Atatürk'ün sofradaki titizliği ve hassasiyeti

Dyt.Elif Nur KÖPRÜCÜ 21 Mayıs 2019 Salı, 07:09

Bir beslenme uzmanı olarak hazırladığım ve geçtiğimiz hafta yayınlanan Atamızın Beslenme Kültürü yazım oldukça ilgi görünce, bu hafta da Atamızın sofradaki titizliği ve hassasiyetinden bahsetmek istiyorum  

Atatürk'ün Sofradaki Titizliği

Atatürk'ün 1931-1935 yılları arasında aşçılığını yapan Halit Atay da Atatürk'ün beslenme düzeni ve sevdiği yemeklerle ilgili şu bilgileri vermiştir: ''Atatürk sabaha kadar çalışırdı. Sabah iki yumurtalı, içerisine beyaz peynir katılmış omlet yerdi. Bazen omletin soğuk olduğunu söyler gönderirdi. Biz de tekrar yapar gönderirdik. Yemek konusunda çok titizdi ve asla soğuk yemek yemezdi... Mutlaka kuru fasulye olacak. Atatürk'ün en sevdiği yemek kuru fasulyeydi çünkü. İster Çankaya'da olsun, isterse Dolmabahçe'de kuru fasulye yemeği yapardık. Hatta trenle yolculuk yaptığımız zamanlar bile ilk yaptığımız yemek, kuru fasulyeydi... Dolmabahçe'ye gittiğimizde ıstakoz bile bulup hazırlardık o zaman. Hatta kılıç balığı bile bulunurdu. Tabaklara büyük özen gösterirdik. Bamyalar bile tabaklara tek tek dizilirdi. O denli güzel görünürdü.''

***

Çok genç yaşta Atatürk'ün silah ve mücadele arkadaşı, vefatına kadar da onun en güvendiği dostlarından, sırdaşlarından olan Kılıç Ali ise: 'Yemekten evvel veya yemek esnasında, iştahına uygun bir yemek hazırlandığı vakit, derhal odasındaki telefonla aşçıya bu yemek ısmarlanır, yaptırılır; onu da bekler, yerdik. Bu hastalığının ilk günlerinin yemek ve iştah vaziyeti, şayanı memnuniyetti' demiştir.

GELENEKSEL YEMEK KÜLTÜRÜ

Mustafa Kemal Atatürk,  kuru fasulye ve pilav örneğinde olduğu gibi geleneksel Türk yemeklerini sevmekteydi. Bugün hepimiz bu yemeği severiz. Askerde de çok pişirilir bu millî yemeğimiz. Bazı kimseler askerde bu yemeği çok yedikleri ve bıktıkları için askerlik dönüşünde artık yemezler. Atatürk'ün hayatının her döneminde kuru fasulye pilav ikilisini severek yemesi, bıkmadığının da göstergesidir.

Paris Tıp Fakültesi öğretim üyelerinden Prof. Noel Fissenger tarafından Atatürk muayene edilip, karaciğer iltihabı teşhisi konulduğunda; çalışıp yorulmaması, katiyen içki içmemesi beslenmesine dikkat etmesi yönünde doktorlar isteklerini sıraladılar. Kabızlık giderici ve selülozlu sebzeler tavsiye edildi. Beyaz peynir, taze soğan ve özellikle tatlıyı çok yemesini öğütlediler. Çok sevdiği kuru fasulyeyi sorduğunda ise 'sakıncası yok yiyebilir' denildi.

Geleneksel Türk içkisi olarak rakıyı seviyor ve leblebi, kavun gibi mezeler yiyordu. Bunlar da Atatürk'ün geleneksel yanlarından birisini oluşturuyor. Beslenmesinde Türk zevkinin egemen olduğunu görüyoruz. Türk mutfağının yemekleri, mezeleri, tatlıları, içecekleri ve meyveleriyle besleniyordu. Avrupa mutfağının yiyecekleriyle beslenmemiştir.

***

Atatürk'ün döneminde devlet görevlilerinin sofralarında et yemeği hemen hemen yoktu. Kebaplar, yağlı ağır yemekler yenmiyordu. Bazen tavuk ya da hindi yeniyordu. Ülke yoksul durumda olduğundan Anadolu'da halk, eti Kurban Bayramında görebiliyordu. Halkının et yiyemediğini çok iyi bilen Atatürk'ün, ülkenin yoksul durumunu göze alarak bu nedenle et yemediğini söylememiz mümkün. Yemek sofrasında bazen etli yemek oluyor, sevdiği yemeklerde daha çok sebze ağırlıklı yemekler dikkati çekiyor.

Mustafa Kemal Atatürk'ün yemeklerdeki gelenekselliği sürdürmesi, geleneksel Türk kültüründen kopmayışının bir kanıtıdır. Fakat O, her konuda çağdaşlaşmayı amaç edinmişti. Ama bunu yaparken çağdaşlık ve geleneksellik sentezi içinde, ulusal kimliğin korunarak çağdaşlığın gerçekleştirilmesini istemesi, Atatürk'ün çağdaş bir devlet adamı oluşunun en güzel göstergesidir. Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ü bir kez daha büyük bir özlem ve saygıyla anıyoruz. Ruhun şad olsun Atam...