Senin çocuğundur Efendi!

Emel Demir 26 Nisan 2019 Cuma, 07:00

Güzel bahçeli bir ilkokulun penceresindendünyaya,

hayret, hasret ve biraz da

bayat bayram şekeri kederiyle bakan,

aklı canbaz,yanağı al,

sesi çilek aroması

bir çocuk oturuyor

gözlerinde...

Yılmaz Erdoğan

Herhangi bir günün ne kadar güzel olduğundan bahsederken, yahut herhangi bir duygunun masumiyetini anlatmak isterken, aşkımızı ifade etmek için bile çocuk gözlerinden bahsederiz değil mi?

Bir çocuğun gözlerine bakmak, dünyanın en zarif duygularını uyandırır içinde... Kötülükten ve ilkel duygulardan uzaktır çocuk...

Bizi geçmişe, duvarlara korkusuzca tırmandığımız zamanlara, ağaç tepelerinden inmediğimiz bahçelere, en güzel elbiseleri giyip bayram günlerinde kapı kapı gezdiğimiz o güne götürür...

Çocuğun dili, dini, ırkı, rengi, ideolojisi yoktur.

Çocuktur işte... Bebektir... Anne sütü kokar...

Biz ekleriz bir bir en sevdiğimiz, en istediğimiz hayalleri sırtına... İleride bizim yapamadıklarımızı yapsın, bizim olamadıklarımızı olsun diye...

Peki her türlü kötülükten uzak duygularla beslediğimiz, emzirdiğimiz, kıyamadığımız evlatlarımızı çıkarılacaktek bir yasayla korumak neden bu kadar zor?

Bizim yapı taşımız, toplumumuzun yapı taşı, geleceğimizin anahtarı olan o çocuğu neden koruyamıyoruz?

Anasının suçu mu? Babasının suçu mu?

Kimin suçu?

Diyeyim ben bak sana Efendi;

Senin de suçun, benim de...

***

ÇOCUKLUĞUN İĞFALE UĞRADI

5 yaşında bir çocuk bugün bütün ülkeyi yasa boğmalı!

Sen doğurmadın,

Ben sokağa çıkarmadım,

Hatta...

Belki hayatında Küçükçekmece'ye hiç gitmedin.

Ama o çocuk senin çocuğundur Efendi!

Oy verdiğin partinin, oy vermediğin partinin, tuttuğun futbol takımının, gittiğin bakkalın, patatesini pahalı bulduğun manavın ve bugüne kadar hiç kapısını çalmadığın komşunun çocuğudur....

Senin çocuğundur Efendi senin!

En sevdiğin arkadaşının, düğününde takı takan amcanın, kaldırımda oturup birlikte çekirdek çitlediğin komşunun çocuğudur.

Sensin o iğfal edilen, senin bahçesinde gezdiğin babaanne evin, sınıfında çocukluğunu geçirdiğin o okuliğfale uğradı bugün...

Ruhun hiç mi yara almadı...

Kalk Efendi, çocuğunu koru! Çocukluğunu koru! Bırak çocuğun 'hayır' desin! Bağırsın! Ses ekle sen de sesine!

Çocuk rıza göstermez, çocuk ne olduğunu bile bilmez.

Ama sen biliyorsun ne olduğunu... Hem de adın gibi...

Eylül'de de gördün, Özgecan'da da... Yurtlarda istismara uğrayan çocuk haberlerini okuduğunda da...

Bir kereden bir şey olmaz dendiğinde bildin, anladın...

Hasta deme, hata deme, örtbas etme, rıza gösterdi, kısa etek giymişti, gece saat geçti deme...

Evine gitti, yolda kaldı, taksiye bindi, benim çocuğum değil deme... Diyeme... Yutkunamaz boğulur kalırsın...

Ruh ve akıl bataklığından çıkar kendini!

Sırf çocuklar için bir ol!

Çocuktan gayrı kimsenin menfaatine değil bu... Çocuğun için, çocukluğun için bu yasa çıkmalı... Var olan yasalar uygulanmalı...

O YASA SENİN ÇOCUĞUN İÇİN ÇIKMALI EFENDİ!

***

YASANIN DIŞINDA ÇOCUĞUNU KORUMAK İÇİN,

İstismarcıda iyi hal gözetme!

Çocuk gelinlere hayır de!

Çocuğa meyleden herhangi bir olaya taciz değil istismar de!

Kaçınılmaz ve caydırıcı yasalar iste!

Çocuğun tecavüzcüleriyle evlendirilmesinin önüne geçecek yasaları savun!

Erken yaşta evliliğin önünü açacak yasaları savunma!

Çocuğuna hayır demeyi öğret! Bağırmayı öğret!

Çocuğunla iletişim kur!

Çocuğun sesini çıkarmamasını isteme!  Çocuksun deme!

Çocuğuna inan!