Posanın hastalıklarla ilişkisi

Dyt.Elif Nur KÖPRÜCÜ 12 Şubat 2019 Salı, 07:03

Posasının beslenmede yeterli düzeyde olması sağlıklı yaşamın sürdürülmesi ve bazı hastalıklardan korunmak için önemlidir. Aynı zamanda bazı hastalıkların beslenme tedavisindeki yeri ve önemi tartışılamaz. Sağlıklı yaşamın sürdürülmesi ve hastalıklardan korunmak için diyet posası doğal besinlerden alınmalıdır. Böylece; gereksinim olan besin ögeleri ve besin ögesi olmayan ögeler (örneğin; prebiyotikler, fitoestrojenler) de vücuda alınmış olmaktadır

POSANIN KANSERE KARŞI KORUYUCU ETKİSİ VARDIR

Geniş çaplı epidemiyolojik veriler, diyet posasının kalın bağırsak kanserine karşı koruyucu olduğu teorisini desteklemektedir. Çözünür posa, kalın bağırsak florasını olumlu yönde değiştirerek zararlı bakterilerin çoğalmasını, karsinojenik etkisini ve toksik öğelerin bağırsak hücresiyle temas süresini azaltarak kalın bağırsak rektum kanserinden korunmada yardımcı olur. Çözünür posanın günde 13 gram arttırılmasıyla bu tür kanserin % 31 azaltabileceği saplanmıştır.

Posanın kolon kanserinden koruyucu etkisi şu şekildedir;

  • Dışkı hacmini ve dışkılama sayısını artırır,
  • Kolondan geçiş süresini kısaltır,
  • Kolondaki kütleyi sulandırır,
  • Yararlı mikrobiyolojik çoğalmayı artırır,
  • Enerji metabolizmasını değiştirir,
  • Organik, inorganik maddeleri tutar,
  • Safra asitlerinin dehidroksilasyonunu azaltır,
  • Hidrojen, metan, karbondioksit ve kısa zincirli yağ asitleri üretimini arttırır.

Posa içeren besinler aynı zamanda kanserden korunmada önemli olan birçok besin ögesi ve fitokimyasalları içerdiği için koruyucu etkinin görülmesini artırmaktadır. Diyet posası ile özafagus ve gastrikkardia kanserleri arasındaki ilişkiyi değerlendirmeye yönelik çalışmalarda, posası yüksek (sebze, meyve ve tam tahıl ürünlerinden yüksek) diyet modelinin gastrikkardia kanseri ve özafagus kanser riskini azalttığı sonucuna varılmıştır.

POSA KAN KOLESTEROLÜNÜ DÜŞÜRÜR

Posa tüketimi yüksek olan toplumlarda serum kolesterol düzeylerinin daha düşük ve kardiyovasküler hastalıklardan ölümlerin daha az olduğu bilinmektedir. Posa, bağırsaklardan safra asitlerinin emilimini engelleyerek karaciğerde kolesterol sentezi için gerekli öncü ögelerin konsantrasyonunu azaltmaktadır. Ayrıca yulaf, arpa, pirinç kabuğu gibi posa kaynaklarında bulunan gamma tokotrienol karaciğerde kolesterol sentezini engelleyerek serum kolesterolünü düşürmektedir.

Farklı posa kaynakları ile koroner kalp hastalıkları arasındaki ilişkinin incelendiği araştırmaların sonuçlarına göre, beslenmede meyvelerden gelen posa miktarının yüksek olduğu gruplarda koroner kalp hastalıkları riskinin daha düşük olduğu gösterilmiştir.

Diyetle alınan çözünür posa (özellikle pektin) miktarının yüksek olmasının, aterosklerozis gelişimi üzerinde koruyucu etkisi bulunmaktadır. İnflamasyonun önemli biyokimyasal göstergelerinden birisi olan serum C-reaktif protein (CRP) düzeyleri ile diyet posası alımı arasında ters bir ilişki olduğu bilinmektedir. Yüksek posa alımı koruyucu etki göstererek CRP düzeyini düşürmekte ve endotel hasarını azaltmaktadır.

Posa; bağırsaklardan safra asitlerinin emilimini azaltarak, karaciğerde kolesterol sentezini yavaşlatarak, kan kolesterolünün düşürülmesine yardımcı olur.

POSA KAN ŞEKERİNİ KONTROL ALTINA ALMAYA YARDIMCIDIR

Genelde posa içeriği yüksek besinlerin glisemik indeksleri düşük olup bu tür besinlerin diyabetik bireylerin diyetlerinde bulundurulması kan şekeri denetiminde yardımcı olur. Çözünür posanın serum glukozunu düşürücü etkisi bulunmaktadır.

Diyabetik bireylerde yapılan birçok çalışmanın sonuçlarına göre orta düzeyde karbonhidrat, yüksek miktarda posa tüketen bireylerde, postprandiyal plazma glukoz düzeyinin, serum trigliserit, total ve LDL kolesterol düzeylerinin, düşük posa tüketen diyabetlilere göre daha düşük olduğu bulunmuştur.

Diyabetik bireylerin günlük posa alımlarının 25-50gram olması gerektiği ve glisemik indeksi düşük yani kan şekerini yavaş yükselten besinlerin tercih edilmesi gerektiği önerilmektedir. Posalı besinlerin glisemik indeksleri düşüktür, böylece kan şekerinin denetimini sağlar.

