Polise hoşgörü yakışır

Bilal Kayaaltı 20 Şubat 2019 Çarşamba, 07:09

Devlet görevlilerinin vatandaşa karşı tebessüm eden bir yüzle, hoşgörüyle, saygı penceresinden baktıklarında, tüm aksaklıkların ortadan kalktığına şahit oluyorum.

Zaman zaman da bazı sıkıntıları gözlemliyor, bu ülkenin bir yurttaşı olarak üzülüyorum.

Geçtiğimiz cumartesi günü oynanan Bursaspor- Rizespor karşılaşmasının başlamasına sayılı dakikalar kala,

Yaşı en fazla 18 veya 20 olan bir genç, stadın önündeki caddeden karşıya geçerken motosikletli Yunus Polisleri kendisine çarptı. Polis motosikleti yalpaladı ama savrulmadı, ayakta kaldı. Ayaklarına çarptıkları gençte ve kendilerinde çok şükür bir yaralanma olmadı.

Memurlar, motosikleti kenara çekip, çarptıkları vatandaşa bir şey olup olmadığını sordular.

Birkaç dakikalık konuşmanın ardında kazayı atlatan genç, yanındaki arkadaşıyla maça girmek için olay yerinden uzaklaşırken, Yunus Polisi kendisini çağırıp kimliğini istedi.

Kimliğini polis memuruna veren genç, "Abi ben maça gidiyorum. Benim bir sucum yok, siz de hızlı geliyordunuz, olay kapandı, kimseye zarar gelmedi" dedikten sonra, vatandaşlar da olaya müdahil oldular.

Tam bu sırada, maç için görev alan yaşları 45-50 olan üç polis memurunun, vatandaşlara hiç de hoş olmayan, yakışıksız sözler sarf ettiklerine üzülerek şahit oldum.

Yaşları kemale ermiş, olgunlaşmış, teşkilatın genç polislerine örnek olması gereken ağabey konumundaki polis memurları, onca insanın şahitliğinde, bir gencin devlete olan bakış açısını yerle bir ettiler.

Neyse ki, olay büyümeden motosikleti fark edemeyen genç maça, Yunus polisleri de görev yerlerine gittiler.

***

Yukarıda işaret ettiğim gibi, bizim daha fazla hoşgörüye, empati yapmaya ihtiyacımız var.

Münferit bir olaydan bahsediyoruz, asla teşkilatın zan altında kalmasına gönlüm razı değil.

Geceden nöbetten çıkıp, tatil yapması, dinlenmesi gerektiği halde, maç için görevlendirilenleri de göz önünde bulundurarak bu hadiseyi ele alıyorum.

Kaldı ki, siz devletin size verdiği üniformayı sırtında taşıyan polislerseniz daha da hassas olmanız gerekiyor.

Örnek mi istiyorsunuz, alın size rahmetli Gaffar Okan. Diyarbakır'da görev yaptığı süre içinde devlete olan bakışı ters yüz eden, devletle, milleti barıştıran bir isim oldu.

Yaşlısından gencine kadar, Güneydoğu'nun bu kritik ilinde inanılmaz işlere imza attı.

Bitmedi, Karabük'te Emniyet Müdürlüğü yaptığı dönemde, şehirde yaşayanların ağabeyi, kardeşi, evladı, yoldaşı olmuştu Bursalı Serhat Tezsever.

Bursa Emniyeti'nde çok başarılı, insani ilişkileri üst seviyede amirler, müdürler, memurlar tanıyorum. Ne kadar kinayeli davranırsanız davranın, gülümsemeyi seçtiklerini biliyorum.

Ne olur, acayip ve hassa bir dönemden geçiyoruz.

Devlete olan güveni sarsmadan, vatandaşa daha fazla hoşgörü penceresinden bakalım.

***

DEVENİN SAHİBİ VE HIRSIZ

Adamın biri, çölde devesiyle seyahat ederken yerde muhtaç bir birine rastlar. Su verir, devesine bindirir, ardında yürür. O sırada deveye bindirdiği adam bir anda topuklar ve kaçmaya başlar.

Adam, devesini çalan kişiye bağırır: Oğlum, ne olur bu hadiseyi kimseye anlatma.

Hırsız şaşkınlık geçirir.

Niye ki der.

Devenin sahibi cevap verir: Evladım eğer birileri duyarsa, yarın çölde ihtiyaç içinde birini gördüklerinde kimse yardım etmez.

Bu yaşanmış hadiseden ders almak zorundayız.

İnsanlığı bir kez daha inşa etmek için daha hassas ve ince fikirli olmalıyız.

***

BİR SÖZ

Vatandaşa hizmet etmenin yolu, hesapsız adımlarla, karanlıkları yırtıp, aydınlığa çıkarmakla olur.  O ne diyecek, bu ne söyleyecek diyenler, bu ülkeye faydalı olamazlar.

Muhsin Yazıcıoğlu