58 günde bir hekime başvuruyoruz, gerçekten hasta mıyız?

Dr. Feza Şen 09 Ekim 2019 Çarşamba, 07:00

Sağlık Bakanlığı tarafından 2018 yılı sağlık istatistikleri yayınlandı. Ve bu istatistiklere göre toplam hekime başvuru sayısı;

  1. 2003 yılında kişi başı 3,4iken,
  2. 2107 yılında 8,9 ve
  3. 2018 yılında 9,5 oldu...

Sevinelim mi üzülelim mi, daha çok mu hastalanıyoruz?

Bu soruya cevap bulmalıyız, çünkü sağlık harcamalarımızın ağırlıklı bölümü kamu kaynakları ile karşılanmaktadır.

Hekimlere daha çok başvuruyor olmak övünç kaynağı olabilir mi?

Hepimiz biliyoruz ki ülke ekonomisinden sosyal güvenlik için ayırdığımız pay hastalık harcamalarına ve emeklilik ödemelerine gitmekte...

İyi biliyoruz ki sosyal güvenlik bütçe açığı da bizlerin sırtına vergi ve prim olarak binen bir yük...

Öyleyse övünmek için koruyucu hekimliğe olan başvurunun artması gerekir.

Tedavi edici hekimlik basamaklarına artış fazla oluyorsa da düşünmemiz gerekir "daha çok mu hastalanıyoruz" diye... Sağlık, basamaklı bir sistem olup 1. basamak hekimler tarafından sunulan sağlık hizmetlerinde öncelik; koruyucu sağlık çalışmalarıdır. 2 ve 3. basamak hekimler (hastanelerde bulunan hekimler) ise öncelikle tedavi edici hekimlik yaparlar.

Tedavi edici hekimlik başvurusu artıyor, koruyucu hekimlik başvurusu mu?

En doğru sonuçlara ulaşmak için Sağlık Bakanlığı istatistiklerine bakmak doğru olur.

  1. 2003 yılında 1. basamağa kişi başı başvuru 1,3 iken 2. basamağa başvuru 2,1 iken,
  2. 2017 yılında 1.basamağa başvuru 2,9 iken 2. Basamağa başvuru 6,0 ve
  3. 2018 yılında 1. basamağa başvuru 3,2 iken 2. basamağa başvuru 6,3 olmuş...

Özetle; 14 yılda; koruyucu hekimlik için başvurular 2,4 kat artarken tedavi olmak için yapılan başvurular 3 kat artmış.

2003 yılı verilerinde kayıt altına alınmayan veriler olabilir, o zamanlarda kamuya ait hekimler aynı zamanda muayenehane de işletiyordu. Son 2 yılda bile hastanelere başvuru artmış.

Bu sonuç gösteriyor ki hastalıklardan korunmayı değil tedavi olmayı seçiyoruz.

Tedavi olmak güzel, tedaviye ulaşmak sağlık hizmetleri adına önemli ama hasta olmakla risk alıyoruz.

Ortalama 58 günde bir tedavi olmak için hastaneye gidiyoruz, 58 günde bir ölüm korkumuz artıyor demektir. Oysa sağlık politikası olarak hastalıklardan korunmayı seçmek doğru değil mi?

Bizlerin; koruyucu sağlık hizmetleri yerine hastanelere kayması; hangi politika değişikliklerinden kaynaklandığı sonucu incelemeye muhtaçtır.

Bu istatistikler bile sağlık politikalarında taktik değişikliğine ihtiyacımız olduğunu göstermekte...

Çünkü her bir hastane yatırımı için tıbbi cihaz ve diagnostik (radyoloji ve laboratuvar) cihaz yatırımları için yurt dışına toniye, joniye döviz ödemekteyiz. Tedavi olmak için uluslararası ilaç şirketlerine döviz aktarmaktayız. Ülke ekonomimiz bu kadar zengin mi?

Gerçek hastayı mı muayene ediyoruz...

Öncelikle yapılması gereken; bu rakamlardaki değişime bakılması ve

"Her tedavi olmaya giden gerçek hasta mı" sorusuna cevap bulunmasıdır.

Tabi ki ulusların yaşlanması başta olmak üzere şehirli hayat, sosyokültürel ve ekonomik düzey artışları da bu başvuru artışlarında önemli olsa da gerçek hastalığa kapılmadan hastanelere yapılan her başvuru; gerçek bir hastanın hekime ulaşmasını zorlaştırmaktadır.

Bir hastaya 10 dakika gerçek zaman ayıran bir doktor sekiz saat tam zamanlı çalışma da saatte 6 hastadan günde 48 yeni hastaya bakabilir. Sizce gerçek böyle mi?

Sosyal Güvenlik Kurumu; özel hastanelerde günde 60 hastaya muayene ücreti ödüyor.

Ve biliyoruz ki kamu hastanelerinde bir uzman hekim 100 ve üzeri sayılarda muayene yapıyor.

Bu durumların sistemi regüle eden otorite tarafından analiz edilmesi gerektiğinin zamanı geldiği kanaatindeyiz. Ve aklımızda sorular belirmekte...

Acaba kaçımız, muayene için ayrılan süreyi yeterli bulmadığımızdan tekrar hekime başvurmaktayız?

Ya da kronik hastalığımızdan dolayı sadece ilaç yazdırmak için hastaneyi tercih ediyoruz?

Bu ekonomik ortamda gerçek hastaların 2. ve 3. basamak hastanelere gitmesinin zamanı değil mi?

Sevk zincirinin zamanı gelmedi mi?

Daha güçlü bir birinci basamağa ihtiyaç yok mu?

Kamuya ait 2. ve 3. basamak kuruluşlara yapılan başvurularda da hasta katılım payı 15 TL'ye çıkarılsa gereksiz başvurular düşmez mi?