Suriyeli üç fidan, soluyor ayağa kalkın!

Bilal Kayaaltı 16 Mayıs 2017 Salı, 08:57

Renkler, diller, mezhepler, inançlar ülkeler ayrı olabilir ama ne hikmetse acılar hep aynı oluyor.

Bazıları ise; acıları, bir annenin feryadını duymuyor işte Abidin!

En büyüklerinin bir ufağı Nour Alhoda Batal, onun küçüğü Ghena Batal ve kahreden bakışlarıyla ailenin en ufağı Leen Ghazal Batal...

Bu çocuklar, milyonda bir kişide rastlanan bir hastalığa yakalanmışlar; damakları olmadığı için sizin, bizim çocuklarımız gibi yemek yiyemiyorlar.

Suriyeli kardeşlere ıstırap adeta yapışmış.

Anne Hanen'in, yavrularının gözünün önünde eridiğine şahit olması, insanın yüreğini parçalıyor.

Tabi, bu dramatik olaya, bu yavruların durumundan zerre kadar üzüntü duymayanlar da var!

Eksilseler de bitmiyor bu vicdansızlar, Abidin!

İnsanlık, vicdan, hak, hepsi bu şehirde yok olmuş gibi; büyük bir duyarsızlıkla gözlerimizin önünde ölüme yavaş yavaş giden üç fidan ve kardeş...

***

Ülkelerindeki savaştan kaçmak zorunda kalmış Batal ailesi, 1,5 yıl önce.

Düşünsenize; damakları olmadığı için kardeşler, ağızlarını açmakta zorlanıyor, en küçükleri sadece sıvı yiyeceklerle besleniyor. Ortanca ve büyük olan ise katı yiyecekleri çiğnemeden yutmak zorunda kalıyorlar.

Yavrularının perişan durumu karşısında ne yapacağını şaşırmış; rapor çıkarmak için de 1 yıldır çalmadık kapı bırakmamış anne Hanen.

Peki, çaldığı kapıların ardından ses çıkmış mı?

Yok, gülüm sonuç, sıfır. Otur yerine!

Ameliyat olmaları gerekiyormuş, ancak bu şekilde yüzleri gülebilecekmiş.

***

Ortanca kardeş, Ghena Batal'ın burnu da tıkalı olduğu için ona uyumak haram!

Annesi başında bekliyor evladının, boğulmasın diye!

Başka anneler de, çocukları çiçek getirmedi, makyaj malzemem eksildi diye kendi kendilerine küsüp, kendi kendilerine tiriplere giriyorlar; dertsizlikten!

Suriyeli çocukların annesi Hanen'in suratına kahır yapışmış!

Ne büyük bir acı Yarabbi.

Dermanı yaratmışsın ama yarattıklarının umurunda değil; ne düşeni, ne üşüyeni, ne de damağı olmadığı için kuş gibi çırpınanları görüyorlar!

Orada burada, STK toplantısı yapanlar, İslamcılık oynayıp dünya mazlumlarını görüyoruz diyenlerin; kapılarının önündeki mazlumları görememesi ne acı Allah'ım.

Reisi en çok biz seviyoruz diye artistlik yapanlar, ne hikmetse duymuyor, görmüyor Suriyeli Batal kardeşlerin feryadını, annelerinin döktüğü gözyaşını!

Şöyle bir düşünün; evladınız uyursa boğulacak, damakları yok, yemek yiyemiyor.

Ne yaparsınız?

Deli, divane olursunuz, değil mi?

Kendi parçanızın canı yanınca, refleksleriniz çalışıyor ama tarikat, sofi sohbetlerinde dinlediğiniz tüyü bitmemiş mevzular; demek ki işittiğiniz yerde kalıyor!

***

Batal ailesine erzak ve diğer ihtiyaçları için sahip çıkan bir tek Kalbi Selim Derneği var. Başkan Osman İpekçioğlu, "bu çocuklar acilen ameliyat edilmeleri gerekiyor" diyor.

Şimdi bu şehrin Valisi, Hastanelerin Başhekimleri, Belediye Başkanları, Kaymakamları, amirleri, memurları, vicdanlı iş adamları ve sanayicileri Yıldırım'ın Hacivat Mahallesi'nde arşın sahibinin duyduğu bu feryadı duyacaklar mı diye merak ediyoruz.

Yarın, daha iyi insanlar, daha iyi bir ülke istiyorsak; Allah bizi savurmadan, savrulanlara sahip çıkmak zorundayız.

Fırsat var, tren hareket etmeden elinizi çabuk tutun. Batal ailesine mutluluğun selfisini çektirin.

Bilesiniz ki dizinizi dövmeden mutluluğa iz bırakın; bu hepimiz için daha hayırlı bir şey olsa gerek.

Öyle değil mi Abidin!