Meğer Eylül ağlayacakmış

Emel Demir 01 Temmuz 2018 Pazar, 06:37

Biz de soruyorduk kendi kendimize, 'Neden bir türlü düzelmedi bu havalar?' diye.

Meğer Eylül ağlayacakmış.

Meğer o kadar kanayacakmış ki yarası... Yağmur da bir türlü durmayacakmış.

Ne çocuk istismarı için istatistik vermek istiyorum, ne de bir takım rakamlar...

İsmi yeter acısını anlamaya... Bir kere 'Eylül' deyin sadece! Her şeyi anlarsınız...

İnsanlık tanımı yapmıyorum bakın, ya da 'Nasıl bir yaratık bunu yapar?' da demiyorum. Adı geçsin akıllardan, bu yeter...

Özgecan olur kimileyin, Leyla olur bazen... Şimdi de Eylül.

Eylülde sık yağar yağmur, ondan düzelmiyor diyorum havalar.

***

Sabır, inat, akıl, mücadele bazen... Ama şimdi öfke... 25 kiloluk bir acı... Acının öfkesi de çok ısrarlı olur bilin, geçmek bilmez, bitmek istemez.

8 yaşında gülümseyen bir yara gelmeli gözünün önüne şimdi Eylül deyince.

Çocuk; dil, din, ırk değil bizim gibi, masumiyettir ya hani, masumiyet değil Eylül gelsin gözünün önüne bugün 'çocuk' deyince...

Al sırtına 25 kiloluk bir taş; dağ, tepe tırman... Vebalindir çünkü... Bedelindir ödemen gereken... Koskoca bir hayattır bunun karşılığı... Çünkü kanayan her çocuk için bu yazılır alnına... Her yetişkinin, her insanın yüküdür artık 25 kilo. Çünkü emanettir çocuk. Hepimize emanet.

Biz hiçbir emanete sahip çıkamıyoruz işte. Bunu diyorum ben de.

Eylül eğer yaşamasaydı bu acıyı; belki doktor, belki öğretmen belki de dünyayı gezen bir turist olacaktı. Belki hiç biri değil de 2 kardeşinin halası/teyzesi, anacığının biricik kızı olarak kalacaktı. Şimdi bilemeyeceksin Eylül ne olacak...

Ama her Eylül'de yağmur yağacak yine...

Biz bütün çocuklarımızın çevresine o kırmızı çizgiyi çekmeden, dokunamazsın demeden, bağırmadan ve bu yapılanların bedellerini yasalarımızla ödetmeden aynı acıyı yaşamaya devam edeceğiz. O taşlar ağırlaşacak her seferinde. Ve bitmeyecek yağmur bilelim de...

Eylül yağmur olup yağacak her seferinde... Haydi şimdi ağlayalım gidene...