Sakıncalı piyade - Furkan Kahraman - Bursa Hayat Gazetesi

Sakıncalı piyade

Furkan Kahraman 24 Ocak 2018 Çarşamba, 07:05

Bir 24 Ocak gününde katledildi Uğur Mumcu. Türkiye'nin tarihindeki belki de en karanlık yıl olan 1993'te, evinin önünde arabasına yerleştirilen bombanın patlaması sonucunda hayattan koparıldı. 'Faili meçhul' denen 'çözülemeyen cinayetler familyası'nın bir üyesi oldu dosyası...

Mumcu'nun katledilişinden sonra taziye ziyaretine gelen dönemin ekabirleri 'Bu cinayeti aydınlatmak devletin namus borcudur' söyleminde bulunmuşlardı ancak o borcu ödemek nedense kimselere kısmet olmadı. Bir gazeteci, ortaya çıkardığı bağlantılar ve kaleme aldığı köşe yazıları nedeniyle öldürüldü. Tıpkı Ahmet Taner Kışlalı gibi, Çetin Emeç gibi, Abdi İpekçi gibi...

Peki ne yazmıştı Uğur Mumcu?

MOSSAD-CIA-Barzani ilişkisini yazmıştı 7 Ocak 1993 tarihli yazısında. "Kürtler sömürgeciliğe karşı bağımsızlık savaşı yapıyorlarsa ne işi var CIA ve MOSSAD'ın Kürtler arasında?  Yoksa CIA ve MOSSAD, antiemperyalist savaş veriyorlar da dünya bu savaşın farkında değil mi?" diye sormuştu. 'Rabıta'dan bahsetmişti daha önceki dönemlerde, devlete sızmaya çalışanları ifşa etmişti.

Türkiye'nin tehlikeli bir sarmala doğru yol aldığını, günümüzün moda tabiri ile ateş çemberine ilerlediğini "Tarikatlara ve cemaatlere alınan genç çocuklar, 30 yıl sonra general olacaklar ve cumhuriyete karşı ayaklanacaklar" sözleri ile çok önceden anlatmaya çalışmıştı. Şu an, 15 Temmuz'un ikinci yılı yaklaşırken Türkiye hala FETÖ belası ile mücadele ediyor.

Sonuç olarak Türkiye'de araştırmacı gazetecilik denince akla gelen ilk isimlerden olan Uğur Mumcu, gazeteciliğin temel vasfını yerine getirdiği, yani 'halkı aydınlattığı' için suikast kurbanı oldu. Mumcu, mesleğinin gereklerini yaptığı için öldürüldü!

Gazetecilik, Türkiye'de hiç olmadığı kadar zor günler yaşıyor. Atatürk'ün 'Basın milletin müşterek sesidir" sözü çok gerilerde kaldı. Konjonktür değişince ortada müşterek kalmıyor, sevinçler acılar ayrışıyor. Bazı medya kuruluşları da ister doğrudan ister dolaylı yoldan da olsa buna çanak tutuyor.

Mesleğini, duruşunu çıkarları uğruna heba eden çok insan gördüm 'henüz başındayım' dediğim bu yolda. Eşantiyon-kahvaltılı basın toplantısı-menfaat ekseninde heder olup giden bir mesleğin enkazının altında kaldık hepimiz.

Basının dördüncü güç haline geldiği, güçlenirken ilkelerinden taviz verdiği günümüzde kurtuluş reçetesi yazmak da format atıp en baştan başlamak da mümkün değil artık. Balık da tuz da koktu. Şu an okullarında eğitim gören, iş hayatına atılmak için gün sayan çiçeği burnunda gazeteci adayları iş bulma oranı sınırlı, hareket imkanı kısıtlı bir dünyaya adım atacaklar. Belki de yıllardır kurdukları hayaller, jet hızıyla berhava olacak.  

Velhasıl,  Bütün sektörler son hızla kirleniyordu. Birinciliği 'medya'ya verdiler.