Geçmiş geri gelecek, batan güneş yükselecek!

Enes Ay 05 Aralık 2018 Çarşamba, 07:47

İnsan unutan bir varlık. Zamanı gelir, unuttuğunu unutur. Bir karnını doyurmayı unutmaz, onu da bedeni hatırlatır. Vazifesi hatırlatılmasa, yanlışı tekrar tekrar gösterilmese hep aynı hatayı yapar. Çünkü insan karnını doyurmaktan, yarın tekrar nasıl doyuracağından başka bir şeyi aklında tutamaz. Evet sırf buna çalışıyoruz. Çocukların da karnını doyurmak, yarında karnını doyurmak, bir yıl sonra da karnını doyurmak... Böyle böyle harcadığımız ömür bizim. Adeta bir öküzün hayatını yaşıyoruz. Ahıra kapatıldığında uyuyana kadar keşke daha çok yeseydim diyen öküzü...

Mehmet Akif şiirinde 'tarih'i  'tekerrür'  diye tarif ediyorlar... "Hiç ibret alınsaydı, tekerrür mü ederdi?'' diyor. Bunca zamandır sadece biz değil, bütün insanlık aynı tekrarın kıskacına düşmüş. Bu dünya Süleyman Peygamberi, İbrahim Peygamberi görmüş de, onların onca ilmini duymuş da geriye ne kalmış? Allah kendi alametini gösterdiği halde zaman geçince Allah'ı unutan İnsandır. Tekrar, tekrar, tekrar! Her devirde devam eden döngü. Unutuyoruz, hatırlatıyor.

  Şimdi baktığımızda dünya yine bir dengede durmakta. Batı dediğimiz, sanata, bilime, kültüre ve ahlaka sahip çıkan, medeniyetin beşiği haline gelmiş, çağların zirvesi, hikmetin tillahı, adaletin yüksek koruyucuları yüce Avrupa'dır(!). Çürümüşlüğün daniskası da diğer milletlerdir. İşte bu iki cümlede hakiki olan sondakidir. Denge her devirde daimi bir iki yönlülükle değişmiştir.

  İslam'ın yükselmesiyle beraber Ortadoğu ve Avrupa dengesi bu güne nazaran tam tersiydi. Büyük İslam devletleri ve Osmanlı çok yüksek bir medeniyet yaşadı. Bundan önce de Antik Yunan ile yüksek fikirleri atılan Avrupa'da İsa Peygamber'in gelmesiyle medeniyet beşiği olmuştur. İskender dünyanın önemli yerlerine hep hakim olmuştur.

  Bundan da eskiye gidelim. Nemrut dünyayı yaktı, İbrahim Peygamber geldi devir değişti. Her şey sırayla oluyor. İlk kötülük geliyor ardından rahmet. Çünkü insan unutuyor. Adem Peygamber elmayı yememesi gerektiğini unutuyor, sonra dünya hayatı başlıyor. Firavun insanlığını unutuyor, kendini ilah sanıyor, Musa ve Harun peygamberler geliyor. Yahudiler kendilerini kaybediyorlar, yoldan sapıyorlar, İsa peygamber geliyor. Hristiyanlar ilk başta mamur edip sonrasında Avrupa'yı berbat ediyorlar. Bunun ardına peygamberimiz geliyor. Dünyada doğruya sarılan belli bir süre refaha erişiyor.

  Şimdi de durum görüldüğü gibi. Ama Avrupa'nın refah sürmesi sizi aldatmasın. Bu refah, Roma'nın yaşadığı refahtır. Bu refah Firavun'un refahıdır. Ardında büyük acılar besler. Bu refah sahtedir. Sadece belli bir kesimin boş inançlarını şişirir ve onları rahat ettirir. Hakiki bir sermaye değildir. Sonu alev olacak bir şeyin başı da, ortası da bir şey ifade etmez.

  İnsan unutur, tarih tekerrür eder. Bir batılın sonunun boğuk sesi, bir hakkın ayak sesi kulaklarımızda. Sabrederek hatırlatmasını göreceğiz.

  "Yoksa siz, sizden önce geçenlerin örnek olmuş durumları hiç başınıza gelmeden cennete gireceğinizi mi sandınız?'' Bakara suresi 214. ayeti.