Kırmızı et ve Fakıbaba'nın direnişi

Bilal Kayaaltı 13 Şubat 2018 Salı, 10:24

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, göreve geldiği günden beri kırmızı eti ucuzlatacağız diye haykırıp duruyor.

Hamle üzerine hamle yapıyor.

Son olarak da tavan yapan fiyatları aşağı çekmek için Sırbistan ve Bosna Hersek'ten et ithali gerçekleşti.

Yerli üretici bu hamleye hem isyan etti, hem de asla çözüm olmayacak diye haykırdı.

***

Dedikleri çıktı; kırmızı etin fiyatı düşmedi, hatta azıcık azıcık çıkışa geçti.

Kırmızı eti rüyasında gören, Kurban Bayramı'nda tadına bakan vatandaşlar çareyi sakatat yemekte buluyordu. En azında rengi kırmızı olduğu için ciğer, dalak, yürek yiyerek tatmin oluyordu.

Tabi, karkas et ithali başlayınca ve doğal olarak da yerli kesimin düşük olması, sakatat fiyatlarını tavan yaptırdı, karaborsaya düşürdü.

Vatandaşına ucuz et yedirmek için 'direnişe devam' diyen bakan Ahmet Eşref Fakıbaba, şimdi de en büyük hamleyi yapmaya hazırlanıyor.

Bakan Bey'e yakın kaynaklardan aldığım bilgilere göre, canlı hayvan ithali için düğmeye basılmış durumda.

Bakanlığın belirleyeceği ülkelerden 450 kilonun altında olmayan sığırlar getirilecek.

Buna göre sığırda; Charolaise, Limousin, Angus, Hereford, Belçika Mavisi, Blonde D'aquitane, Salers, Aubrac, Brangus gibi etçi ırklar ile Simmental, Brown Swiss, Montbaillard cins ırklar ülkemize gelecek. Bu sınıfın içine girmeyen büyük başların ise ithal listesine girmeyeceği belirtiliyor.

Bakanlık muhtemelen sektörün tepkisini dikkate aldı.

Ancak yetiştiricilerin başka bir uyarısı daha var:

"Kendi ihtiyacımızı yerli üretimden karşılamak..."

İlle de ithalat yapılacaksa besilik hayvan ithal edilsin. Getirilecek olan hayvanlar da yaklaşık altı ile sekiz ay arasında beslenmesi gerektiğini söylüyorlar.

Neden mi?

Ahırlar boş kalmasın, istihdam meydana gelsin.

Üretici atılan bu yeni adımdan pek de memnun değil.

Sebebi ise; yine zarara uğrayacak olmaları.

Yapılması gereken...

Butik hayvancılığını teşvik etmek, yemi ucuzlatmak, meraları çoğaltmak.

Yoksa son adım da çare olmaz.

***

BU KAFAYLA GİDERSEK KIŞI RÜYAMIZDA GÖRÜRÜZ!

Tarım alanları yok olursa, yüksek katlı binalar çoğalırsa...

Her yer kabarmış bir iştahla, şuursuzca betonlaştırılırsa...

Hava sıcaklığı artar, belirli bir yükseklikten yeryüzüne düşen kar, toprakla pardon, betonla buluşur!

Tabi buluşabilirse!

Sonra nedenler, niçinler havada uçuşur.

Kış gelmedi, kar yağmadı diye bağırıp, düşünüp dururuz.

Allah bize nimetlerini vermiş ama yatırım adı altında kuleleri şehirlere dikip, doğaya ihanet etmeye ne yazık ki hâlâ devam ediyoruz.

Sonra kış gelmedi diyoruz!

***

BİR SÖZ

Yaptıklarımızın daha iyisine ulaşabilmek için, bugüne kadarki üretim yaklaşımımızı ve alışkanlıklarımızı yenilemeliyiz.

İbrahim Burkay