Seyyar 'Deccal', telefon ve tablet

Bilal Kayaaltı 26 Nisan 2019 Cuma, 07:00

Vaziyet çok kötü, insanlar kontrolsüz bir şekilde; evde, iş yerinde internetle meşgul oluyorlar. Yetmiyor, seyahatte, otobüste, trende, metroda yolculuk yaparken etrafı seyretmek, olan biteni gözlemlemek, birbiriyle sohbet etmek yerine, telefonla, tabletle boş vakit geçiriyorlar.

Yapılan araştırmalarda, telefon ve tablete bakanların yüzde 70'i facebook ve instagramda fotoğraflara bakıyormuş. Azınlıkta olanlar ise, haberleri okuyor, araştırma yapıyormuş!

Yani iş zıvanadan çıkmış vaziyette.

Toplu taşıma araçlarında evlatlarıyla ilgilenmeyi dünyanın sonu gören anneler, yavrularını avutmanın yolunu, telefon ve tablette bulacak kadar şuursuzlaşmış durumda.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, her gittiği yerde uyarılarda bulunuyor, seyyar Deccal internete, telefona, tablete dikkat çekiyor.

Ama gelin görün ki hala bu kahredici, insanı uyuşturan, özellikle gençlerin aklını başından alan, hayattan koparan, kendilerini ifade edememe çukurunun içine sokan, düşüncelerini söyleyememe dağınıklığının içine iten telefon ve benzerlerinden uzaklaşmak için atılan ciddi adımlar yok!

Erdoğan, haklı olarak yaşanan vakit ziyanını görüyor, dolayısıyla sorumluluk bilinciyle gündeme getiriyor.

Ancak gelin görün ki topluma örnek olması gereken siyasetçilerin ellerinden telefon düşmüyor.

İşleri seçildikleri şehir için proje üretmek olan milletvekilleri, nikah şahitliği yaptıkları düğünden fotoğraf paylaşmanın telaşına düşüyorlar.

Hasta ziyaretine gittiklerinde, sanki işsizliğe son verdiklerini sanıp, sosyal medya hesabından paylaşımda bulunuyorlar.

Oysa Cumhurbaşkanı ısrarla, 'zehir evimizin içine girdi' diye haykırıyor.

Şimdi bu tehlikeye karşı vali,  belediye başkanları, akademisyenler, hocalar, imamlar anne-babaları uyarmalılar.

Bu tehlikeden kurtulmak adına hafta sonu piknik planı yapmayı nasıl akıl ediyorsak, anlık projeler üretilmeli, pratik adımlar atılmalı.

Cuma hutbesinde cemaati uyarmakla, internet müptelalığından kimsenin kurtulmadığını artık farkına varmalıyız.

Doktorun hastasıyla ilgilendiği gibi, cemaat da ilgi bekliyor. 

Durum gerçekten vahim!

Erdoğan'ın TÜBİTAK'ta yaptığı şu konuşma herkesin kulağına küpe olması lazım: "Teknolojinin, uyuşturucu müptelası olmaya gençliğimizi sevk etmesi, şu anda en büyük tehlikemiz. Bu noktada çok ciddi adımlar atmamız gerekiyor."

Evet, devir slogan devri değil, kahır günlerinden kurtulmak için silkinip kendine gelme, gençliği kazanma, Almanya özentisine son verme devri. Kamil!

***

BETON KONGRESİ

Evet, yanlış duymadınız, beton.

Dikey mimarinin şehirleri çirkinleştirdiği, artık yatay konutlar, evler inşa edeceğiz açıklamalarının yapıldığı bir süreçten geçerken, Bursa, 2-4 Mayıs tarihleri arasında inşaat sektörünü yakından ilgilendiren 'beton kongresine' ev sahipliği yapacak.

Dün, İnşaat Mühendisleri Odası Bursa Şube Başkanı Mehmet Albayrak, bu yıl 10'uncusu gerçekleştirilecek olan organizasyonla ilgili bilgiler verdi.

İstanbul'da birçok binanın deniz kumu kullanılarak çimentoyla arkadaş olduğunu söyledi, Bursa'nın ise deniz kumuyla inşa edilen binalar konusunda şanslı olduğunu aktardı.

Bu kongreden murat ettiğimiz, şehirlerin betonlaşmaktan kurtulmasıyla ilgili mülahazalarda bulunulması.

İnsan hayatının, mal, mülk, kasalar dolusu para biriktirmekten daha önemli olduğuna dikkat çekilmesi.

En azından Albayrak'tan böyle çıkışlar bekliyoruz, biz kendisini insanlık ve kadim kent adına alkışlamaya hazırız.

***

BİR SÖZ

Herkesin niyeti neyse, eline geçen odur.

Hz. Muhammed  (SAV)