Vatikan'ı kıskandıran adam; Recep Gündüz

Bilal Kayaaltı 19 Kasım 2018 Pazartesi, 08:07

Kosova/ Prizren

Kosova küçük bir toprak parçası ama huzur ve samimiyet tahmin edemediğiniz kadar büyük.

Bu ülkede yaşayan kardeşlerimizin kalıcı ve zararsız dokunuşlarına bir kez daha şahit oldum.

Sürekli dile getiriyoruz; sivil toplum kuruluşlarının birçoğu görevlerini yerine getiremediği için eleştiriyoruz.

Aylık, haftalık toplantılar, genel kurullar yaptıklarında başarılı olduklarını, "Görüyorsunuz, ne kadarda çok faaliyet yaptık." nutukları atarak tribünlere oynadıklarını da biliyoruz.

Hatta...

Şehrin farklı noktalarına çadır kurup, sağlıksız koşullarda gıda satışı yapanların kepazeliklerini de ibretle izliyor, eleştiriyoruz!

***

Kosova-Üsküp Türkleri Dernek Başkanı Recep Gündüz'le beş gündür Kosova'dayız.

Kardeş ülkenin 7 şehrini, ilçelerini ve bazı köylerini arşınladık.

Buralarda bulunan okulların, Gündüz'ün gayretli çalışmalarıyla Bursa'nın birçok ilçesindeki eğitim yuvalarıyla kardeş yapıldığını gördük.

Şu bir gerçek ki, dostluk ile şüphe asla yan yana gelmez, beraber olamaz.

Recep Gündüz, 20 yılda Makedonya ve Kosova'da Büyükelçilerin yapamadığını, düşünemediğini gerçekleştirmiş.

Devletin bazı görevlileri koltuklarında pineklerken o gönüllü elçilik yapıyor...

Şüphesiz, kuşkusuz çok büyük ve içten dostluk köprüleri kurmuş.

Ülkenin hangi yerine, kentine, ilçesine ve köyüne gitsek, kelli felli, yaşlı genç, koca koca adamların Recep ağabeyi devlet başkanı karşılar gibi, askeri disiplin içinde, tek sıra halinde karşıladığını hayranlıkla izledik.

Bu koca koca adamlardan kastım, belediye başkanları, milli eğitim müdürleri ve öğretmenler ve iş adamları.

Öğrenciler de aynı şekilde.

Görülmeye değer, inanılmaz bir sevgi ve muhabbet.

Kosova'nın altını üstüne getirirken bize eşlik eden Fushe Kosova ilçe Belediyesi'nin çalışanı Ruzhdi Raçi ağabeyin müthiş sabrının ve yüzünden eksik olmayan tebessümünün; çok şeyi ifade ettiğini düşünüyorum.

Bir dernek başkanının bu iki ülkede neleri başardığı, Türkiye ve Bursa'nın isminin duyulması, bilinmesi için gösterdiği çabalar; hakikaten alkışlanmaya değer.

Bursa'daki milli eğitim yetkililerini, okul idarecilerini, iş adamlarını örgütleyip, Vatikan'ı bile şaşkına çeviren eğitim yardımları ülkemiz adına kocaman bir kazanım.

Neden derseniz...

Kosova'nın yanı başındaki Sırbistan, bu ülkede yaşayan yurttaşlarına her türlü yardımı yaparak, ekonomik olarak güçlenmelerini sağlıyor.

Aynı şekilde Vatikan da Hıristiyan dünyasını harekete geçirip, Kosova ve Makedonya'da eğitim başta olmak üzere, maddi alanda misyonerlik faaliyetleri yürütüyor.

İşte Avrupa'nın ortasında bizler adına kardeşlerimizin elinden tutan, asimile olup kendi özlerinden kopmalarını önleyen kocaman bir yürek olarak çalışan birisi var. O isim RECEP GÜNDÜZ...

Recep ağabeyin samimi ve gerçekçi adımlarıyla, "yiyelim, içelim, göbek atalım, sonra da bu yapılanları faaliyet diye sıralayalım" diyenlere inat, Bursa'dan ecdadın gözyaşı döktüğü topraklardaki kardeşlerine ışık oluyor, gittiği her yeri aydınlatıyor.

***

Yani kısacası; insan isteyince her yerde ve her şartlarda çalışarak, çabalayarakbaşarılı işlere imza atabiliyor.

Ön yargılardan sıyrılarak, ezberleri bozabiliyor.

Bunu yaparken de en önemli şey, gönülleri fethedebilmek.

Hele ki bir dernek başkanıysan...

Balkanları koca yüreğiyle, yaktığı meşalelerle aydınlatanRecep Gündüz'ü diğer dernek yönetim ve başkanlarının da örnek alması dileğiyle...

***

BU SEFER DE REFİK SÜLO KARŞIMA ÇIKTI

Ne zaman farklı ülkeleri ziyaret etsem, Türkiye şehirlerini gezsem ilginç insanlar karşıma çıkıyor.

Kosova'nın başkenti Priştine'nin meyve sebze pazarında gezerken, 25 yıl mankenlik ve filmlerde oynayarak geçiren Refik Sülo ile karşılaştım.

Hani derler ya kan çekiyor diye, inanın fazlası var eksiği yok.

79 yaşındaki bu kendiyle barışık adamla bizim kültürel değerlerimizi kaybetmeyen bir çay ocağında sohbet ettim. Hayatımda unutamayacağım anlar yaşadım.

Ablasının Bursa'da, teyzesinin İstanbul'da yaşadığını söyleyen Refik amca,  heyecanından, hayata olan bakış açısından hiçbir şey kaybetmemiş.

Düşünsenize her cümlesine kahkaha atarak başlayan bu insan, iki hanımını huysuz ve geçimsiz oldukları için boşamış. Neden böyle bir şey yaptın diye sorduğumda, "iki cambaz bir ipte oynamaz, onlar asabiydi, ben de çok sinirli bir adamdım" cevabını verdi.

***

BİR SÖZ

Osmanlı, Arnavut edebiyatına çok şey kattı.

Şecaettin Koka