İçindekileri paylaşmak

Enes Ay 07 Kasım 2018 Çarşamba, 08:10

Çağımız popüler kültür ve teknolojiyle şekilleniyor. Bu durum bizi yalnızlaştırıyor.

Evet, bunun pek çok sebebi var. Elimizden düşmeyen telefonlarımız, gözlerimizi ayırmadığımız televizyonlar, dokunmadan yaşayamadığımız klavyelerimiz... Kara bir kutunun esiri olmuşuz.

 Anlık zevklerin peşinden koşmak, anı yaşamayı yanlış anlayarak, duygularımıza ket vurarak yalnızlaşıyoruz.

 Dünya küreselleştikçe büyük bir hengâmede kayboluyoruz. En büyük sebebi ise içimizdekileri paylaşmıyoruz.

 Birçok sıkıtının içimizde biriktirdiğimiz düşüncelerden kuruntulardan oluştuğu bilinen bir gerçek.

 İnsan yalnızlaştıkça içindekini paylaşamaz duruma geliyor. Paylaşılmayan düşünceler, dertler, mutluluklar içimizde şişip kalıyor. Huzursuz ve ruh sağlığı bozuk insanlara dönüşüyoruz.

 Apartman boşluklarında kaybolduk. Komşuların halini hatırını dahi sormuyoruz. Herkes kendi hayatını yaşıyor dedik ve elimizi ayağımızı çektik.

  Emin olun kimse dünyasında yalnız değil. Hayat müşterek lafı sadece bir karı-koca için söylenmiş değil.

  Özellikle gençlerimiz sosyalleşme uğruna yalnızlaşıp yok olmakta.

  Bunun önüne geçmek için her daim insanlarla paylaşım içinde olmalıyız. Sosyal medya veya başka platformlarda değil, gerçek hayatta bunu yapmalıyız. Selam vermeyi arttırmalı, hediyeleşmeye özen göstermeli, içimizi dökmeliyiz.

  Çoğu yanlış anlaşılmalar, anlayışsızlıklar veya huzurumuzu kaçıran şeylerin çoğu içimizi dökmemek. Kimsenin akıl okuma gücü yok. Ne düşündüğümüzü bilmelerine imkân vermemiz lazım ki iyi anlaşabilelim. Bu bizi her zamankinden iyi ve huzurlu bir insan yapacağı her zaman söylenen şeyler.

  Bu yazılanlar yeni şeyler değil. Ama hatırlatmadıkça unutulan şeyler. Çünkü şu yaşadığımız devir bize bunu her an unutturuyor. İçimizi dökmemiz gerektiğini bilsek de unutuyoruz.

  Düzgün bir hayat yaşamaya dair ufak adımlarla belki bir gün gerçekten güzel, adil insanlar olacağız. Böylelikle bu ülkede huzurlu bir hayat yaşayacağız.