'Karga beyinliler'

Emel Demir 02 Haziran 2019 Pazar, 07:01

Muhakkak duymuşsunuzdur. Günlerdir sosyal medyada dönüp duran 'Zümrüt Apartmanı' kitabında geçen dibine kadar 'pedofili' güzelleyen öyküden bahsetmek istiyorum.

Abdullah Şevki isimli bir yazarın öykü kitabı... Kitap yıllarca önce basılmış olmasına ve birçok ödüle 'layık' görülmesine rağmen son bir kaç gündür gündemde. Kitabın bahsi geçen satırlarına baktınız mı? Merak ettiniz mi bilemem... Gerçi merak gerektirir mi o da bilinmez.

Türkiye'de malumunuz çocuk istismarı, çocuk kaçırmaları bitmek bilmiyor. Başımız ağrıyor, midemiz bulanıyor, kahroluyoruz... Şu durumdayken de ayrıntılı bir pedofili anlatımına 'sanat' demek, sapkına yol göstermeye 'edebiyat' demek açıkçası 'normal' insana garip geliyor...

Son bir kaç günde pedofiliyi meşrulaştıranlar, sapkınlığı normalleştirmek uğruna çalışanlar 'sanat' anlayışını 'edebiyat' merakını bu şekilde tanımladılar... Üstelik kitabı basan yayınevi sahibi Alaattin Topçu da bu yazım şeklini eleştirenlere 'karga beyinliler' dedi...

Demek yavrusuna meyillenen karga görmüş kendisi...

Bu işin sanatla uzaktan yakından alakası yok arkadaş!

Sapkın duyguların saniye saniye anlatılmasına ve okuyucuya ulaşan satırların bu kadar sorumsuzca yazılmasına, sapkınlıktan duyulan hazzın rahatsızlıktan öte yol gösterici olmasına edebiyat denmez.

Çocuk edebiyatıyla ilgilenen ve yazarken seçtiğim kelimenin bile ne anlama geldiğini tekrar tekrar sorgulayan minik çaplı bir yazar olarak, okumayı öğrendiğim andan beri kitapsız tek bir gününü geçirmeyen bir insan olarak söylüyorum... Orada bahsi geçen konunun uzaktan yakından sanatla, edebiyatla ilgisi olamaz...

Tecavüz, pedofili, şiddet bu şekilde anlatılmaz...

Bunun arkasında durulmaz...

Bakış açısı seçmek, görmek isterseniz çocuk istismarını anlatan 'Gizli Dünya' (Room) filmini izlemenizi öneririm. Bakın pedofili nasıl anlatılmış... Nasıl rahatsız edici, nasıl iç bulandırıcı.... İzleyince ne hissediyorsunuz bir bakın... Sanat 'o' işte...

Yoksa sapkınlıktan duyulan hazzı anlatıp adına sanat demek meşrulaştırmaktan başka bir şey olmuyor...

Ona sanat derseniz de  Ecrin'i, Eylül'ü, Özgecan'ı aklınıza getirin derim.

Karganın beyni de çoğu insandan iyi çalışır ayrıca...

ÇALIŞANINI TOKATLAYAN 'PATRON'

Bir de kendisini görünce ayağa kalkmayan çalışanlarını tokatlayan 'patron' var. Güç zehirlenmesi mi dersiniz, yüksek dozda kibir mi? Ne derseniz deyin... Bir laf vardır hani büyüklerimiz söyler sıkıkla;

'Ben sana müdür olamazsın demedim. 'Adam' (insan) olamazsın dedim' diye... Aklı mantığı çalışan herkes, biraz fırsat değerlendirebilen herkes bir şeyler olabilir de insan olmak çok zor be arkadaş.

Herkesi seninle eş görmekle alakalı bir durum bu... Biri senden az kazanır, biri fazla... Birileri senin iş yerinde çalışır, sen birilerinin iş yerinde çalışırsın... biri senden güzeldir, biri de senden 'çirkin' falan, biri kadındır, biri de erkek...

Olay bu değil zaten... Herkes kuldur. Herkes insan.

Kadınla erkekle alakası yok bunun. Hani erkek neyse de kadın şiddeti var falan diyenler de oldu çünkü...

Birileri senin için çalışıyor diye, üç beş kuruş para veriyorsun diye tokatlayamazsın... Yok öyle bir şey... Emeğini satın aldığın için insan 'sana ait' olmaz... Mal değil o... Öyle bir kural yok...

İNSAN OLUN AZICIK!