Yüksek hassasiyetle beslenenler

Emre İdrisoğlu 05 Ocak 2019 Cumartesi, 08:07

Toplumda artık herkesin bir ideolojiye sahip olduğunu unutmamalısınız.  Hal böyle iken hayvan hakları savunucularının büyük çoğunluğu vegan beslenmeye yönelmektedir. Toplumun bir bölümü kendini vejetaryen olarak tanıtmaktadır ya da vücudun bir tepkimesi sonucu bu şekilde beslenmek zorundadır. Yine çağın hastalığı olarak bilinen çölyak, kanser ve şeker hastalıkları oldukça artmaktadır.

Ülkemizin dünya obezite sıralamasında da ilk beşinci sırada olduğunu göz önünde bulundurursak eğer, mesleki çalışmalarımızı bu kavramlar çerçevesinde geliştirip ileriye taşımak mecburiyetinde olduğumuzu da hissedeceğizdir.

Bu hastalıkların mağduru olan bireylerin beslenme hassasiyetlerini öğrenip, mutfak çalışmalarımızı da bu beslenme metotlarına uygun menüler hazırlayarak yürütmek ve geliştirmek, bizi meslektaşlarımızın arasında farklı bir konuma getirecektir.

"Bu menüleri hazırlayabilmenin sadece bu kişilerin beslenme hassasiyetlerini öğrenmekle bitmediğini de bilmenizde yarar var."

Mesleğimizin her alanında söz sahibi olmak ve bir toplumda sorulan soruları hatasız cevaplayabilmek için, öncelikle hazırladığımız menülerin daha sonrada toplumumuzun tükettiği bütün besinlerin vitamin ve geri kalan bütün değerlerini bilmemizde, bizim aşçılık serüvenimizi bir üst seviyeye taşımak için kullanmamız gereken bir yöntem olmalı.

Zamanla göreceksiniz...

Restoranlar insanların sağlıklı beslenme ve diyet listelerindeki taleplerine göre gün geçtikçe yapılanmaktadır. Yapılanmak zorunda kalacaktır. Haliyle bu zorunlu yapılanma sürecine girecek olan bütün restoranların mutfak şefi arayışları da, bu bilgilere sahip kişilerden oluşacaktır.

Mutfak çalışmalarını bu biçime taşıyan mutfak şeflerinin ayrıcalıklı olduklarını ve aranan adam pozisyonunda olduklarını hissedecekleri gün mesleki bir şevk yaşayacakları aşikardır.

Bu birikimleri elde etmiş bir mutfak sanatçısı bununla asla yetinmeyecektir ve biriktirdiği tecrübelerinin kimler tarafından dikkate alındığının artık farkına varmış olacaktır.

Bu farkındalık net olarak safını belirlemesine ve artık toplumsal beslenme sorunlarının da çözümlerine ortak olmasına yardımcı olacaktır.

Bu yüksek hassasiyet ile beslenen insanların yemek yemekte zorlandıkları bir ülkede olduğumuzu bunun tek sebebinin de yeniliğe kapalı olduğumuz gerçeğinden ortaya çıktığını unutmamalıyız. Bu insanların restoranlarda kendilerine özel menülerin bulunması demek ülkemizi ziyaret eden ve bu hassasiyetle beslenen yabancı misafirlerin gözünde de Türk gastronomisini bir level üste taşıyacaktır.

Bu beslenme hassasiyetine yönelmenin nüfus yoğunluğunu düşünürsek bütün aşçılarında mutfak dünyalarını biçimlendirmeleri gerektiğini düşünüyorum.

Sizlerin için seçtiğim armut cipsi tarifimi ben workshop'ta sizde evlerinizde mutlaka deneyin.

ARMUT CİPSİ

MALZEMELER:

3 adet Ankara armudu

1 yemek kaşığı tarçın

1 tatlı kaşığı çitlembik ( menengiç tohumu)

1 limonun suyu

yarım çay kaşığı karanfil tozu

HAZIRLANIŞI:

Armutları yıkayıp kabuklarıyla birlikte ince ince dilimleyelim. Havan da çitlembik tohumunu biraz ezip limon suyu,karanfil tozu ve tarçın ile karıştıralım. Armut dilimlerini bu karışıma bulayalım ve yağlı kağıt serili fırın tepsisine dizelim. 200 derece fırında 10 dk. daha sonra 140 derece de pişme işlemini tamamlayalım. Piştikten sonra fırının kapağını açalım ama soğuyana kadar tepsiyi çıkarmayalım. Daha sonra en az 12 saat kuru bir yerde açık olarak bekletip kavanozlara alalım. Afiyet olsun.