Son çılgın Türk Faruk Durukan ve GESİAD

Bilal Kayaaltı 06 Kasım 2018 Salı, 07:40

Allah, insana ayrımcılık yapmamış, falanca meşrebin peşinde koşan, falanca ırkın üstün olduğu saçmalığında bulunanlara, dindar olduğunu iddia edenlere özellik tanımamış.

"Sadece kul olun, hak yemeyin ve adaletli olarak çalışın" ayrımcılığı ile belki hak edersiniz işaretinde bulunmuş. 

Geçen hafta, Genç Sanayici ve İşadamları Derneği (GESİAD) Bursa Şubesi'nin geleneksel olarak düzenlediği "sinerji" toplantısına katıldık.

Bilgi, ilim, ışık, heyecan katan bir adamı ağzımız açık dinledik.

Kimileri kendisi için çılgın Türk ifadesini kullandı ki haklılar.

Kimden, hangi faniden söz ediyorum; NASA ve TÜBİTAK ödüllü bir mucitten.

Kim olacak, Faruk Durukan'dan...

İmkân verildiğinde, bu ülke insanının neler yapabileceğini sıraladı.

Kendisini dinleyenlere karşı hâkimiyet kurma iddiasında olmayan, kibir ve riyadan uzak. Tek hedefi; bilimi, ilmi ve Türkiye'de bulunan saklı değerleri ortaya çıkarmak.

Durukan için "bor madeninin" efendisi diyebiliriz.

Yanlış anlamayın,  bu değerli madeni kendi çıkarı ve menfaati için kullanmanın derdinde olmayan bir efendiden söz ediyoruz.

İsmini yeni duyduğum; yaptıklarını, yapmaya çalıştıklarını duyunca "Bor'un efendisi"  bu adamdır dedim.

Araştırma ve geliştirme arzusuyla kavrulan, her gün hangi icatla, bilgiyle "ülkeme faydalı olurum" derdinde olmuş.

Bu ülkenin ekonomisine değer katan adımları, heyecanı hakikaten şapka çıkarılacak düzeyde.

Mesela Faruk Hoca'nın elde ettiği "taş suyu" sürüldüğü yüzeyin alev almamasını sağlayan, güçlü antimikrobiyal yapıya sahip...

Eksi 150 derecede donmama özelliği olan taş suyu çalışması ise, farklı bir metot ile üretilmiş bir sıvı. Taşları sıvıya döndürme yöntemiyle meydana getirilen sıvı, aslında yalnızca uzay şartlarında oluşturulabilen bir materyal. Ne Türkiye'de ne de dünyada daha önce böyle bir çalışma ya da metot bulunmuyor. Bunun üzerine Hoca, ABD'nin dahi gerçekleştirmediği bir proje oluşturarak laboratuvar ortamında uzay ortamını oluşturmayı başarmış.

"Projenin amacı ülkemiz AR-GE'sini dünyaya göstermek ve gelişen değil gelişmiş Türkiye olduğunu kanıtlamaktı" diyen Faruk Hoca, ortaya çıkardığı sıvının ayrıca atık sulardaki mikroorganizmaları bir saat içerisinde yüzde 99 oranında yok ettiğini de ifade ediyor.

***

Başka ne icadı var hocamızın derseniz; atıl durumda olan zeytin yaprağı, çam kabuğu başta olmak üzere 250 çeşit bitkisel ekstrakt üretimi gerçekleştirmiş ve bunları ilgili üniversitelere, yüksek lisans ve doktora çalışmaları yapan öğrenci ve bilim insanlarına tek kuruş almadan sunmuş.

Türkiye'nin eksikliklerini dert edinen bir adam olan Faruk Hoca'nın,  milli ilaç sanayisinin temellerinin atılması amacıyla, özgüveni yüksek bir neslin yetişmesi en büyük arzusu...

"Üretime dayalı ilaç sanayisinin olmayışının, ülkemizi ilaçta dışa bağımlı kıldığını" hatırlatan Durukan'ın önündeki engellerin sadece yerel değil, uluslararası boyutta olduğunu da belirtmeliyiz.

Sürekli dile getiriyor, hatırlatıyoruz ya, STK'lar görevini ciddi anlamda yapmaları gerekiyor diye.

Durukan'ın söylediklerinden yola çıkarak, idealist iş adamlarının ve sivil toplum kuruluşlarının aklını başına alıp, siyasiler üzerinde baskı oluşturmaları gerekiyor.

Neden mi böyle adım atmalılar?

Çünkü birçok yerde bulunmayan bor madeninin sahibiyiz.

Buna rağmen hammaddenin işlenmeden yurtdışına götürülüp, yeniden ülkemize pahalı şekilde işlenip gelmesini kabullenemiyorum.

O zaman ayağa kalkın.

Bir olun, birlik olun;  bir ilke imza atmak için, el ele vererek daha yukarılara çıkmaya çalışın.

***

BİR SÖZ

Musa'nın, Firavun'un sarayında büyümesi, "Kendi kudretine tapan" hiçbir kişinin unutamayacağı ve narsisizm ile dolu hiçbir kavramın hesaba katmadan yakasını kurtaramayacağı kader ironisidir.

Sezai Karakoç