Bol katkı maddeli yaşam

Dyt.Elif Nur KÖPRÜCÜ 08 Ocak 2019 Salı, 07:10

'Her madde toksindir, toksin ile toksin olmayanı birbirinden ayıran dozdur' der Paracelsus. 1500'lü yıllarda yaşamış olan Paracelsus'un bu sözünü çok severim ve günümüz alışkanlıkları ile uyuştuğunu düşünürüm.

Şimdilerde hayatımızın her döneminde kullandığımız katkı maddelerinin ne kadar farkındayız? Güvenilirliğinden ne kadar eminiz? Kime ve neye göre aşırı tüketiyoruz? Gıda katkı maddelerini kullanmaya zorunlu muyuz?

Günümüzde besinlerin üretim ve tüketim ilişkileri gıda katkı maddelerinin kullanımını teknolojik bir zorunluluk olarak ortaya koymaktadır. Endüstrinin gelişmesi ile besin üretiminin ve işlenmesinin artması gıda katkı maddeleri kullanımını da artırmıştır. Ev dışında çalışanların artması, beslenme alışkanlıklarının değişmesi, besin hazırlama için az zaman kalması veya besin hazırlama için az vakit harcama isteği yarı-hazır veya ticari olarak tamamen hazırlanmış olan besin üretimini teşvik etmiş, bu da gıda katkı maddeleri kullanımını kaçınılmaz kılmıştır.

PEKİ GIDA KATKI MADDESİ NEDİR?

Gıda katkı maddeleri Türk Gıda Kodeksi Yönetmeliği'nde şöyle tanımlanmaktadır:

  • Tek başına gıda olarak tüketilmeyen veya gıda ham ya da yardımcı maddesi olarak kullanılmayan,
  • Tek başına besleyici değeri olan veya olmayan,
  • Seçilen teknoloji gereği kullanılan,
  • İşlem veya imalat sırasında kalıntı veya türevleri mamul maddede bulunabilen,
  • Gıdanın üretilmesi, tasnifi, işlenmesi, hazırlanması, ambalajlanması, taşınması, depolanması sırasında gıda maddesinin tat, koku, görünüş, yapı ve diğer niteliklerini korumak, düzeltmek veya istenmeyen değişikliklere engel olmak ve düzeltmek amacıyla kullanılan maddelerdir.

KAÇINILMASI GEREKEN KATKI MADDELERİ

Yapay Tatlandırıcılar : Aspartam (NutraSweet) ve yapay tatlandırıcılı diyet içecekler ve gıdalar, şeker yerine daha güvenli ve sağlıklı olarak geliştirilmiştir. Ancak araştırmalar, fibromiyalji ve migren de dahil olmak üzere çeşitli kronik ağrıların bu gıda katkı maddeleri ile bağlantılı olduğunu belirtiyor.

Kuzey Dakota, New York City Inner Source Sağlık Doğal Tıp Hekimi Peter Bongiorno, bir anısını şöyle paylaşıyor: "Kronik baş ağrısı için birlikte çalıştığım bir hastam her gün iki şişe diyet soda içiyordu. Beş farklı doktorla görüşüyordu ve üç farklı ilaç tedavisi görüyordu. Bir kere onun beslenmesinden diyet sodayı çıkararak onu su ile değiştirdik ve baş ağrıları son buldu."

Şeker: Şeker en ''doğal'' tatlandırıcı gibi görünse de, bir çok insan için yine de ağrı yönetimi sorunlarına yol açabilir. Şeker ortak bir ağrı tetikleyicidir. Kasları spazm içine iterek dalgalanmasını tetikleyebilir.

Yüksek Fruktozlu Mısır Şurubu: Bu tatlandırıcı soda, kek, şeker gibi bir çok ambalajlı üründe kullanılmasıyla bilinir ve son zamanlarda basında kötü yorumlar almıştır. Bazı bilgilere göre, yüksek fruktozlu mısır şurubunun muhtemelen sağlığınızı standart şekerden daha kötü etkilemediği fakat yine de iyi olmadığı söyleniyor. Bazı çalışmalar, yüksek fruktozlu mısır şurubuna intoleransı olan insanlarda kronik karın ağrısı ve diğer sindirim bozuklukları ortaya çıktığını göstermiştir.

Tuz: Çoğu uzman, tuzun ağrıyla doğrudan bağlantılı olmadığı konusunda hemfikir. Ancak bizler tuz bağımlısı haline geldiğimizde, aşırı mineral bolluğu nedeniyle birçok insanda dolaylı olarak ağrıya neden olabilir. Bazı kişilerde, tuz alımı vücuttaki dokuların su tutmasına olanak tanır. Bu suyun basıncı, sinir ve eklem işlevlerini sıkıştırır ve engeller bu da ağrıyı artırır. Ağrının azaldığını görmek için tuzsuz diyet denemeye değer olabilir. Herkes sonradan eklenen tuzlu yiyeceklerden kaçınmalıdır.

MSG: Çoğu insan monosodyum glutamat ya da MSG olarak bilinen lezzet artırıcı gıda katkı maddesinin sadece Çin yemeğinde bulunduğunu düşünebilir fakat aynı zamanda pek çok işlenmiş gıdada da bulunur. Çalışmalarda, kronik ağrı koşulları yapay tatlandırıcılarla aynı etkiye sahip görünüyor. Glutamat (bir MSG bileşeni), fazla alındığında sinir uçlarına zarar verebilir, Alzheimer hastalığına neden olmasının yanında beyin performansının düşmesine neden olur. MSG tüketimi ile birlikte de ağrıda yükselme olur. Bu konuda tavsiyem, etiketleri iyi okumanız ve MSG içeren herhangi bir şeyden kaçınmanızdır. MSG'nin diğer adlar; glutamik asit, maya özü, hidrolize protein, sodyum kazeinat ve autolyzed mayadır.

Koruyucular: Mağaza raflarındaki pek çok yiyeceğin uzun süre bozulmadan kalabilmesinin nedeni içine eklenen koruyucu maddeler ve kimyasallardan (benzoatlar, monogliseridler, digliseritler, nitrat, nitrit, sülfit gibi isimleri vardır) kaynaklanıyor. Yapılan bir dizi çalışmada kronik ağrı koşullarının bu koruyucuların bazılarıyla bağlantılı olduğu görülmüştür. Bu koruyucuların çoğu ticari hazır fırın ürünlerinde bulunur, bu yüzden en iyisi kendi ev yapımı ürünlerinizi tüketmektir.

Ağrıları azaltmak ve sağlığımızı artırmak için taze hazırlanan gıdalar tercih etmemizde büyük yarar var. Gıda katkı maddelerini günlük hayatımızda en aza indirerek onların zararlı etkilerini en aza indirmeye çalışalım.

Az katkı maddeli, sağlıklı, keyifli günler dilerim...