Nedir bu BURULAŞ'ın yolculardan çektiği

Bilal Kayaaltı 15 Şubat 2018 Perşembe, 07:10

İnsanlık oyununda bazıları sürekli taca çıktığını görünce üzülüyor, yüreğimiz acıyor, kahır bulutları üzerimizden eksik olmuyor.

Oysa Yaratıcı yolu çizmiş olmasına rağmen, patinaj yapmakta ısrar edenlerin sayısı azalacağına tavan yapıyor!

Toplu taşıma araçlarını kullanan bazı kendini bilmezler; insanlık okulunda sürekli sınıfta kalanlar, onca uyarılara reklamlara, tembihlere rağmen, ya yaşlıyı, ya hamileyi, ya sakatı, ya da beli bükülmüşü görmezden gelmeye devam ediyor.

Bu utanmazlıklarına bir de, babasının evindeymiş gibi davranıp, peçeteyi, sigara paketini, çocuk bezlerini, mendilini, çubuk kraker paketini, bisküvi artıklarını, metro vagonuna, otobüs koltuklarının altına fırlatmalarına şahit oluyoruz.

Tabi, utanmazlık parayla satılan bir şey olmadığı için; son zamanlarda tavan yapan başka bir rezillik isemetrolardaki acil durum ekipmanlarının amacı dışında kullanılmaya başlanması.

***

Mesela, acil kapı açma kolu veya imdat frenini çektiklerinden, yerinden çıkardıklarından dolayı,tren işletiminin yani seferlerin aksamasına sebebiyet vermeleri.

Acil durumda camı kırmaya yarayan ekipmanı evdeki saksısını çapalamak için çantasına koyanların BURULAŞ'ı zor duruma sokmaları umurlarında olmayınca...

Artık kurum, yasal yollara başvurmak zorunda bırakılmış.

Çünkü zarar, kayıp büyük.

BURULAŞ haklı, mecburen çare aramayakoyulmalı. Hele zarar verene karşı kaşlarını çatarak, gereğini yapmalılar. Ne de olsa kamu malına zarar veriliyor.

Bir fani olarak BURULAŞ'a önerim olacak.

Sirkeci, Haydarpaşa arası yolcu taşıyan vapurlarda eskiden jilet, çorap satıcıları yolculara keyifli dakikalar yaşatırdı. İkna kabiliyeti müthişti bu kişilerin.

Madem eğitim, öğretim, hacı, hoca ve imamların (!) anlattıkları para etmiyor, o zaman vagonlarda yolculara alanında uzman olan psikologlar ve kişisel gelişim uzmanları eğlenceli dakikalar yaşatarak, "bakın kardeşim, kapı kolunu, imdat frenini çekmeyin, treni durdurmayın" diyen muhabbetler yaparak, Türkiye'de bir ilke imza atabilirler.

Ne dersiniz, farkındalık oluşturmak adına, bir adım atılabilir.

Yani, bindiği dalı kesenlere bir şeyler anlatmak gerekiyor.

***

BALIĞA HASRET KALDIK

Sezon açıldığında balık fiyatları düşecek diyenler oldu.

Hatta palamutta bolluk yaşayacağız bile dediler.

Gelin görün ki, bu sezon ucuz balık yiyemedik.

Fakirin amiral gemisi hamsinin kilosu pazarda hâlâ 15 lira.

Diğerlerinde için sözün bittiği yerdeyiz.

Ne olacak, trollere yüz verilirse, umursanmazsa olacağı bu.

Böyle giderse,

Yeni sezonda sadece Google'daki balık fotoğraflarına bakmakla yetineceğiz.

***

BİR SÖZ

Öldükten sonra değil, yaşarken doğru anlaşılabilmek önemli.

Yavuz Bingöl