bankaları da geciken işlemlerin öteleneceğini belirtti.

Belki bir belirtme de internet, cep telefonu sağlayıcılarından gelmeliydi. Sanki onlar bana göre sınıfta kaldı gibiler.

Halkımız evde kalınca ne yapıyor? Gündemi takip etmek, öğrenciler ders çalışmak, kişiler sevdikleriyle haberleşmek için bunları kullanıyor.

Tavsiyem iyi gün dostluğunu bırakıp taşın altına ellerini koymaları yönünde olacaktır.

Türkiye de ve Bursamızda süreç kontrollü yönetiliyor.

Valilik, kaymakamlık ve belediyeler bünyesindeki tüm personeller özellikle sağlıkçılar üstün bir performans sergiliyor.

Acillerde bazı saatlerde yığılmalar oluyor. Biz vatandaşların da birbirimize tahammül kat sayımızı arttırmamız bize yakışır.

Camilerde cemaatle namaza kısıtlama geldi. Üç kişiden fazla olunca cemaat, tavsiye edilmiyor. İnsanlar tokalaşmaktan çekiniyor. Toplu taşımalarda bazı kriterler uygulanıyor. Okullar uzaktan eğitime başladı. Kısaca hayatımızda bazı değişiklikler yaşıyoruz.

Kendimize bir soralım.

Beş vakit namaz için azalarımızı temizliyor muyduk?

Namazımızı cemaatle kılıyor muyduk?

Bir komşumuzun, akrabamızın, sevdiklerimizin yaşlılarımızın kapısını en son çaldığımız zamanı hatırlıyor muyuz?

Semtimizde Bursa'da Türkiye'de dünyanın herhangi bir yerindeki insanların derdi ile dertleniyor muyduk?

Hangi birimiz aynaya bakıp da 'evet' diyebileceğiz?

Tedbirlerin birbirimiz için kıymetli olduğumuzu hatırlattığını düşünüyor musunuz?

Hükümetimizin 14 madde tavsiyesi ve 65 yaş tedbirlerini takmayan 'bir şey olmaz canım biz ne günler gördük' modunda bazı insanların toplumda var olduğunu sosyal medyadan görüyoruz.

Bir de kimilerinin (siyonistlerin) çeşitli çalışmalarla 'dünyanın başına dertler açıldığını' belirtenler var.

Bizler aynı toplumda yaşıyoruz.

Ne korona virüsü vari 'gamsızlık-vurdumduymazlık' virüsünden yana olalım, ne de dünyanın başına dertler açanlardan yana.

Birbirimize sabredelim, toplumumuza ve devletimize güvenip sahip çıkalım.

Türkiye'nin çevre ülkelere istinaden yakın zamanda maddi manevi kazançlı çıkacağını ümit ediyorum.

Elbette bu günlerde geçer, 'Ya Hu'