Kaçınılmaz son

D.Murat Düzgün 19 Mart 2020 Perşembe, 06:00

Modern dünyanın bilindik alışıla gelmiş düzen ve sistemini derinden etkileyen, sarsan veya yıkacak olan Corona (Covid-19) şu an için aldığı canlar ve yaydığı korkuyla insanlığın gündeminde. Bu virüssel kaotik rüzgârın ne zaman dineceği veya daha büyük bir fırtınaya mı dönüşeceği konusunda kimsenin elinde tutarlı ve doğrusallığı yüksek bilgi veya tez yok.

Nereden bakılarak değerlendirilirse değerlendirilsin sürecin insanlık tarihine demir tırnaklarla kazılmış izler bırakacağı kesin. İnsanlığı bir anda çaresiz bırakarak unuttuğu acziyetini adeta yüzüne vurup, kendisini var olan bütüncül bir kozmik düzenin içinde sadece bir edilgen bileşenlerden biri olduğunu hatırlatıp sistemin kurucusu ve asıl sahibine koşulsuz biate kanalize ediyor.

İster komplo teoricilerin hipotezi olan insan kurgusuyla mutasyonlaştırılarak başat güçlerin ego, amaç ve hegemonyalarına hizmet eden proje ve robotik bir virüs olsun, ister sanatın asıl sahibi ve en büyük sanatçının tual ve harmoni dizaynının bir parçası olsun bu dinamik hal ivme kazanarak çok değil bir iki yıl sürerse bence kesin sonuca yakın en sağlıklı tahmin; kapitalizm ve emperyalizmin ÇÖKÜŞÜ olacaktır.

Bütçeleri birçok küçük ve orta ölçekli gelişmiş veya gelişmekte olan devletlerden daha büyük olan uluslararası dev şirketlerin bu menfi durum sonuncunda uğrayacakları ekonomik yıkıntıyı tamir edip sübvanse edecek bir güç odağı yok.

Zorunlu ihtiyaçların karşılanması üzerine varlıklarını konumlandıran kurumsal teşebbüsler dışında lüks ve ihtiyaçlar sıralamasının sonlarında yer alan skalanın dahilinde ağır giderli yatırımları olanlar, bu tsunaminin seçici hedefleri arasındalar. Başat güçler yeni bir dünya düzenini hedeflerken, en basitinden doğunun yani Asya'nın zenginliğinin el değiştirmesinin batıya akış hızını ve debisini artırmayı hedeflerken kuvvetle muhtemel ıskaladıkları şey; dünyanın onların acımasız ve doymayan iştahlarının malzemesi olan on beşinci ve on dokuzuncu yüzyıllar arası dünya sisteminin bugün var olmadığıydı. Yani 15.Yüzyıl'da başlattıkları Hindistan, Amerika, Afrika ve bir kısım Asya zenginliklerini kolayca iç ettikleri zamanlar değil bu zamanlar. Bu dönemde duvara vurduğunuz top ivme kazanarak daha büyük bir kuvvet ve hızla size geri çarpabiliyor. Bu liberal ve sömürücü iç içe geçmiş ekonomik sistemin kurucusu olanlar muhtemelen bu tsunamiden de en çok etkilenecek olanlardır. Bir yerde çıkan sorun iletişim, ulaşım ve pazarın hızlı geçişkenliğiyle hemen her tarafa hızla yayılabiliyor.

Sokakta bir söz var; "azdan az gider, çoktan çok..." Kısıtlı doğal kaynakların en fazla haksız akışı ve birikimi emperyal batıda olduğundan kendi geliştirdikleri ekonomik yapıları kendilerini ezecek kadar başlarına yüksekten ve sert düşecektir.

Ez cümle alma mazlumun ahını çıkar aheste aheste...