Dyt.Elif Nur KÖPRÜCÜ 01 Mayıs 2019 Çarşamba, 07:00

Son zamanlarda apiterapi hakkında bilimsel araştırmalar daha çok yaygınlaşmaya başlamış olup, tıp hekimlerinin hastalıklara karşı yan tedavi olarak arı ürünlerini kullanmaya başlaması büyük önem arz etmektedir. Peki, apiterapi nedir? Apiterapi, arıcılık faaliyetlerinden elde edilen bal, polen, propolis, arı sütü, arı zehri gibi ürünlerin birçok hastalıklara karşı tedavi amacıyla kullanılmasıdır. Bal, propolis, arî sütü mükemmel bir antibakteriyel özelliğe sahiptir. Arı zehirinin antiromatizmal özelliği bulunmakta, polen immünolojik hastalıkların tedavisinde kullanılmaktadır.

Enerji değeri çok yüksek ve sindirimi kolay bir besin olan bal başta çocuklar, sporcular ve yaşlılar olmak üzere tüm insanların beslenmesinde kullanılır. Özellikle çabuk enerjiye dönüşen hazır bir gıda olması nedeniyle yüzme, dağcılık, atletizm, basketbol, futbol, bisiklet yarışı gibi sporlarla meşgul olan kimselere güç vermek ve yorgunluklarını hafifletmek için kullanılabilir. İçeriğindeki vitamin, mineral, enzim ve aminoasitler çocukların bedensel gelişimine önemli ölçüde katkı sağlar, enerji ihtiyaçlarını karşılar ve vücut dirençlerini artırır. Ancak balın 1 yaşından küçük çocuklara yedirilmemesi önerilir. Bunun nedeni; Clostridium Botulinum isimli bakterinin balda gelişememesine rağmen, spor formunda bulunma ihtimalidir. Birçok gıda da olduğu gibi balda da bulunabilen bu sporlar, 1 yaşından büyüklerin gelişmiş bağışıklık ve sindirim sisteminden dolayı problem teşkil etmez. Balın önemli özelliklerinden biri uzun süre bozulmadan kalmasını sağlayan antibiyotik özellikleridir. Balın antimikrobiyal özelliklerinden dolayı, doğal bir besin koruyucusu olarak kullanılabileceği bildirilmiştir.

Bal temel olarak besin maddesi ve enerji kaynağı olarak kullanılmakta bunun yani sıra insan sağlığı bakımından da önem taşımakta çeşitli hastalıkların tedavisinde kullanılmaktadır. Balın mide ve bağırsaklar üzerine olan iyileştirici etkisi bugün çoğu kimse tarafından kabul edilmektedir. Bal yara ve yanıkların tedavisinde kullanılmakta, yara ve yanıkların tedavisinde kullanılan krem ve antibiyotiklerin, yara izi ve yara kabuğu gibi olumsuz etkileri bulunmakta, bal kullanılmasıyla bu olumsuz etkiler görülmemekte ve yanıklara karşı kullanılan silversulfadiazine yerine bal kullanılmasıyla iyileşme daha kısa bir süre içinde gerçekleşmektedir. Bal kronik sindirim sistemi hastalıklarından özellikle peptik ülser ve hazimsizliga, duodenal ülsere, çocuklarda ise bakteriyel gastroenteritis'e karşı etkili bir şekilde tedavi amacıyla kullanılmaktadır. Bal antibakteriyel özelliği ile ağız, boğaz ve bronş enfeksiyonlarına karşı kullanılmaktadır. Bunların yanında bal cildi besleyici ve nemlendirici krem olarak çeşitli ülser, yara ve yanıklara karşı ilaç olarak kullanılmaktadır. Tıbbi bitki ekstraktlarıyla beslenen bal arisi kolonilerinden elde edilen ballarin, lârenjite, üst solunum yolları enfeksiyonlarına, kronik ülser ve yaralara karşı kullanıldığı belirtilmektedir. Klinik araştırmalarda ise gözde, katarakt hastalığına, konjiktivit ve çeşitli kornea rahatsızlıklarına karşı, direkt gözün içine uygulanarak kullanıldığı bildirilmektedir.

Balın şeker hastaları için uygun olduğu bilinir ancak bal yüksek seker içeriğine sahiptir. Bununla birlikte şeker hastaları için şekerli bir üründen daha iyi olduğu bildirilmiştir. Eşit kaloriye sahip diğer gıdalarla bal karşılaştırıldığında balın daha az insülin içerdiği ancak tüketildikten kısa bir süre sonra kandaki seker oranının aynı veya biraz daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Bal ve ayni miktarda sukroz tüketimi karşılaştırıldığın da kan şeker oranının bal tüketimiyle daha düşük olduğu belirlenmiştir.

Böbrek fonksiyonlarını düzenleyici, uykusuzluğu giderici, ateş düşürücü etkileri bulunmakta, kalp, dolaşım sistemi hastalıkları, karaciğer rahatsızlıklarına karşı kullanılmaktadır. Nekahet durumundaki hastalara % 20-40 ballı su solüsyonu enjekte edildikten sonra genel durumun iyileştiği bildirilmektedir. Son yıllarda ise travmatolojik hastalıkların tedavisinde de balın kullanıldığı bildirilmektedir.

Bal, geçmişten günümüze, yaşamın her döneminde ve bilimin çeşitli dallarında tedavi ve beslenme amaçlı kullanılmaktadır. İçinde bulunduğumuz 21. yüzyılda alternatif tıp alanında balın kullanımı ve öneminin her geçen gün arttığı bilinmektedir. Tıbbın babaları diye adlandırılan Hippokrates ve Asklepiades'in bal hakkındaki söylevleri de bunları kanıtlayacak niteliktedir. Balın sahip olduğu besleyici değer ve tedavi edici özellikleri nedeniyle sağlığımız üzerinde olumlu etkilerinin olduğunu bilmemiz ve yaşamımızda yer vermemiz oldukça önemlidir. Baldan tatlı günler diliyorum...