Yalnızlığın vazgeçilmez ölümü

Eşref Aydemir 11 Ekim 2018 Perşembe, 07:03

Bu şehir acayip bir şekilde gürültü üretiyor. Belki de insanlığın en büyük sorunu bu kadar kalabalık şehirlerde yalnız kalamamaktır.

Eskiden yalnızlık insanları besleyen, eserler üretmesine liderlik eden bir unsurdu.

Size modern çağın yalnızlığından biraz bahsetmek istiyorum. Bilinenin aksine yalnız kalmak kişi sayısıyla alakalı bir durum değildir. Yalnızlık bir iletişimsizlik hali olarak okunmalıdır.

İnsanlar etrafındaki onlarca insana rağmen hep bir yalnızlık içinde yüzer. Yalnızlık bir boşluk hissine kapılma kimsenin seni anlamadığı düşüncesiyle boğuşma halidir.

Bu bir tür depresyona girme durumu, kişi başka insanlarla anlamlı bir iletişime girmekte zorluk çeker. Yalnızlık çeken insan içinde bir boşluk veya kopukluk hisleriyle doludur. Yalnızlık duygusu sıradan bir yalnız olma halinden değişiktir.

Bulunduğun toplum sana adeta eziyet ediyor gibi gelir. Kimseyle konuşamaz ve kimseyle dertlerini paylaşamazsın. Modern çağımızın yalnızlığı eskilerden farklı olarak herkesi şair yaptı.

'Sosyal medyada binlerce arkadaşa sahip olan bir kişi hiç yalnız kalır mı?' sorusu aklınızı kurcalıyor olabilir. Tam da sorun burada baş gösteriyor...

Neden bir insan binlerce arkadaş edinme ihtiyacı hissetsin? Kendi açımdan size şöyle bunun cevabını verebilirim... İnsanlığın içine düştüğü yoğun enformasyon bir şok etkisi yarattı. Teknoloji insanlar arasındaki iletişimi kopararak yalnızlaştırdı, kurulamayan iletişim kültür yapısını da etkileyerek daha tek düze bir duygu biçimini ortaya çıkardı.

...

İnsanlar neredeyse birbirinin kopyası, sıcak servis edilen akımlar küçük bir zaman diliminde tüketiliyor. Bu kişilerin manevi anlamda ihtiyacını tam olarak karşılamıyor, modern yalnızlık bir tüketim isteğinden doğuyor. Bu tüketim mantığı yalnızca somut anlamda veya parasal karşılığı olan metalarla ölçmemek gerekiyor.

Ruh haliniz, depresyon durumunuz, acı çekme ve sevinç yaşamanız dahi bir tüketim ürünü. Sizin yalnızlık kaçmanız için bu çağdan sıyrılmanız gerekiyor. Boşluk ve işe yaramama duygusunu sürekli yenileyen bir mekanizma var.

Her şey bu sistemde tüketim maddesidir. Düşüncelerinizi pazarlarda satıyorlar ve o kadar ucuza ki...

Yalnızlık öldü, yalnız kalamazsınız artık. Yalnızlık bir yaşam biçimi haline geldi. En savunmasız olduğunuz zaman sevgiye ihtiyaç duyduğunuz andır. Bu durum yeni ihtiyaçlar yaratılarak, yeniden yeniden sizi saldırıya açık bir hedef haline getiriyorlar...

***

Sanal alanda ölümünü bir şov haline getiren  insanlara şahitlik ettik. Bu kalabalık kişiliğin cevapsız kalma durumudur. Kendine soruduğu soruların, kendine verilen cevapların temelsiz, kalmasına neden oluyor. Yani aslında yalnızlık kendine itiraf edememe, bazen kendini övme ve yerme durumudur. Bu çoğu zaman övme ile sonlanır.

Herkesle konuşuyorsun, fakat kimseyle dertleşemiyor, kimse seni anlamıyor. Yalnızlık öldü, artık bir gelenek ve hepimizi besliyor. Kaçınılmaz olarak küçük beynimizde ömürlük bir hapisteyiz.