Orhan Sarıbal'dan yerli üretim ve şarbon uyarısı

Bilal Kayaaltı 30 Ağustos 2018 Perşembe, 06:17

Hâlâ hafızalarda taze,

Eski Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, kırmızı etteki fiyat artışının önüne geçip, 'vatandaşa ucuz et yedireceğim' diyerek çok büyük laflar, sloganlar ortaya atmıştı.

Bosna Hersek ve Sırbistan'dan karkas et ithal edilerek fiyatların aşağı düşeceğini dile getirmişti.

Ancak...

Kırmızı eti ucuz yiyemediğimiz gibi, bu sefer de sakatat fiyatları tavan yapmıştı.

Şanlıurfa SSK Hastanesi'nin eski başhekimi ve bakan Fakıbaba artık koltuğunda oturmuyor.

Yerine, Bekir Pakdemirli geldi.

Gelin görün ki ucuz et hâlâ halkın sofrasına giremedi.

Yerli üretim yapılması için avazı çıktığı kadar bağıran, talimatlar veren Başkan Recep Tayyip Erdoğan'a rağmen birileri sürekli patinaj yapmaya devam ediyor.

***

Tüm bu gelişmelerin ışığında,

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı'nın kontrolleri çerçevesinde Et ve Süt Kurumu, Kurban Bayramı'ndan önce Brezilya'dan getirdiği yaklaşık 4 bin kesimlik sığırda şarbon hastalığına rastlandığı ortaya çıktı.

Hatta 50 dana şarbondan telef oldu.

Ankara'nın Günalan ve Ahiboz bölgesi şu anda karantina altına alınmış durumda.

Yetkililer korkulacak bir durum yok diyorlar.

Ancak, Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkan Yardımcısı Orhan Sarıbal,  Gıda, Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli'ye ithal edilen canlı hayvan ve şarbon soruları yöneltti.

Birkaç gün önce kutladığımız Kurban Bayramı'nda; Allah'ın rızasını kazanmak, komşu, akraba ve dostlarımızla paylaşmak için kestiğimiz kurbanların kaçının ithal dana olduğunu sordu.

Biraz daha ileri giderek...

"Bu hayvanların, yani kesilen kurbanların içinde hastalıklı olanlar var mıydı?" diyerek şüphelerin ortadan kaldırılması için yetkililerden cevap istemişti.

"Hâlâ canlı hayvan ithalinde ısrar edecek misiniz?"  diye de eklemişti.

Bu skandalların ardından Bakan Pakdemirli inceleme başlattı ama ortaya atılan iddialar hakkında bir açıklama yapmadı.

Bilenler bilir; şarbon hastalığı insana havyadan birebir temasla geçiyor. Yani hayvanın etine temas edince veya yiyince...

Diğer yandan yetkililer, bu çiftlikte bulunan hayvanların koşuşturmasıyla oluşan tozların da insana zarar verdiğini söylüyor.

Anlaşılan o ki, ithal edilen hayvanlar gerekli kontrollerden geçirilmiyor, titiz davranılmıyor.

Birileri kafasına göre hareket ediyor, para kazanıyor!

Sonra ne mi oluyor, faturayı sağlığını kaybeden halk ödüyor.

Zararın neresinden dönülürse kârdır diyerek, şu ithal hayvan işine bir an önce son verilse de, yerli üretime bir an önce geçilse.

Üreticiye ucuz yem verilse.

Boşalan köyler yeniden o eski ihtişamlı günlerine dönse ve...

Köylü, tekrar milletin efendisi olsa.

Biz de ucuz et yesek, sağlıklı beslensek;

Ne kadar iyi olurdu, değil mi?

Muhteremler...

***

TİMSAH ARENA'DA BİR İLK

Futboldan anlayanlar, takip edenler bilir.

Sevgi ve moral her şeyin üstesinden gelen, başarı kapısını aralayan, galibiyetlerin alınmasında en büyük faktördür.

Bursaspor Teknik Direktörü Samet Aybaba, Bursa'ya geldiği günden beri dile getirdiği gerçek şu; "oyuncularımın sevgi eksiği var."  

Aybaba tozu, miskinliği, sünepeliği ortadan kaldırmak için yoğun çaba sarf ediyor.

Kulüpte bazı şeyleri değiştirmek adına basit ama önemli adımlar atan tecrübeli teknik adam,

Timsah Arena'da bu akşam gerçekleşecek idmanı taraftara açması, davet etmesi,

Beşiktaş maçı öncesi çok önemli...

Evet, camianın sürekli dile getirdiği, "Buraya kalpler konuldu" tezahüratı karşılığını buluyor.

Bursaspor, özlediği günlerin geri gelmesi için taraftarıyla kucaklaşıyor.

***

BİR SÖZ

Yemine gerek görmeyecek kadar sözlerine sadık ol. 

Dale Carnegie