Uyarıcı olun, mıymıntılıktan kurtulun

Bilal Kayaaltı 24 Ağustos 2017 Perşembe, 09:24

Bir birine saygı duymayan bir toplum olduk, çatık kaşlar, asık suratlar yüzünden ayrıştık, mahvolduk. 
Buradan yola çıkarak.
Toplu taşıma araçlarında, seyahat eden gençlerin vurdumduymaz tavırları insanı şaşkına çeviriyor, hayallerini yıkıyor.
Otobüs ve metrolarda karşılaştıklarımız bazen inancımız azalmasına neden oluyor.
Sadece oralarda mı?
Yolda yürürken, trafikte, kalabalığın, insanların olduğu her yerde...
Öncelik benim... 
Ben her şeyin en iyisini hak ediyorum...
Kimse bana kaşının üstünde gözün var diyemez ama...
Ben herkesi eleştirebilir, yola getiririm...
Sonuçta... Çoğu kişi bencil, sinir küpü olmuş; sadece kendini düşünüyor.
Birde bu çarpıklığa büyüklerin, "etliye sütlüye dokunmam ben" şeklindeki umursamazlıkları eklenince, ezici bir ayıp üzerimize şal gibi yapışıyor.
Kendimize gelmek, biz böyle değildik demek zorundayız.
***
Toplu taşıma araçlarında, yaşlıya, hamileye, çocukluya yer vermek şöyle dursun ukalaca tavır takınanlara topluca tepki gösterirsek, bazı şeylerin üstesinden gelebiliriz.
O zaman acilen yapılması gereken, bana neci davranmamak.
"Hop, durun bakalım" demenin vaktinin geldiğini bilmek zorundayız.
Trafikte, metrodan inerken, önceliğin inenin olduğunu bilerek tavır sergilemeyi bilmeliyiz.
Belediye otobüsünde yaşlılara yer vermeyen gençlere, üç beş farklı ses çıkarıldığında kamuoyu oluşabileceğini bilerek hareket etmeliyiz.
"Zıvanadan çıkanlara biz mi ders vereceğiz" diye düşünmeden, hareket etmeyi bilmek zorundayız.
Denemesi bedava; korkmayın, çekinmeyin, silkinin ve kendinize gelin.
Umursamazlık içinde olanlara, topluca, uygunca, demokratik bir şekilde uyarmak, uyarmasını bilmek bizlerin görevi. 
Ne diyor büyük şair Nazım Hikmet.
Ben yanmasam, sen yanmasan, biz yanmasak, nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa...