Yediemin otoparklarında çürüyen metal paralar

Bilal Kayaaltı 23 Temmuz 2019 Salı, 07:00

Geçtiğimiz pazar günü dünyasını değiştirip, ahirete göç eden Milli Nizam ve Selamet partilerinin kurucusu Süleyman Arif Emre'nin şu sözü hiç aklımdan çıkmıyor:

"Devleti yönetmeye talip olan iktidarların, mazeret üretmeye hakları yok, tek hedefleri çözüm üretmek, halka hizmet etmek olmalı."

Hacizli, çalıntı ve çeşitli nedenlerle yediemin otoparklarında yüz binlerce araç çürümeye terk edilmiş durumda.

Haciz mevzuna açıklık getirmek gerekirse; işi bozulan, iflas eden, aldığı krediyi ödeyemeyenlerin araçları, bu otoparklara çekiliyor!

Otomobillerin yanı sıra, genellikle plakasız, ruhsatsız trafiğe çıkan motosikletlerde çürümeye terk edilmiş vaziyette.

Sistemdeki arıza ortadan kaldırılmazsa gelişmiş ekonomi, sadece lafta kalır.

Geçtiğimiz yıl sadece Bursa'daki 'yedieminlerde' bulunan araçların devlete zararı 154 milyon liraydı.

Bu rakamı 81 şehre yaydığımızda ortaya korkunç bir rakam çıkıyor.

Gelin görün ki sistemden kaynaklanan arızalardan dolayı, otoparklara çekilen ve fiyatı milyonu bulan otomobiller, göz göre göre hurdaya dönüşüyor.

***

Maalesef sistem denilen şeye kimse el atıp düzeltme zahmetinde bulunmuyor.

Oysa devletin mekanizmalarında hantallık, çarpıklık, mıymıntılık söz konusuysa, bu kirlenmişliği ortadan kaldırmak iktidarın işi olsa gerek.

Düşünsenize otoparklarda uzun yıllardır çürümeye terk edilen servetler var!

Arabasının 20 bin lira borcu olduğu için otoparktan alamayanlar bir yanda, diğer tarafta ise sistemde yaşanan sıkıntılardan dolayı çürüyen milli servet.

Bir an önce yasada değişiklik yapılıp, otoparklarda yatan araçlar kamuoyuna açık ihale sistemiyle satışa çıkarılmalı; yaşanan sakatlık sona erdirilmeli.

Mazeret yerine çözüm üretilmeli.

***

VATANDAŞIN FERYADINI DUYAMAYAN VEKİLLER, TURUNCU KOLTUK DERDİNE DÜŞTÜLER

Bundan tam 22 yıl önce TBMM'nin Genel Kurul Salonu yenilenmişti.

O dönemde büyük tartışmalara neden olan,'ceylan derisinden' yapıldığı iddia edilen turuncu renkteki koltuklar tartışmalara neden olmuştu.

Hatta...

Dönemin Çevre Bakanı İmren Aykut, Genel Kurul Salonu'nda ceylan derisi koltuk kullanıldığını sanmadığını ifade etmiş, ''Bu yalandır. Doğru olduğuna inanmıyorum. Gerçek ceylan derisi kullanılmış ise kıyameti kopartırım. Öyle şey olmaz'' demişti.

Aynı kabineden Devlet Bakanı Mustafa Yılmaz da, ''Milletvekilleri ceylan ölülerinin üzerine oturamaz, ben de oturmam. Böyle birşey varsa tam bir katliamdır ve bundan hemen vazgeçilmesi gerekir'' diye tepki göstermişti.

Ancak, o dönemin vekilleri o koltuklara oturmuştu.

Şimdi ise başka bir tartışma söz konusu.

Renginin "Hırçınlaştırıcı etki yaptığı, kavgayı körüklediği"ni iddia eden milletvekilleri;  emeklinin, esnafın, işçinin, üniversiteden mezun olup iş bulamayan gençlerin feryadını duymak yerine koltukların değiştirilmesini teklif etmişler.

Görünen o ki vekiller, asillerin sesini duyamadıkları için ancak kendi dünyalarında dolaşıyorlar.

Böyle olunca da turuncu koltuklar tek gündemleri oluyor.

***

BİR SÖZ

Süt geliri ile hayvan yemi fiyatları arasındaki denge iyice altüst oldu.Süt ineklerini kasaplara vermekten başka çözüm yolu kalmadı.

Nazif Tuna