Kitap kâğıdının tutuşup yanma sıcaklığı

Emel Demir 10 Nisan 2018 Salı, 09:41

Nedir normal olmak?

Yani standartları kim belirliyor?

Vasat olan hangisi de marjinal olanı görebiliyoruz, gösterebiliyoruz hemen...  

Örneğin, ortalama bir ailede yetişip, ortalama bir eğitim görüp, ortalama bir üniversiteden mezun olduktan sonra ortalama bir insanla evlenip ortalama çocukların ebeveyni olmak mı normal olan?

Cümlede fazlasıyla 'ortalama' kelimesi geçiyor diye normal mi olmalı? Demek istediğim toplumsal, sözlü öğretilerin gerektirdiği gibi yaşamak mı normaldir?

Metroda müzik dinletisi yapmak mıdır anormallik? Müzik sevmek ve ürettiğini paylaşmak mı zarar verir topluma...

Şöyle anlatayım kısaca,

Geçtiğimiz günlerde metroya bindim. İki gencin (muhtemelen öğrenciler) gitar çalıp türkü söylediğine tanık oldum ki güzel de söylüyorlar. Öyle kulak tırmalayan bir gürültü yok ortalıkta. Hatta çok hoşuma gitti... Tüm günün yorgunluğu üzerindeyken insanın neşeli insanlar görmek hoş oluyor. Amma velâkin metroda birlikte yol aldığımız insanlar çok da normal bulmadı bu durumu... Biri çocuğunu hafifçe kendine doğru çekti. Biri seslice cık cıkladı yol boyu, biri biraz uzaklaştı... Ben daha da yaklaşıp yakından izlemek istedim oysa...

Ve kendimi çok anormal hissettim. Tüm metro insanlarından çok uzak.

Çünkü azıcık fazla öğrendiğimizde ya da azıcık fazla sevdiğimizde sanatı, kültürü normal olanın dışına çıkmış oluyoruz.

Oysa biz Mahsuni Şeriflerin, Aşık Veysellerin meftunu değil miydik?

Biz tiyatrosever, sinemasever, kitapsever değil miyiz?

Hani sanat bizim hayat damarlarımızdan biri değil miydi? Ne oldu koparıp attık mı o marjinal damarı?

Elbette ki değiliz? Biz o konuda dünya çapında vasatın çok çok altındayız ve bunu önemsemiyoruz bile...

Peki sosyal medyada toplumca likelayıp, paylaştığımız saçma sapan, ağır aksak, yıkık dökük çöp gibi videolar sanatın neresinde duruyor? Hani şu şarkı söylerken küfreden kadın videosunu 500 kere paylaşmadık mı?

Neden uzaklaşıyoruz kültürden, sanattan bilmekten ve öğrenmekten... Bilmek ne zamandan beri bizi anormal yapar oldu...

Neden tek derdimiz hiçbir manası olmayan bize hiçbir şey katmayan TV programlarını fütursuzca izlemek...

Tüm duyularımız ölmek üzere... DİKKAT!

***

Bir kitap okuyorum...

Fahrenheit 451... Kitap kâğıdının tutuşup yanma sıcaklığını tanımlıyor bu terim. 1951 de yayımlamış. Geleceği tahmin eden eserlerden biri... Şu an içinde bulunduğumuz süreci ve sonrasını anlatıyor bize. Mükemmel öngörüler var...  Kitaplardan, gazetelerden, sanattan o kadar uzaklaşılmış ki sonunda yangın söndüren itfaiyeciler, evlere girip kitap yakar olmuş...

Yakmaktan çok da uzak bir toplum değiliz zannımca... O toplumdan çok da uzak değiliz...