Çatışmanın zamanı değil!

Hasan Karabulut 13 Ocak 2020 Pazartesi, 07:30

İsmini açıklamamızı istemeyen bir ilahiyatçı hocamız,

'Mesleğim gereği birçok ülkeye gittiğim gibi İran Tahran'a da gidiyorum. Orada akademisyenlerle görüşmelerimizde İran'da bazı guruplar tarafından Ehli Sünnet Müslümanların Şii Müslümanlara yaptıkları akıl almaz işkence ve zulümler anlatılırmış. Ne hikmetse Türkiye'de ise anlatılanlar tam tersi!' ifadesinde bulundu.

Ülkemizde Ehli Sünnet Müslümanlığın başını çektiği iddia edilen bazı hoca efendiler, olur olmaz zamanda Şii düşmanlığının ateşini körüklemekteler.

İsrail - ABD - İngiliz üçlüsü sanki sütten çıkmış gibi eleştirilmiyor, hoca efendiler çıbanın başının sıkılması gerekliliğini anlatmıyor. Şiiler için, 'yok İslam'a şöyle zarar verdiler böyle katliam yaptılar' menkıbelerini anlatıyorlar.

Nedense bu tür işler kendilerinin uzmanlık alanı. Bazılarının evlerinde birçok hocayla çeşitli zamanlarda Şii düşmanlığı konusunda toplantı gerçekleştirdiği söyleniyor. Bomba misali hazırlar. İran'la bölge barışı için, ümmet olmak için bir araya gelinse hemen fitil ateşleniyor.

Geçen yıllarda Erbakan Vakfı Bursa Temsilciliği, Ahmedinejad'ı Bursa'ya getirdiğinde en ağır sözlerle eleştiren yine hazretleriydi.

Kısa bir süre sonra o zamanki Başbakan Davutoğlu İran'a gitti, arkadaşlardan çıt yok. Yalakalığın en uç boyutu mu desek ne desek?

Mensup oldukları cemaatin içinde kendilerinden çok daha büyük ve kendisini yetiştiren Hoca efendilerin olduğu aşikârken neden bazıları vizyonda tutulmak istenmekte acaba?

Merhum Başbakan Prof. Dr. Necmettin Erbakan Hoca biliyorsunuz başbakan olunca diğer başbakan olanların ABD'ye gitmelerinin aksine, ilk ziyaretini doğuya İran'a yapmıştı. Ziyareti sırasında bugünkü Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı evladı Dr. Fatih Erbakan'da bulunuyordu. Yine Erbakan Hoca'nın yanında gazeteci arkadaşımız Mustafa Kurdaş da vardı. Mustafa Bey kardeşim, anlatmıştı,

'Erbakan Hoca İran'da önemli imamları bir araya getiren müstesna bir kişidir. Bu imamları bir araya getirmek o kadar zordur ki ancak Milli Bayramlarında ya da önemli günlerde ve yılda iki kere yaptıkları toplantıda bir araya gelirler. Erbakan Hocamızın görüşme tekliflerini kabul edip bir araya geldiklerinde, Ayetullah Ali Hamaney;  -Sayın Erbakan sizin başkanlığınızda her konuyu görüşmeye hazırız, mezhep ayrıcalığı da dahil, dediğinde bir süre düşünüp hemen cevap verdi Erbakan Hoca; -Şimdi bunu gündeme almanın zamanı değil, Müslümanların önce siyasette birlik olmaları gerekli bunu başardıktan sonra alimler bir araya gelip bir iki günde bu işi çözerler,' dediğini söyledi.

Belki de çok basit şekilde çözülebilecek bir mesele yüz yıllardır düşmanlığa hatta kan akmasına sebep oluyor.

Hz. Muhammed SAV efendimizin hazırladığı Medine Devleti Anayasasına göre Hiç bir mümin kafir için bir mümini öldüremez ve mümin aleyhine kafire yardım edemez. Yani hiçbir Müslüman bir kafir için Müslüman'ın (Müslüman'ım diyenin) kanını dökemez kafirden taraf olamaz. Bu madde, Müslümanların kiminle hangi düzeyde dostluk kuracaklarını göstermesi açısından oldukça manidardır.

Sünni-Şii yarası tam geçecek derken bilinçli/bilinçsiz kişiler tarafından kaşınıyor ve tekrar kanatılıyor.

Müslüman kanının seller gibi akıtıldığı günlerde, neredeyse her gün birçok ana yüreğine ateşlerin düşüp şehit deryasına dönüşen Türkiye'mizde 'hep beraber Allah'ın ipine sımsıkı sarılmak' (Al-i İmran,103) gerekir diye düşünüyorum.

Hoca efendilere ve bazı memur zihniyetindeki hoca takımına seslenmek istiyorum!

Eyy hocalar takımı ekmek kaç para diye sorsak birçoğunuz bilemeyeceksiniz. Toplumun dertlerinden bir habersiniz,  insanlardan uzak yaşıyorsunuz.

Size tavsiyem şudur, Siyonizmin ekmeğine yağ süren yağ bıçağı olmayınız. 'Kendilerine apaçık deliller geldikten sonra parçalanıp ayrılığa düşenler gibi olmayalım yoksa büyük bir azaba ma'ruz kalabiliriz' (Al-i İmran, 105) , Allah korusun.

Bir elin nesi var iki elin sesi var. Birlikten kuvvet doğar.

Onun için her biriniz aklınızı başınıza toparlayın, vesselam.

**