Geçmişten kalan şeyler

Enes Ay 09 Eylül 2018 Pazar, 07:50

Zaferler, bayramlar, mutlu anlar, acılar... Geçmişten kalan binlerce şey var. Geçmişten kalanlar hep duygu olarak kaldı içimizde. Bir de o duyguları pekiştiren cisimler. Anadan, babadan, eşten kalan hatıra dolu eşyalar resimler... Çocukluğun geçtiği mahallede hoş anıların yaşandığı köşe başları, hepsi bir emek, bir duygu.

Bu duyguların, bu hatıraların değeri nerede peki? Nasıl yaşatıyoruz bunları? Üstelik bu hayatı sadece kendi yaşadığımız anılarla mı sabit tutuyoruz? Atadan, dededen kalan bir baston, saat veya bir vatan toprağını ne kadar sahipleniyoruz

Bir bencillik almış başını gidiyor. Kendini sahiplenmekten başka bir şey düşünmeyen, düşünmek istemeyen bizler şuanda ve gelecekte yer kaplıyoruz. Bir Çanakkale zaferini, 30 Ağustos zaferini, Sarıkamış acısını hayatımızda nereye koymuşuz, bilmiyoruz.

İnsanlarımız kısım kısım, kesim kesim ayrılmış, zaferlerimiz ayrı, bayramlarımız ayrı, acılarımız ayrı olmuş. Çünkü biz bu hatıraların bizde oluşturduğu duygulara, hislere bakmıyoruz. Onları iyice düşünmüyoruz. Bu hatıraların merkezindeki şeyin ulusumuzun insanı olduğunu çözemiyoruz.

Kaç kere oturup 30 Ağustos'un anlamını düşündük? Kutluyormuş gözükmekten başka atalarımızın verildiği emeğe bir emekle karşılık verip, onları anlamak, hissetmek gibi bir çabamız kaç kere oldu?

Bu durumu bize unutturmak istiyorlar. Hatıralarımızı, acılarımızı unutturuyorlar bizi uyutuyorlar.

"İşten başımızı kaldıramıyoruz, çok yoğunuz, onlara vakit ayıramıyoruz" diyorlar... Vatan böyle değersizleşir, atalarımızı böyle unuturuz.

Eğer; "Yunan karşı köyü yakmış" dendiğinde, "Bahçede domatesler var onlar ne olacak?" denseydi vatan kaybedilir, yiyecek ekmeğimiz de olmazdı.