Sağlık Müdürü Özcan Akan'a açık mektup

Bilal Kayaaltı 03 Ocak 2018 Çarşamba, 07:24

Zona hastalığı nedir biliyor musunuz?

Halk arasında 'gece yanığı' olarak bilinir. Depresyon, stres, travmanın artması sonucu ortaya çıkan sinirleri etkileyen bir hastalık.

Bu hastalıkta erken teşhis ve tedavi çok önemlidir.

Mesela bu hastalık yakınınızda, annenizde, eşinizde ve çocuklarınızda görüldüğünde apar topar aile hekimine gidersiniz.

Hekim size 'hemen bir cilt doktoruna gidin, bu hastalık önlem alınmazsa sinir sistemine temas eder, felç olabilirsiniz' derse ne yaparsınız?

Acilen hastaneye gidersiniz değil mi?

***

Tabi hastane deyince akla ilk gelen hizmet oluyor. Şöyle de diyebiliriz, sağlık alanında atılan adımları kıyasladığımızda 15 yıl öncesine gitmek aklımızın ucundan bile geçmez diye düşünüyorum.

Neyse gelelim asıl mevzuya...

Sıkı durun, kemerlerinizi bağlayın, sinirlenmeyin, üzülmeyin, ümidinizi yitirmeyin!

Bir gazeteci arkadaşım eşinin vücudunda sivilce gibi lekeler oluşunca krem yazdırayım diyerek aile hekimine gidiyor.

Hekim, yaralara baktığında sıkıntının büyük olduğunu anlıyor ve  "siz hemen en yakın Çekirge Devlet Hastanesi'ne, cildiye uzmanına gidin, bunlar zonaya benziyor" diye yol gösteriyor.

Yukarıda bahsettiğim gibi, sağ olsun hekim bey hasta ve eşine "Tedavi geç kalırsa felç riski söz konusu bilginiz olsun" diye uyarıyor.

***

Bu sırada yaşananlar çok acıklı; meslektaşım ve eşi ne yapacağını şaşırıyor, ayaklarının altından toprağın kaydığını zannediyorlar.

Kahır ve üzüntü içinde 1,5 yaşındaki çocuklarıyla birlikte hemen Çekirge Devlet Hastanesi'ne gidiyorlar.

Doktorun yüzüne karşı "Sen felç olabilirsin" diye uyarıda bulunduğu anne kucağında çocuğuyla, hastane kapısında alıyor soluğu.

Saat 15.30'da cildiye hekiminin bulunduğu polikliniklere geliyorlar.

Telaşla hekimlere durumu anlatıp derman aramak istiyorlar.

Söz birliği etmiş doktorlar ne diyor biliyor musunuz?..

"Mesaimiz bitti,  bakamayız .  Yılbaşı tatili başladı.  Randevunuz yok bakamayız."

Gazeteci arkadaşımız doğal olarak çılgına dönüyor. 

Rica ediyor...

"Lütfen bakar mısınız, 1,5 yaşında bebeğimiz var, annesini emiyor" diyor. Hipokrat yemini ettik diyen vicdanlarını pazar alışverişinde bırakmış üç-beş doktor, 30 saniyesini ayırıp, "evet bu annede zona var veya böyle bir şey yok, panik yapmayın, korkmayın, ilaç yazacağız geçmiş olsun" demeleri gerekirken, mesaileri bitti gerekçesiyle hastaya bakmıyorlar.

Sormak istiyorum, bu hastanede mesai kaçta bitiyor?

Yanına gelen hastaya bakacağım diye yemin eden bir doktor, nasıl oluyor da mesai ifadesi kullanıyor?

Arkadaşımızın sinirleri alt üst, elleri zangır zangır titriyor. Cildiye hekimine ulaşmak istese de başarılı olamıyor.

Neden?

Hastanede görev yapan hekimlerin mesaisi bitmiş.

Yaşanan bu olayın ardından,  Çekirge Devlet Hastanesi Basın Bürosu'ndan gelen haberleri sayfalarına taşıyan arkadaşımız,  hastanenin haberlerini yaparak gazetecilere gönderen arkadaşa, "Sizin maillerimize gönderdiğiniz haberlerle hep olumlu baktığımız hastanenizde demek ki, olumsuzluklar da varmış" diyerek boş zamanlarında hastaneye gelip bu tür haberleri de yapacağını söylüyor.

Daha sonra hastane yetkilisi ne diyor biliyor musunuz bizim arkadaşımıza? Aynen şöyle:"Doktorların hatasını hastane yönetimine mal etmek doğru değil, biz burada çalıştığımız halde bu tür uygulamalarla karşılaşıyoruz."

Evet, sözün bittiği yerdeyiz.

Ne diyelim, ne söyleyelim?

Hani, bu ülkenin vatandaşı horlanmayacaktı?

Nezaket, kibarlık, tebessüm Çekirge Devlet Hastanesi'ne uğramıyor mu?

Aklıma, Firavunla çatışan aziz Peygamber Musa(a.s) geldi.

Nasıl yalvarmıştı Allah'a: "Ey Rabbimiz, içimizdeki beyinsizlerin işledikleri yüzünden bizleri helak edecek misin?..."

Sağlık Müdürü Özcan Akan, umarım bu yaşanan skandalla ilgili bir çalışma başlatır.

İnanın vicdan, markette satılan bir şey olsa, kredi çekip almak isterdim!

Hastane kapısında, kucağında bebeğiyle horlanan anneler, sinirinden ağlayan babalar olmasın diye, Kamil!

***

İNSANI SEVEN, HAYVANA MERHAMET EDEN SAVCI

Hani derler ya, her eve lazım diye.

Cumhuriyet Savcısı Özgür Kâtip Kaya gibi savcılardan her adliyeye lazım.

Neden mi?

İnsanları seviyor; okuyun, dinleyin, boşa vakit harcamayın, kin ve nefret içinde olmayın diye öğütlerde bulunuyor.

Adliyedeki odasının penceresine konan güvercinleri besliyor.

Kedilere, köpeklere merhamet elini uzatıyor.

Herkese insanî pencereden bakıyor.

Sosyal mesajlarıyla dikkat çekiyor.

Velhasıl Savcı Kaya, alkışı hak ediyor.

***

BİR SÖZ

"Biz siyaset bakımından karşıtlarımıza özgürlük tanımazsak birer gizli faşistiz demektir."

Uğur Mumcu