MÜSİAD Bursa ve faiz belası

Bilal Kayaaltı 30 Ocak 2019 Çarşamba, 07:00

MÜSİAD'ın bir avuç idealist insanın gayretleriyle kurulduğu yılı hatırlıyorum.

Bir dönem.

Statükonun, dışa bağımlı olma sevdasıyla çırpınan bir kesim tarafından ötekileştirildi MÜSİAD ve üyeleri.

Ama...

"Ülkesi kalkınırsa, ülkesi üretirse bağımsız olur;toplumun refahı artar, ekonomik alanda güç kazanır, sarsıcı hadiselere göğüs gerer, dünyada saygın, bölgesinde etkin bir aktör olur" diyenlerle birlikte büyüdü, evrenselleşti ve uluslararası iş adamları örgütüne dönüştü.

Bu insanları başkalarından ayıran en büyük özellik, faizin üretimin önünde kocaman bir bela olduğunu bilmeleriydi.

Farklı ülkelere ihracat yapan, farklı coğrafyalarda üretim alanları oluşturan Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği, sadece iş ve aş alanında değil, sosyal ve kültürel alanda da ülkemizin kalkınmasına omuz verdi.

***

Türkiye'nin en büyük iş adamı örgütünün Bursa Şube Başkanı Mustafa Gürses, gerçekleşen genel kurulda görevini Nihat Alpay'a devretti.

Görev süresi boyunca MÜSİAD Bursa'ya ağabeylik yapan, moral ve değer katan Gürses, veda konuşmasında, şehrimizin ülkemiz ekonomisine katma değeri en yüksek kent olmasının altında yatan nedenin, üretime katkı koyan iş insanlarından kaynaklandığına dikkat çekti.

Ağabeyi Gürses'ten görevi devralan çiçeği burnunda başkan Nihat Alpay, Bursalı iş insanlarının istek, öneri ve problemlerine çözüm getiren bir refleks göstereceğini söyledi.

***

KIRMIZI ÇİZGİ

Şubesinin Olağan Genel Kurulu'na katılan Genel Başkan Abdurrahman Kaan, 2018'i zorluklar içinde uğurladıklarını ama 2019'da ülkeyi kalkındıran adımlara destek olacaklarını ifade etti.

Kaan, konuşmasında faiz belasını hatırlattı.

MÜSİAD için tek kırmızı çizginin, faiz olduğunu söyledi.

Doğru ve kararlı bir ifade.

Kimseden çekinmeden, her ferde, her kesime verilen kocaman bir mesaj.

Faiz, insanlık için kocaman bir bela.

Üretimin önündeki utanç abidesi. Bizim gibi kalkınmaya muhtaç olan ülkelerin önündeki küresellerin kurduğu bir tuzak.

Enerjimizi tüketen, zayıflatan, sonrada diz çöktüren bu belaya karşı mücadele etmenin tek yolu, üretmekten geçiyor.

Yani, istihdam.

Yani, fabrika ve yüksek ücretli işçi.

Yani, tarım ve hayvancılık.

Yani, boşalan köyleri yeniden doldurmak.

Kısacası şehirleri betonlaştırmaktan kurtararak, Anadolu'yu yeniden insanların yaşadığı bir bölge haline getirmek için çaba sarf etmek lazım.

Kırmızı çizginin önündeki setin farkına vararak, doğru hamleler yapıp, yanlışa, yanlış adımlara itiraz ederek, yola revan olmak gerekiyor.

***

BİR SÖZ

Size beğeneceğiniz şeyler söylemeye gelmedim. Beğenseniz de beğenmeseniz de HAKİKATİ söylemeye geldim.

Malcom X