POSA FORMDA KALMAMIZI SAĞLAR

Diyetin posa miktarının yüksek olmasının ağırlık kaybında etkin olduğu bilinmektedir. Posası yüksek besinlerin yağ miktarı ve enerji miktarı da düşüktür. Posa; su bağlama kapasitesi yüksek ve enerjisi düşük olması nedeniyle enerji alımını azaltır, çiğnemeyi uyararak yemek yeme için gerekli zamanı uzatır, yağ asitlerinin ve safra tuzlarının az da olsa emilimine neden olur ve bağırsakların doyurulmasını teşvik eder.

POSA BAĞIRSAKLARIMIZLA DOSTTUR

Diyare(İshal): Yapılan çalışmalarda karışık kaynaklardan karşılanan çözünür posanın, sıvı dışkıdan su çekilmesine ve dışkı hacminin sertleşmesine neden olduğu, dışkı yapışkanlığını arttırdığı, kısa zincirli yağ asidi üretimini ve su emilimini arttırdığı ve böylece kolon devamlılığını sağladığı gösterilmiştir.

Konstipasyon(Kabızlık): Sağlıklı bireylerde yapılan çalışmalarda, posasız sıvı diyet ile bağırsak transit zamanı uzamış, dışkılama sıklığı ve dışkı miktarı azalmıştır. Buna karşın yüksek posalı diyet ile bu parametreler düzelmiştir.

Çözünmez posa, suyu bünyesinde tutarak bağırsaklardaki atıkların yumuşamasına ve genişlemesine yardımcı olup artık maddelerin sindirim sistemi içerisinde daha çabuk ve daha kolay geçmesini sağlar. Böylece çözünmez posa, kabızlık ve onunla birlikte oluşan rahatsızlıkları önler. Artık maddeler vücuttan kolaylıkla dışarı atılınca bağırsakların zorlanarak kasılmasına gerek kalmamakta ve böylece hemoroid (damar şişmesi) oluşumunu önlemektedir. Aynı zamanda yumuşak ve düzenli dışkılama ile divertiküllerin oluşumu da önlenebilir.

Önerilen diyet posası miktarı günde 25 - 35 gramdır.

BESLENMEMİZDE POSA MİKTARINI ARTTIRMAK İÇİN

*Beslenmede besin çeşitliliği sağlanmalıdır.

*Posa miktarı yüksek besin gruplarının (sebze ve meyveler, tam tahıl ürünleri, kurubaklagillervb) diyette yeterli miktarda bulunması, diyet posasının tüketimini artıracaktır.

*Kahvaltıda posa bakımından zengin besinleri tercih edilebilir. Posa bakımından zengin, yulaf ezmesi, söğüş sebze ve meyve ile posası yüksek bir kahvaltı tüketilmiş olur.

*Haftada 2 veya 3 defa kurubaklagiller (özellikle yeşil mercimek, börülce ve maş fasulyesi) tüketilmelidir. İyi bir posa kaynağı olduğu için posa tüketimini arttırmada iyi bir yoldur. Kurubaklagillerkompleks karbonhidratlar ile posadan zengin bitkisel protein kaynağı besinlerdir. Bu özellikleri nedeni ile kan kolestorülünü düşürücü etkileri vardır.

*Günde en az 5 porsiyon meyve ve sebze tüketilmelidir. Öğle ve akşam yemeklerinde sebze yemekleri, salata, meyve tüketerek günlük meyve ve sebze gereksinmesini arttırabilir.

*Meyve ve sebzeleri yenebilir kabukları ile birlikte tüketilmelidir. Kabuğu soyulmadan yenilebilecek meyveler (örn; elma, armut) kabuğu soyulmadan yenilmelidir.

*Meyve suyu yerine taze bütün meyve tercih edilmelidir. Posa, meyvenin kabuğunda ve kabuğa yakın kısımda bulunmaktadır. Bu yüzden meyve suyu elde edildiğinde bu kısımlar yok edilmekte ve posa içeriği yok denecek düzeye inmektedir.

*Pişirme yöntemlerinde posayı arttıracak uygulamalar yapılabilir. Örneğin et yemeklerini sebze ile pişirmek, çorbalarda mercimek, kinoa, karabuğday tercih etmek gibi.

*Besin satın alırken posa içeriği hakkında, besinlerin etiketleri okunmalı ve posa içeriği yüksek olanlar tercih edilmelidir. Besin alışverişi yaparken satın alınan besinin etiketinde posa miktarı belirtilmişse ve 5 g'dan daha fazla posa içeriyorsa bu besin yüksek posalı besin olarak değerlendirilebilir.

Günlük yaşamımızda posa alımı önemli etkiye sahiptir. Bununla beraber posa alımının aşırı fazlası yarardan çok zarar getirir. Posanın çok yüksek miktarda alınması vitamin ve minarelerin emilimini azaltır. Fazla miktarda posa, ishal, şişkinlik ve gaz gibi sindirim sorunlarına neden olabilir. Bu yüzden dengeli beslenmeyi hayatımıza oturtturmak posa içeriği düşük hazır gıdalardan uzak durarak, doğal beslenmeden yana yaşamımızı sürdürmekte fayda var. Sağlıklı, mutlu, keyifli, afiyetli günler diliyorum...