Sosyal medyanın gücü ve köpek ezen servis şoförü

Bilal Kayaaltı 08 Ekim 2018 Pazartesi, 06:03


Yüreğinde merhamet kırıntıları olan herkes, geçtiğimiz hafta sonu servis şoförünün ezdiği köpeğin içler acısı haline kahrolmuştur.

Nilüfer'deki Hasanağa TOKİ Konutları'nda yaşanan olayın görüntüleri sosyal medyada paylaşım rekoru kırınca; zavallı hayvanı ezen, vicdanı çöp olmuş ruh hastasının çalıştığı iş yerinde işine son verildi.

Büyükşehir Belediyesi Zabıtası ise durumdan vazife çıkardı, ceza kesti.

Yani sosyal medyanın gücü yetkili mercilere icraatlar konusunda yardımcı oluyor.

Keşke şoförün sadece işinden değil, özgürlüğünü de elinden alacak bir yasa olsaydı!

***

Neyse...

Buradan yola çıkarak, sosyal medyanın gücü,  bizleri kendimize getirecek silkelenmenin yolunu da açabiliyor.

Hızla duyarsızlaşan, tepki vermekten çekinen, sivil toplum bilinciyle hareket edecek reflekslerini kaybedenler yaşadıkları semtte, sokakta, caddede kim yanlış yapıyorsa; gece yarısı kına bahanesiyle davul çalıp, aracının kornasını zır zır öttürüyorsa, yere çöp atıyor; aracını otobüs durağına park ediyorsa, asker uğurlama bahanesiyle araç konvoyu yapıp, insanları rahatsız ediyorsa, şehirlerin betonlaşmasına kim göz yumuyorsa hem Ankara'daki etkili kişilerle, hem de güvenlik birimleriyle paylaşın.

Böylelikle, üzerimize serpilen ölü toprağını silkelemiş, aynı zamana duyarsızlaşmaktan kurtulmuş oluruz.

Bir kere deneyin, başarılı olacak, koyu karanlığı aydınlatacaksınız.

Ama bu arada hatırlatmak istediğim önemli bir konu var.

Sakın "hoca verir talkımı, kendi yer, yutar salkımı" deyip başkasını hizaya sokmak, düzeltmek isterken kendimiz aynısını yapmayalım!

Yazımı nihayete erdirirken...

Asil ve asıl olan direnişin ipinden tutmak, diriliş dizisini ekranda değil, hayatımıza yansıtmaktır.

***

KİMSEYE YOK, BURSASPOR'A VAR!

Baştan aşağı yenilenmiş bir kadro.

Gücü belli, kalitesi belli!

Böyle bir takımdan olağanüstü başarı beklemek abesle iştigal olur.

Dolayısıyla, hücumda niye etkili olamıyorlar?

Orta saha nerede?

Rakibe karşı niçin üstün bir oyun ortaya konulmuyor?

Kanatlar neden işlemiyor? Vb... demek,

Bir anlam ifade etmiyor. 

"Bu sezon kümede kalalım" diyerek cümleler kurmak,

Ve takımın oturmasını beklemek daha gerçekçi, doğru olacaktır.

***

Gelelim Ankaragücü karşısında alınan 3 puana.

Yaygın kanaat; kardeş karşısında alınacak bir mağlubiyet veya beraberlik halinde, tehlike çanlarının çalmasının başlayacağı yönündeydi.

Bir sonraki hafta, Galatasaray'a karşı alınacak kötü netice ise belki de sonumuzu hazırlayacaktı.

Çok şükür aklımızdan geçenler başımıza gelmedi.

Başkent temsilcisine karşı alınan 3 puan camiaya derin bir nefes aldırdı.

Umarız lige verilen 15 günlük ara, yeşil beyazlıların biraz olsun toparlanmasına neden olur.

***

 VAR mevzusuna değinecek olursak.

Ankaragücü maçında Bursaspor'un başı VAR yüzünden yine yandı!

Atılan iki gol her zaman olduğu gibi iptal edildi!

Timsah'ın lig başından beri 6 golü VAR marifetiyle buhar oldu!

Yaşanan iptalleri tesadüflerle açıklamak mümkün değil, maç sırasında Samet Hoca bile "VAR" ucubesiyle dalga geçti.

Görünen o ki,  hakemler Bursaspor'un attığı golün öncesini değil, ellerinden gelse, oynadığı müsabakanın tüm pozisyonlarını izleyecekler!

Gelin görün ki bu hakemler, aynı tutumu üç İstanbul takımına karşı uygulayamıyor, uygulayamazlar da!

Anlaşılan o ki Bursaspor'un başı sezon sonuna kadar hakemler ve VAR'dan daha çok ağrıyacak!

Tüm bu skandallara rağmen "yeşil beyazlılar", ilk galibiyetini VAR'a karşı aldı dersek abartmış olmayız.

***

BİR SÖZ

Bu VAR beni bitirdi.

Samet Aybaba