Mark'lı günler gitti EURO'lu günler geldi

Cihad Yılmaz 11 Kasım 2016 Cuma, 09:34

Şimdi ki nesil pek bilmese de ben ve benden önceki kuşaklar çok iyi hatırlar; ülkede bir Dolar, Mark hatta Frank rüzgârı vardı ki sormayın gitsin... Kiralar Dolar-Mark belirlenir, depozitolar öyle istenir, senetler çekler öyle düzenlenirdi memlekette.

Hatta parodilere konu olur, kendimizle dalga geçerdik, burası Amerika mı Almanya mı diye...

Tabi bu, ülkenin zayıf ve kırılgan ekonomisinin sonucu olarak kendi para birimine güvenmemesiydi aslında. Hele birde enflasyonla yaşayan hatta enflasyonu öngörülemeyen bir ülkeyseniz çok da normal karşılanırdı. Yani paranız güçlü değilse 6-0 yenik başlarsınız...

Ama çok şükür Türk ekonomisi güçlendi, dünyada eşi benzeri görülmemiş başarılı bir operasyonla paramızdan 6 sıfır atıldı.

Aslında bu söylediğim hadisenin ekonomik bir tanımı var. Bunun karşılığı "dolarizasyondur". Dolarizasyon ülkede değişim aracı, hesap birimi ve değer biriktirme aracı olarak ulusal para birimi yerine yabancı para kullanımının artması ya da tamamen yabancı para birimine geçilmesidir. Dolar yaygın olarak kullanıldığı için hangi yabancı para birimi kullanılırsa kullanılsın ismi dolarizasyon olarak oturmuştur.

Ülkelerin resmi olarak bunu kabul etmesi; ülkede yükselen enflasyon ile beraber ulusal para biriminin zayıflamaya başlamasından kaynaklanır. Bu durumda ulusal para tedavülden kaldırılarak yerine yabancı ve daha güvenilir bir para birimi kullanılmaya başlanmaktadır. Bu durum "resmi dolarizasyon" olarak adlandırılmaktadır.

Vatandaş veya kurumlar da enflasyondan korunmak amacıyla daha güvenilir diye düşündükleri para birimlerini talep edebilir ve bu özellikleri taşıyan yabancı para birimlerinin kullanımı tercih edilir. Bu tür para ikamesi "gayri resmi dolarizasyon" olarak adlandırılmaktadır.

Dolarizasyonun derecesi arttıkça ilgili ülkenin para politikası ve istikrar politikalarının etkinliği azalacaktır. Aslında ülkede bunun yaygınlaşmaya başlaması, ülke parasına olan güvenin sarsılmaya başladığının bir göstergesidir. İşte buna yol açacak her türlü söylem ve eylemden kaçınmak lazım.

Bizlere düşen milli paramıza sahip çıkmak, devlete düşen görev ise paramızı koruyacak tedbirler, teknik ifade ile para politikaları uygulamak olmalıdır.

Bugün büyük bir sürü proje açıklanıyor, çok önemli ve ülke büyümesi için kıymetli projeler... Dünyada hem hacim olarak hem vizyon olarak ses getiren projeler... Bu projelerin açıklanması esnasında dikkatimi çeken bir husus Dolar, Euro açıklaması. Resmi ağızlardan bunun yapılması gerçekten çok ilginç geliyor. Daha başlanmamış projelerde bile geçiş ücretleri hemen Euro olarak açıklanıyor. Ne gerek var anlamadım. Yabancı yatırımcıyı çekmek ya da uluslararası bir ihale olması sebebiyle mi bilinmez ama bunlar için TL'yi merkeze koyarak riskleri azaltacak başka yol ve yöntemler bulunabilir. İlgi zaten olacaktır zira bu büyüklük ve karlılıkta kaç tane iş var ki Dünya'da?

Yarın halk arasında tekrar bir Dolar-Euro fiyatlandırması başlarsa işte o zaman bizler TL'nin tekrar değer (itibar) kazanması için çok daha fazla çaba içine girmek zorunda kalırız.

Bu güzel ve büyük projeleri TL ile taçlandırmak ve ekonomi politikalarımızı da bu projelerin desteği ile güçlendirmek gerekiyor. Malum ekonominin iki temel sütunu var, istikrar ve güven. Bunların herhangi birinin sarsılması toparlanması daha güç hasarlar vermektedir.

Türkiye'de yaşanan ekonomik tüm krizlerin öncelikli olarak güven sorunu ile ilgili olduğu söylenmektedir. 2001 yılında Türkiye'de yaşanan ekonomik krizin nedenleri arasında en çok vurgu yapılan konu güven eksikliğidir.