Sadece 7 Nisan değil "Her Gün Sağlık" olsun

Dr. Feza Şen 11 Nisan 2018 Çarşamba, 07:13

Biliyoruz ki;  "Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi, Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi..." 7 Nisan 1948'den bu yana da her 7 Nisan Günü, Dünya Sağlık Günü olarak kutlanmakta ve bizlere bir kere daha sağlıklı kalabilmenin önemini bizlere hatırlatmaktadır. Sadece 7 Nisan her değil her gün sağlık günü olmalıdır.

"Neden 7 Nisan Dünya Sağlık Günü?" diye anılmakta bir bakalım...

Dünya genelinde bir sağlık örgütü ihtiyacı, Avrupa kıtasından 19. Yüzyılda ortaya çıkan Kolera salgınından sonra doğmuştur. Halkın sağlığını etkileyen küresel sağlık problemlere çözüm getirmek amacıyla 23 Temmuz 1851 yılında Paris'te I. Uluslararası Sağlık Konferansı düzenleniyor ve katılımcı 12 ülke tarafından Sağlık Yönetmeliği oluşturuluyor. Hatta bu konferansların üçüncüsü ise İstanbul'da yapılıyor.  1945 yılında toplanan Birleşmiş Milletler Konferansında; halk sağlığının önemini göstermek amacıyla Uluslararası Sağlık Örgütü kurulması için toplantılar düzenlenmesine karar alınıyor. Ve Prof. Dr. Rene Sard başkanlığında bir ekip kurularak bir sağlık anayasası taslağı üzerinde çalışıyorlar.

22 Temmuz 1946 tarihlerinde düzenlenen Uluslararası Sağlık Konferansı'nda Birleşmiş Milletlere üye ülkelerin temsilcileri ile birlikte Gıda ve Tarım Örgütü (FAO), Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO), Birleşmiş Milletler Eğitim Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO), OIHP (Merkezi Paris'te bulunan Uluslararası Halk Sağlığı Bürosu), PAHO, Kızılhaç, Dünya İşçi Sendikaları Federasyonu ve Rockefeller Vakfı temsilcileri de Dünya Sağlık Örgütü anayasasını imzalamışlardır.  İki yıllığına da işlevleri yerine getirecek bir ara komisyon seçilmiş, bu komisyon 7 Nisan 1948 yılında da çalışmalarını bitirmiş ve Dünya Sağlık Örgütü Anayasası yürürlüğe girmiştir.  İşte bu gün; tüm dünyada Dünya Sağlık Günü olarak kutlanmaktadır. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ-WHO) Türkiye Ofisi de 1959 yılında kurulmuştur.

1902 yılında Washington merkezli olarak ticaret esnasında yayılan hastalıkların önlenmesi amacıyla Amerika Sağlık Örgütü (PAHO) kurulmuştur. Bu örgüt de 1949 yılında Dünya Sağlık Örgütü ile birleşmiştir.

Dünya Sağlık Örgütü; kuruluşundan sonraki ilk 25 yıl içinde çiçek, sıtma vb. hastalıklara yönelik bir çalışma içine girmiş ve bu dönemde politik ve sosyal konulardan uzak kalarak tamamen tıbbi ve teknik faaliyetler yürütmüştür. Bu dönemde, DSÖ'nün elde ettiği en önemli başarı çiçek hastalığının eradikasyonu olmuştur.

Dünya Sağlık Örgütünün misyonu " Herkes için, sağlıktır..."

Her 7 Nisan Gününün bizlere hatırlattığı ilkeler ise önemlidir:

Sağlık doğuştan kazanılmış bir insan hakkıdır. DSÖ ile birlikte tüm devletlerin  "En çok görülen, sakat bırakan ve öldüren hastalıklar için 'önemli hastalıktır' diye düşünmesi esastır.

Önemli Hastalıklara öncelik verilmesi de, toplumun sağlık düzeyinin iyileşmesindeki temel stratejidir.

İş bu amaçla toplumun sağlık düzeyinin arttırılması için var olan ve gelişebilecek sorunlar ile nedenlerini tespit ederek çözümler üretmek ve bulunan sağlık çözümlerinin yürütülmesini sağlamak halk sağlığı açısından en önemli vizyondur.

Sağlık hizmetleri yalnızca Sağlık Bakanlığı tarafından verilemeyecek kadar geniş boyutludur. Sağlık hizmetlerinin sunulmasında sağlık, eğitim, tarım, diyanet işleri, yerel yönetimler, finans kuruluşları, ulaştırma, sanayi gibi sektörlerin eşgüdüm içinde hareket etmeleri kaçınılmazdır.

Sağlık hizmetlerinin sunumunda "Hastalıklardan Koruma" tedaviden üstündür. Toplumda görülen hastalıkların ve kazaların pek çoğu, aslında, korunulabilir olaylardır. Bu hastalıkların toplumda görülüyor olması, sağlık hizmetlerinin başarısızlığı olarak düşünülebilir.

Sağlık hizmetlerinde entegrasyon esastır. Koruyucu ve tedavi edici sağlık hizmetleri birbirlerinden kesin olarak ayrılamazlar. O nedenle, bu hizmetlerin bir arada ve gerektiği oranlarda sunulması gerekir. Özellikle erken tanı, aile planlaması, bağışıklama, beslenmenin düzeltilmesi gibi koruyucu hizmetleri;  tedavi hizmetleri ile bir arada ve her kademedeki sağlık kuruluşunda vermek önemlidir. Sağlığa harcanan yıllık bütçelerin içinde koruyucu sağlık harcamaları payının daha fazla olması önemlidir.

Ve en önemlisi de;Bireylerin sağlık hizmetlerine katılımı esastır. Birey; sağlıklı kalmak için gereğini yapmazsa, hastalığa davet çıkaran bir yaşam tarzını benimserse hastalıklar kaçınılmaz olur.

Bu ilkeler ışığında;

Sağlıklı olmak bir bilinçtir. Öncelikle bireyler; sağlıklı olma bilincine sahip ve bu bilinç ile yaşamlarına dikkat etmeliler,

Devlet ise öncelikle bireyin sağlıklı kalmasını sağlayan şartları düzenleyecek ve hasta olanlarında ivedilikle teşhis ve tedaviye ulaşmasını sağlayacaktır.

Ayrıca tüm bireyler sağlık açısından güvence altında olmalıdır....