Suriyeli Muhammet Erdoğan

Bilal Kayaaltı 01 Mayıs 2018 Salı, 07:28

Son sürat değerlerimizi kaybediyoruz, böyle olunca da insani anlamda sıkıntı yaşıyor. Dolayısıyla kin ve nefretin adeta ablukası altındayız.

Yaklaşık 10 yıl önce Türkiye'ye gelen Suriyeli iş adamı Muhammed Erdoğan, AK Parti'den 24 Haziran'da yapılacak olan seçimde aday adayı olunca, gündemi belirledi.

Kendisine küfredenler, memleketine git diyenler, alaya alanlar adeta kora halinde örgütlenmiş durumdalar!

Ancak Suriyeli Türkmen Muhammed'in penceresinden baktığımızda durum çok farklı.

O, "Benim dedelerim Çanakkale'de şehit oldu" diyor.

"Ben Osmanlı torunuyum, sizin bir parçanızım" diyor.

"Onun için böyle bir adım attım, başka hesabım, düşüncem asla olamaz" diye ekliyor.

Kısacası biraz empati yaptığımızda, alay etmek şöyle dursun, takdir edilecek bir iş yaptığı ortaya çıkıyor.

Aynı zamanda Muhammed Erdoğan, ülkesinde yaşanan savaştan önce ülkemize gelen, 2011 yılında da Bursa'da bir şirket kurup, istihdam gerçekleştiren bir iş adamı.

Yani parası olan, bu toprakları seven, dilenmeyen, ekonomimize katkı koyan birisi.

 Suriyeli Muhammet Erdoğan'ın ufku, hayali Türkiye ile Suriye arasında ekonomik köprü kurmak, ülkemizin kalkınmasında rol oynamak.

Bu saatten sonra daha fazla hoşgörüye ihtiyacımız var, başımızı kaldırıp düşünmeye, tefekkür etmeye ihtiyacımız var.

Bu ülke ve bu topraklar geçmişte barışın ve kardeşliğin karargâhıydı.

Şimdi de öyle olması gerekiyor.

Sözlerimize, eylemlerimize, dikkat etmek zorundayız, birilerine kızdığımız için yurdumuza gelenlere nefretle bakmamayı öğrenmek zorundayız.

***

TEFEKKÜR, MUHABBET VE AYNA

Bu dünya, gelip geçtiğimiz yolun, kavşağın adı olduğunu bilmek zorundayız. Şu bir gerçek ki katılacağımız son cenaze kendimizin olacak!

Yaşadığımız, havasını soluduğumuz yerkürede, daha çok hatıra biriktirmek ve anı bırakmak zorunda olduğumuzu anlamalıyız.

Ne olur, kendimize yapılmasını istemediğimizi başkasına yapmayalım,

Muhabbet ve sevgi biriktirmenin hiçbir şekilde zararı yok.

Başkalarına haksızlık ederek, haklı duruma gelenlerin, kazançlı çıkamadıklarını tarih yazıyor, şimdilerde bizlerde şahit oluyoruz.

Hastanelerin bekleme salonlarında birbirlerini tanımayan insanların, akrabadan daha yüksek bir değerle bir birlerini kucakladıklarını, saygı duyduklarına şahit oluyorum.

Başımızı önümüze koyalım, içimize bakalım.

İnsan olduğumuzu,  çocukluğumuzu  hatırlayalım, bunun için aynamızı yanımızdan ayırmayalım.

***

BİR SÖZ

Marjinallikten kurtulmak iyidir, ancak meşrutiyetini kaybetmeden, hareket etmek zorundayız.

Akif Emre